Sivas Maçına Niyet Santander'e Kısmet

 Tarih 3 Kasım 2007...

Stat Saracoğlu...
F.Bahçe-Beşiktaş maçı...
Bize ayrılan tribün salkım saçak...
Dakika 89...
Ve 2-1 mağlubuz...
Bu sırada Beşiktaş can havliyle saldırıyor.
Amaç en azından beraberlik.
Tezahürat kesilmiş ama umut kesilmemişti.
Heyecan doruktaydı.

YÖNETİM UYUMA!..

"Bir son dakika golü olur mu?" derken;
Higuain'i havada, topu ağlarda görüyordum.
Tribün üzerime düşmüştü adeta.
Nefes alamıyordum.
Gol sesi 3-4 dakika sürmüştü.
Müthiş seviniyorduk anlayacağınız.
Birden...
Birden o uğultu kaybolmuştu.
Belli ki bir şey vardı.
Düzeldik ve bir de baktık ki.
Hakem İsmet Arzuman, golü iptal etmiş.
Bir duygu sarmalı...
Bir duygu karmaşası ki sormayın...
O gün orada o anı yaşayan hiçbir insan evladı...
Hayatının o dakikalarını, ömür boyu unutamaz herhalde.
Canımız yanıyordu.
Hep bu aksilikler, bu skandal kararlar, Beşiktaş'ı mı bulacaktı?
Ve isyan başladı.
'Yönetim uyuma Beşiktaş'a sahip çık.'
Ana görüş buydu...
Bütün tribün avazı çıktığı kadar bağırıyordu.
Yasa gereği önce Fener seyircisi stattan ayrılacaktı;
Öyle de oldu.
Sonra yine yasa gereği biz en az 1 saat daha bekleyecektik.
Bunu fırsat bilip, oracıkta mini bir toplantı yapıp,
Başkan'a iletilmek üzere bir karar aldık.

HOCAM BUNU SAY!

"Federasyona ve hakemlere öyle bir protesto yapalım ki;
Bütün dünya ayağa kalksın.
Önümüzdeki Sivas maçına Paf takımla çıkalım.
Ve ilk dakikada kendi futbolcumuz, kendi kalemize gol atsın.
Sonra bütün takım orta sahada toplanıp, önceden hazırlanıp, forma altı tişörtlerde yazan,
'Hocam bari bu golü say' 
Yazısını hakeme okutsun...
Şayet bu fikrimiz onaylanır ve kabul görürse, tribün olarak yanınızdayız."
Ve orada hemen Sinan Engin'i aradık.
Tribünün ortak fikir olarak aldığı bu kararı,
Başkan'a söylemesi için kendisine ilettik.
Ve Beşiktaş futbol takımı,
Ertesi gün Liverpool maçı için İngiltere'ye uçtu.
Ve o hazin maç...
Maçtan önce Sinan Engin, aldığımız kararı Başkan Yıldırım Demirören'e iletmiş.
Ve 'Okey' almış.
Ama biliyorsunuz ki hayatın akışı hiçbir zaman,
Sizin hesapladığınız gibi gelişmiyor...
Gün oluyor,
Merhamet, vicdan, mantık...
Hepsi birden karşısınıza dikiliyor.
Ve Sivas maçındaki protesto kararı;
Liverpool maçının o garip sonucu hesaplanmadan alınmıştı.
Camia da büyük infial yaşınıyordu.
Ve futbolculara da büyük sitem ve kızgınlık vardı.
3 gün sonra yapılacak protesto, 
Ülke gündemine bir şekilde sızmıştı.

BÜYÜK FIRSAT KAÇTI

Yanlış hatırlamıyorsam cuma günüydü.
Telefon titremeye başladı.
Öbür uçtaki ses...
Protesto olayının olamayacağını, 
Çünkü,
Ertuğrul Sağlam'ın başkanla görüştüğünü,
Futbolcuların bayağı tedirgin olduğunu,
Ve hepsinin yemin ettiğini,
Alınlarına sürülen bu lekeyi silmeleri gerektiğini, 
Paf takımla çıkıldığı vakit kendilerini affettirecek zemin kalmadığını,
Israrla başkanın bize bir fırsat tanıması gerektiğini savunup,
'Bu konuda da diretiyorlar'
dediğini bana bir şekilde anlattı.
Yıldırım Demirören de bu sözler üzerine,
Takdirin Ertuğrul Sağlam'da olduğunu söylemiş,
ve noktayı koymuş.
Bu olay bize iletildiğinde,
Ne yapacağımızı şaşırmış,
Dünyanın asla göremeyeceği,
Sonuna kadar haklı bir protestoyu da kaçırmıştık.
Başkan da sözünde durmamakla suçlanmıştı.

DÜNYA GÜNDEMİNDE...

Racing Santanderli futbolcular geçen hafta başkanlarına karşı ve sonuna kadar haklı olarak bir direniş ve protesto yaptılar.
Tribündeki taraftarlar da onları bağırına bastı.
Ve bu protesto dünya gündeminde ilk sırayı aldı.
Bu haksızlığa karşı yapılmış haklı direniş beni aldı eskilere götürdü.
O zaman bu direnişi biz gerçekleştirip,
Bazı şeyleri kamuoyuna anlatabilseydik,
Kim bilir şimdi birçok şey çok farklı olabilirdi.
Neyse!
"Belki bir gün lazım olur" diyerekten...
Sizin de ilginizi çekeceğini umaraktan...
Bu anımı sizle paylaştım.
Hadi rastgelsin!

Şu Toraman mevzu

Allah biliyor ya,
İbrahim Üzülmez'in bu takımdan gönderilmesine gönlüm hiç razı olmadı.
Öncelikle Beşiktaş'a uzun yıllar kaptanlık yapmış kişilerin, öncelikli olmasına inananlardanım.
Kaldı ki İbo'nun, 
Oyunculuğu da kaptanlığı da... 
Gönderilişine neden olan hırsına yenik düşmesi de ortadadır.
Taraftarla bağı o kadar kuvvetliydi ki;
'İbo doğru söyle, bugün ne içtin' tezahüratı bile bunun en büyük kanıtıdır.
Hem gönderilmeyi hak ettiğine inanmıyorum...
Hem de o dönem bizim üstümüze düşeni yaptığımıza... 
O yüzden kalbin hem ezik hem de buruktur kardeşime.
Şimdi aynı olay Toraman'da cereyan ediyor.

CEZA BEŞİKTAŞ'A

Beşiktaş kaptanlığı yapan bir kardeşimiz,
Aylardır idam sehbasında.
Ne asıyorlar...
Ne de 'Özgürsün' diyorlar.
Tamam hataları olabilir...
Üzülmez gibi hırsına yenik düşmüş olabilir...
Ama neticede Beşiktaş'a ihanet etmemiş.
Feda yılında önüne konulan kontrata burun kıvırmamış... Ama yok ille de ceza verecekseniz Toraman'a verin. 
Beşiktaş'a değil.
Cezalıların ve sakatların cirit attığı bu dönemde...
Bu futbolcu yokluğunda...
Mesela Trabzon maçında...
Necip'in oynadığı yerde, yani kendi yerinde pekala oynayabilirdi.
Siz Toraman'ı takımdan keserek, asıl Beşiktaş'a ceza veriyorsunuz.
Sevgili yöneticiler!
Sizin yapmanız gereken küskünleri barıştırmak...
Kırık kalpleri onarmak...
Herkesi kucaklamak...
Ve Beşiktaş'ı ayağa kaldırmaktır.
Kardeşlik olgusu ve algısı olmadan;
Camialar başarıyı asla yakalayamazlar...

YORUM EKLE