BU sezon adeta Beşiktaş’ın yaratıcılık jeneratörü olan Oğuzhan yokken, Sosa’nın fabrika ayarlarına dönmesi olmazsa olmazdı. Zaten Töre ile Olcay’ın ilk yarıdaki anlaması zor gariplikleri nedeniyle Beşiktaş hücum sürekliliğini kuramadı. Hatta ilk 45’te oyun üstünlüğü az farkla da olsa Kayseri’deydi. Bu ilk yarı Sosa ve Atiba hariç bu sezon Beşiktaş’ın en az iyi oynadığı 45 dakika oldu. Kolektif A planı tekleyince, Sosa adeta bireysel B planını devreye soktu. 
Nihayet uzun süre sonra Mario Gomez’in arkasına değil de koşu yoluna pas atmayı akıl eden ilk oyuncu Sosa’ydı. Tabii asistinden önceki boştaki en müsait arkadaşını arayan araştırmacı driplingleri, o driplinglerin temposu hepsi de geçen sezon büyük fark yaratan Sosa’dan özetler niteliğindeydi. Mario Gomez, golünü atmadan önce ezbere vurmak yerine ısrarla önünü boşalttı. Cenk’in bu golü tekrar izleyip ceza alanında Gomez soğukkanlılığını kendi oyun tarzına eklemesi gerekiyor. Töre kendine gelmeli Sosa’nın bireysel B planı, geçen sezon adeta ikizini attığı sol kanattan sağ ayak içiyle sol doksana frikiğiyle devam etti. 

Ancak Sosa’nın başarılı bireysel performansına rağmen Beşiktaş sezon başındaki başarılı oyun seviyesine dönemedi. 2. yarının başında Gomez pas cömertliği ile pozisyon harcama hovardalığını karıştırmasaydı, ilk 45’e göre performansı düşen Kayseri’ye erkenden havluyu attırabilirdi. Tabii Sporting-Galatasaray zorlu fikstürüne girilirken önemli bir noktaya da parmak basalım: 1 ay öncesine kadar Beşiktaş’ın adeta kare asından birisi olan Gökhan Töre’nin bu düşük performans ve afra tafraya bir an önce son verip kendine gelmesi gerekiyor.