Töre'nin Mayası

Belgrat’taki maçın büyüsüne kapılıp da
İstanbul’daki maça “Domuz Bağı” saklamanın bir alemi yoktu.
Orada Balkan havası vardı,
Burada Boğaz’ın sert rüzgarları…
Orada ‘Kopmuş’ bir Partizan vardı.
Burada kopanları dikmek isteyen bir terzi.
……………….
Sonuç olarak dün geceki maç
Bir nevi lig maçıydı.
Ve her maçın ayrı bir önemi vardı.
……………….
Psikolojik esen soğuk rüzgarla
Atmosferde var olan soğuk rüzgar arasında ne gibi benzerlik var derseniz,
Birinde ruhumuz üşüyor, diğerinde bedenimiz.
Ve ikisinde de hastalanıyorsunuz.
Tribünlere baktığımızda da görünen manzara bu.
……………….
Sahaya baktığımda ise
Sütten dili yanan Bilic’in
Yoğurdu üfleyerek yediğini gördük.
Tedbirli
Mesafeli
Ve öne çıkmadan bir oyun tercih etmişti.
Bu arada köy takımı görüntüsünde olan Partizan da
Üflenen yoğurt oluyordu.
Sütü de siz düşünün gayri.
İkinci yarıda yoğurt muhabbetinden sıkılan Gökhan Töre’nin Hocası’na
‘Göle maya çalayım mı?’ dediğini duyduk.
Aldı kaşığı eline
Bir penaltı yaptırdı sonra da Demba’yı gol manyağı.
Yediğimiz golü ise klasik bir Beşiktaş hastalığı olarak niteliyorum.
Tedavisi olmayan hatta ırsi…
Ve son olarak
Sevgisizlik denizinde yoğrulmuş bu dünya düzeninde camia bir öneride bulunuyorum.
Bir elinize güvercin, bir elinize zeytin dalı alın.
Ve mutlaka barışa uçun…

YORUM EKLE