08.12.2011, 00:00

Şikeci Platini

Futbolumuzu sarsan şike skandalı her gün farklı bir boyut kazanırken başta Platini olmak üzere UEFA’nın dayatmalarıyla içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
UEFA Temsilcisi Cornu’nun Türkiye’ye yaptığı, hasar tespit ziyaretinin yankıları sürerken, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’n den MEN edilmesine kadar uzanan süreçte oluşan ”Sözde” kanaat faktörü, futbolumuzun kanını emmeye devam ediyor.
 

Gizlilik ilkesiyle yürütülen soruşturma kapsamında şu ana kadar bazı suç ve suçluların kesinleştiği yönünde ki haberler de, hiçbir belgenin resmen afişe edilememesi sebebiyle hala havada kalıyor.
İşte bu süreçte başta UEFA başkanı Platini olmak üzere, bu kurumun Uluslararası yetkilileri, aklımıza kazıdıkları “Kanaat” adı altında ki dayatmalarla beynimizi yıkıyorlar.
 

Öyle ki; Platini kendisine yöneltilen “Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Liginden neden MEN ettiniz,  Şike yaptığına dair elinizde bir belge var mı? Sorusuna:
“O zaman neden yöneticilerinin yarısı hapiste” Şeklinde cevap vererek, bir kanaat algılaması yaratıyor.
Ayrıca çoğumuz fark etmesek de, Fransız Futbolunun bu efsane adamı “Şampiyonlar Ligi gibi saygın bir organizasyon da söylentiye bile yer yok” diyerek, aslında Fenerbahçe üzerinden Türkiye’nin onurunu ayaklar altına alıyor.
Suçlu olduğu kesinleşmeyen Fenerbahçe’yi MEN ediyor, Henüz aklanmayan Trabzonspor’u davet ediyor.
 

UEFA Merkez kafasına göre herkes!
Sadece iddiaların araştırma aşamasında olduğu dönemde,  bir takımı tarihinde ilk kez böyle bir suçtan itham ederken, Dünya futbolunun “Fakir ama gururlu delikanlısı” konumunda ki Türkiye’nin alnına da kara bir leke sürüyor.
 

Yani Platini, Türkiye’de oluşturulan Fenerbahçe nefretini fırsat bilerek kardeşi kardeşe vurduruyor.
Fenerbahçe’ye karşı diğer takım taraftarlarının bakış açısını, bu açının medyada yansımalarını, ortaya atılan iddiaları, o iddiaların Avrupa basınına yansımalarına da, “Kanaat” diyor. Ama kanıt ile kanaati bilerek ve isteyerek birbirine karıştırıyor.
Bu mesleği yapan Bir Beşiktaşlı olarak, Fenerbahçe’ye yapılan bu zulmü dün gece Futbol Smart da anlattığım bir 90 dakikada derinden hissettim.
 

“Şampiyonlar Liginde spekülasyona yer yok” diyen UEFA Patronu, kendi ülke takımı olan Lyon’un, Dinamo Zagreb’i sözüm ona “Spekülasyona bile yer olmayan Şampiyonlar Liginde” deplasmanda 7-1 yenerek adını bir üst tura yazdırmasını mide bulantısı eşliğinde anlattım.
 

Kısaca özetlemek gerekirse:
Devler Ligi (D) Grubunda, R.Madrid’in lider çıkmayı garantilediği son hafta maçına, 2.Sırada ki Ajax’ın 3 puan ve 7 Averaj gerisinde giren, Fransız temsilcisi, bir mucize için sahaya çıkıyordu.
Beş maçta sadece İki gol atabilen bu Fransız, son maçta hem de deplasman da, Zagreb’e, yemeden 5 yada 6 gol atacak, hem de Ajax’ın Hollanda’da garantilemiş Madrid’e karşı (hem de) yedek kadrosuyla yenilmesini bekleyecekti.
 

Futbol da olmaz diye bir şey yok. “Yersen tabi”!
Zagreb’de vasat geçen ilk yarının ardından 10 kişi kalan Dinamo Zagreb, o haliyle, 40. Dakikada 1-0 öne geçiyor. Ancak ilk yarının son dakikasında Lyon, Gomis’in golüyle soyunma odasına 1-1 giriyor.
Aynı dakikalarda ise Hollanda’dan ilk yarıyı, Real Madrid’in 2-0 üstünlükle tamamladığı bilgisi iletiliyor.
 

Zaten ne olduysa da ondan sonra oluyor…
Lyon 2.Yarı başlar başlamaz önce garip pozisyonlar buluyor ama kaleyi tutturamıyor!  Sonra ne mi oluyor?
Lyon 5 dakika da 3 gol atıyor. Üçüncü gole, maçı çeken yönetmen de yetişemediğinden, Gol değişik açılardan ekrana gelirken, Lyon bir gol daha atıyor. Sonra bir tane daha ve sonra bir daha…
 

Hele ki, Lyon’un 3. Golünde, Zagreb li oyuncular kendi filelerinden çıkarttıkları topu “Gülümseyerek,  hatta yanlış görmediysem, “Göz kırparak” Lyonlu oyunculara veriyor, onlarda yine sadece gülerek,  orta noktaya topu getiriyor. Hızlı değil ama Emin adımlarla?
Fakat Matematiksel olarak, Lyon’un 2 gole daha ihtiyacı var ve Zagreb li oyuncular gereğini yapıyor. Hem de kalelerini açarken çaktırmama gereği bile duymadan!
 

Son 15 dakikaya Lyon deplasmanda 6-1 önde giriyor. Son da nemi oluyor?
Lyon, tam 15 dakika orta sahada top çeviriyor. Dinamo Zagreb li oyuncularsa pres yapma gereği bile duymadan seyrediyor. Tam 15 dakika. Bıkmadan, usanmadan, utanmadan…
Ve maçın İngiliz hakemi maçı 3 dakika uzatmasına rağmen, inadına 4 dakika oynatarak, yaşananları resmen protesto ediyor ve o hakem, maçı öyle bir bitiriyor ki. Adeta küfreder gibi!
Zagreb li bir oyuncunun kulağının dibine sokularak, son düdüğünü acı acı çalarak!
 

Bitmedi. Son düdüğün ardından görüntü çok daha ilginçti.
Alan razı, veren razı şeklinde yine pis pis sırıtılarak formalar değiştirildi. Bazı Zagreb li oyuncular dümenden yere serildi.
Allah var! Ben bu maçın ya da satışın ardından, çantanın verildiğini görmedim ama Platininin, Hemşosu Lyon ile fakir Zagreb, 45 dakika boyunca dünya televizyonlarında maçı izleyen milyonlarca insanın gözüne baka baka Şike yaptı.
Hem de spekülasyona bile kapalı şekilde. Alenen, apaçık, göz göre göre!
 

Şimdi soru şu.
Bu maçın 2. Yarısında ne oldu?
Devre arasında 15 dakika da hangi güç, bu maçı nasıl bağladı?
Yok. “Bu maç olsa olsa, Lyon ve Zagreb li yöneticiler aralarında yapılan pis bir anlaşmadır. Platininin ne işi var ne alaka” diyorsanız yanılıyorsunuz!
Aynı saatte, hatta aynı saniyede başlayan, grubun diğer maçında, Hollanda da Ajax’ın evinde Real Madrid’e 3-0 kaybettiği maçta, Ajax’ın nizami İki golünün verilmediğini de biliyor musunuz?
 

Bu olay, Platini’nin organize ettiği bir iş değilse ve, Zagreb’de yaşananlar çirkin bir tesadüften ibaretse, Hollanda da ki maçı, kimin kumanda ettiğini düşünüyorsunuz?
 

Ayrıca, Lyon’un göz göre göre maçı bağlayıp da futbolcuların son 15 dakika top çevirme cesaretini nerden ve kimden aldığını sanıyorsunuz?
Hadi, Lyon’u geçin. Dinamo Zagreb gibi savunmasız, lobisiz bir Hırvat takımının spekülasyona bile yer olmayan, “Bu itibarlı organizasyon da” bir maçı göz göre göre satmasında ki deli cesaretini kimden aldığını tahmin ediyorsunuz?
 

Korkarım bu işi Futbol Tanrıları planlamadıysa, ortada tek bir olağan şüpheli var.
Kirlettiğimiz futbolumuzu, çamurda boğmayı arzulayan, ünlü Fransız düşünür Michal Platini!
Kanaatleri ve kehanetleriyle, Fenerbahçe’yi bu organizasyondan defeden, Fenerbahçe’nin kellesini isteyen, “Yoksa ben topunuzu keseceğim” diyerek topumuzu bir birbirine düşüren Platini!
 

Elimde hala, Platini’nin bu işin içinde olduğuna dair yeterli bir kanıtım olmadığını söylüyorsanız,1 Gün arayla bizzat bendenizin anlattığı iki Şampiyonlar Ligi maçını bir kez daha izleyin derim.
 

Hee Unutmadan söyleyeyim.
Salı gecesi, Marsilya’nın Dortmund ile Almanya’da oynadığı Şampiyonlar ligi maçını da yine bendeniz anlattım.
Hani Fransız Marsilya’nın Alman Dortmund’u 2-0 dan 3-2 yendiği ve Şampiyonlar Liginde yoluna devam ettiği! Hatırladınız değil mi?
Dortmund 2-0 öne geçmesine rağmen gruptaki diğer maçtan gelen haber sonrası, umudunu kaybedince nedense bir anda el frenini çekip maçı da 3-2 kaybediverdi?
 

Oradaydım!
Elimde sağlam ses kayıtları var. Kendi sesimden.
Gizli görüntü kaydı desen? Maçı 30 Kamera çekti, üstelik en HD sinden.
Benim elimde bunlar var.
Peki ya onlar? Türk futbolunu neye göre yargılayıp astılar?
 

Bunları görüp anlatıp bir de yazdıktan sonra, topumuzun içinde bulunduğu durum ve Fenerbahçe’ye o ligde yapılanlar ağrıma gitti.
Sürekli temiz futboldan bahseden Platini, Lyon’a  ne yapacak bakalım şimdi?
 

Uzun lafın kısası, ben size açık açık söyleyeyim mi?
Bu Platini var ya bu Platini?
Sahtekarın önde gideni!

 

Erdem ULUS

twitter.com/erdemulus

www.kartalbakisi.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

Gelişmelerden Haberdar Olun

@