20.05.2013, 00:00

Üçüncülük Sonunculuktur!

Üçüncülük Sonunculuktur!
Sezon başında Beşiktaş'ın şampiyon olabileceği yönünde "Gizli inanç" taşıyan biri olarak hayal kırıklığı yaşıyorum. 
Kimse "Üçüncülük başarıdır" diyerek Beşiktaş'ı küçültmeye kalkmasın. 
Bu takım yüzyılı aşkın süredir her zaman zirveye oynuyor. Şimdi kalkıp üçüncülük başarıdır diyenler, akıllarınca teknik heyeti, yönetimi, futbolcuları ya da kendilerini yüceltirken Beşiktaş'ı  küçültüyor.
Türk futbolunda Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe için tek bir gerçek vardır o da Üçüncülüğün sonunculuk olduğu gerçeğidir. 
Sizi bilmem ama "Üçüncülük başarıdır" sözü bana batıyor.  "İki Büyükçülerin" ekmeğine yağ, yağcıların ekmeğine bal  sürüyor.***
Trajikomik Rekor!

2000-2001 sezonunda 34 karşılaşmada 48 gol yiyerek lig tarihindeki en çok gol yediği sezonu yaşayan Beşiktaş, bu sezonu 49 gol yiyerek tamamladı ve olumsuz anlamda bir  rekor kırdı. 
Bu rekorun en trajikomik tarafı; gol yeme rekoru kıran takımın, teknik heyetinin tamamının futbolculuk kariyerlerini savunmacı olarak tamamlayan kişiler olması.Samet Aybaba, Ulvi Güveneroğlu ve Recep Çetin. İki sağ bek bir stoper! Sadece bu istatistik bile başarısızlık için yeter.
Türkiye liginde başarılı olmak istiyorsanız önce savunmayı sıkı tutup gol yememek zorundasınız Lucescu'nun da söylediği gibi "Siz Beşiktaş'sınız, bir şekilde gol atar ve kazanırsınız."***
Yine Aynı Operasyon!

Ne gariptir ki Hilbert ve Fernandes bu sezon Beşiktaş'ın ele avuca gelen iki yabancısı.
Gündeme baktığınızda gidecek mi, kalacak mı? tartışmasının odağında, topun ağzında yine onlar var!
Kimse MC Gregor, Escude, Niang, Dendinho hatta Almeida'dan bahsetmiyor çünkü bu oyuncular yeterli katkı sağlamıyor ya da bazı güçler tarafından potansiyel tehlike  olarak görülmüyor. 
Ne zaman ki faydalı bir oyuncu olsun, anında operasyon başlıyor. İşin en acı tarafı da maalesef Beşiktaş'ta bu olaylara çanak tutuyor.
Sonuç olarak Beşiktaş Feda sezonuna Veda etti.
Korkarım ama sanırım daha bitmedi. 
Stat konusu işleri zorlaştırıyor.
Üstelik tüm yollar Olimpiyat stadına çıkıyor.
Kısacası Feda sezonu bitiyor, Cefa sezonu başlıyor..***
Ya Aday Çıkarsa?

Şimdi herkes Samet Aybaba'nın durumunu merak ediyor. 
Benim duyumum, Beşiktaş'ta ki görevi bitti. Hatta Önder Özen gizliden gelip yeni hocayı kafasında belirledi.
Fakat ben asıl  16 Haziran'da ki seçimli kongreyi merak ediyorum.
Kafamı kurcalayan bir şeyler var... 
16 Haziran'da başkanlık seçimi yapılacak. Fikret Orman kimsenin aday olmayacağını ya da karşısına ciddi bir rakip çıkmayacağını  düşünerek bu kararı almış olabilir ama Ya çıkarsa?
Mesela bu günlerde adı sıkça geçen Serdal Adalı aday olursa? 
Adı başkan adaylığı için geçen İbrahim Altınsay ile yakın dostu Hüsnü Güreli'yi de yönetimine alırsa? Muhalif kanadın da tam desteği ile yarışa en azından ortak olursa?
O süreye kadar mevcut yönetim de yeni bir hocayla anlaşmak zorunda kalırsa, ya da 1+ Opsiyonu olan Samet Aybaba'nın sözleşmesini uzatırsa?
Yeni başkan adayı da, "Ben bu hocayla çalışmam benim hocam dünyaca ünlü bilmem kim olacak, 16 Haziranı bekleyin kardeşim derse? 
Gelecek ve gidecek futbolcular konusunda anlaşmazlık çıkarsa? 
Mevcut başkan "Hilbert gitsin", yeni aday ise  "Yok o bana lazım" derse?
Mevcut başkan, Olimpiyat'ta yeni başkan adayı Kasımpaşa'da oynayacağım derse?
İşler sizce de biraz tuhaflaşmaz mı?
Hiç de uzak olmayan bu senaryo nedeniyle, Beşiktaş'ta kimse 16 Haziran akşamına kadar kımıldayamaz, resmi karar alamaz, imza attıramaz. Uygulayamaz!
Bu da gelecek sezonun planlamasını ne derece olumsuz etkiler bilinmez.
Beşiktaş'ın yeni sezon için kaybedecek tek bir günü yokken, bu sebepten yaşanılabilecek olumsuzlukların hesabını, kimse kimseye veremez. Kısacası bu seçim sürecinden kimseye bir fayda gelmez. 

Öyle ya da böyle, yönetim seçim kararını aldı ve süreci başlattı. Haydi Hayırlısı...

Gelişmelerden Haberdar Olun

@