Son düzlükte Halis Karataş

 Baskıyı yedikçe gerçek gücün sekteye uğrar gibi olur.

Heyecan, panik…
Bireysel yeteneklerin öne çıkamaması gibi.
Mühim olan baskı altındayken grafiğini yükseltmektir.
Dış dünyaya benliğini kapatıp, bildiğini okumak mesela.
En önemlisi de budur bence:
Baskıyı hissetmemek.
İşte Sivas maçı…
Bir gece evvelden başlayan gecenin devamı sanki.
Maçı yöneten hakemle doğru dürüst maç bile kazanamamışız.
Ve Fener’in 1 puan öne geçmesinden mütevellit
Psikolojik baskı her haliyle ortada.
Allah’tan yüreğimin içine oturtacağın bir taraftar söz konusu tribünde.
Hınca hınç…
Baban gibi hep yanında.
Anneciğin gibi hep yürekten.

Akıllara zarar kaleci hatası…
Ve akıl almaz Olcay cömertliği ile başladı maç.
İlk 10 dakikada Sosa’nın kaçırdığı ile
3 tane %100’ümüz var.
Sonra tam 32 dakika sıfır pozisyon.
Ta ki penaltıya kadar.
Gomez’in gole çevirdiği bu penaltı sonrası
Pozisyon için “Penaltı değil” diyenler
Yıllarca verilmeyen penaltılarımızı yâd etsinler.
Ve bunu hakemlerle kaybettiğimiz puanlara saysınlar.
İkinci yarı Sivas’ın şok kontrasıyla başlasa da
Beşiktaş önde yaptığı pres sayesinde iki net pozisyon yakaladı ve harcadı.
Ama arkada bırakılan boşluklara çare bulamamak, göz göre göre pozisyon vermek hiç hoşuma gitmedi.
Bu arada Şenol Hoca’nın geç kalınmış bir Olcay değişikliği var.
Gününde olmayan bu arkadaşımızı daha önce oyundan alması gerekirdi diye düşünüyorum.
Sonra Beşiktaş’ın oyun tarzını rakiplerin öğrenmesi
Ve ona göre oyun planı kurmasına
Şenol Hoca’nın da değişiklik taktikler üretmesinin
Şart olduğunu notlarımın arasına düşüyorum.
Çünkü ligin ilk bölümünde rakiplere kurduğumuz ezici üstünlük
Her hafta erimekte.
Ve bu da en başta bahsettiğimiz psikolojik baskıyı iliklerimize kadar hissettirmekte.
Neyse!
Oğuzhan’ı son düzlükte Halis Karataş’a benzettim.
Şöyle atını sola çekip…

YORUM EKLE