Lider olup da her dakika problem yaşayan bir camia olabilir mi?
Hep bir sorun yaratılıp, o konu deşilerekten gündem yaratılabilir mi?
Ya bir destur deyin!
Hep içten içe yiyoruz kendimizi ne hikmetse.
Daha geçtiğimiz pazartesi G.Saray maçına kaleci tartışmalarıyla hazırlandık.
O geçti
Dün geceki maça da aynı kavganın devamıyla geldik.
Bir kaleci sorunudur gidiyor.
Yetkili kimse, yönetim ya da teknik heyet
Konuşmadığı ve konulara açıklık getirmediği için
Yani argo ağızla racon kesmediği için
Dış mihraklar ölçü biçiyor, algı yönetiyor.
Ruhlar alemi, gece alemi ve sanal alem hareketleniyor.
E dolayısıyla taraftar fatura kesiyor.
Allah aşkına çıkın konuşun ve sorumluluk alın.
İnsanları gelgitlere atıp, muallakta bırakmayın.
Hem oyuncuya yazık hem çilekeş taraftara.

“Tükürüğün donar” derler ya
Öyle bir soğukta başladı maç.
Birer karşılıklı şut yan ağlarda kaldıktan sonra
“Oyuna hakim olabilir miyiz?” diye düşünürken
Osmanlıspor’un orta sahada kalabalık olup
Üstümüze üstüme geldiğini gördük.
Tam “Biz bu maçları severiz” diyecekken
Adamlar gitti gitti gol attılar iyi mi!
Yanlış defans yerleşkesi
Topla beraber çıkamama
Ve hamle alanını rakibe bırakma
Böyle bir pozisyon hazırladı bize.
Bir eve çağırıp lokum ikram etmediğimiz kaldı zaten: 1-0.
Sonra denge kurmaya çalıştığımız anlarda 2-3 faul atışı kullandık.
Bunlardan sonuncusunda
Quaresma anonim şirketiyle Gomez yapımın ortak icraatını seyrettik.
Biri ortaladı, biri bombaladı: 1-1.
Devre böyle biter derken
Beşiktaş defansını sinema günlerinde yakalayan Osmanlıspor
İlk yarıyı maalesef önde bitirdi: 2-1.
Penaltı tartışmalarının ortasında soyunma odasına gidilirken
Beşiktaşlı futbolculara şunu söyleyebilirim ki
Hakemler inisiyatif haklarını sizden yana kullanmazlar. Net.

İkinci yarı başladığında bir ara melekleri gördüm sahada.
Sosa’nın koluna girmişlerdi.
Bir baktım top, Osmanlı ağlarına gitmiş: 2-2.
40 kişiyle maç seyrediyoruz.
Kimse o topun nasıl ağlara gittiğini anlamadı iyi mi?
Bu arada Sosa’nın hakkını verelim, iyi vurmuş topa.
Sonra zaman durdu.
Takım durdu.
Şenol Güneş durdu.
Durmayan bir adam vardı.
Sosa.
Verin kardeşim topu dedi.
Verdiler.
Aldı, yürüdü yürüdü yürüdü.
Ta ki güneşi görene kadar.

ALEN MARKARYAN/ AKŞAM