01.11.2011, 00:00

Senin Doğrun, Benim Yalanım

Carlos Carvalhal ile  ilgili yazdığım yazı yalanlandı.

Elim titreyerek yazdığım satırlar biliyorum ki okuduğunuzda boğazınızda düğümlendi.

Böyle bir acıyı yaşamış bir insanın o büyük yüreği ile hayata tutunmasını okurken bazılarımız yanlış sonuçlar da çıkardı.

Yaşanan bir felaketten dolayı, o felaketi yaşayan insana yapılabilecek en büyük yanlış, bu olsa gerek!

Vay canına öylemi imiş? Yapma ya çok yazık. Ulan Zavallı adama boşuna sövmüşüz!

Carvalhal’in dramından çıkarttığımız ders bu olacaksa, elim kopsaydı da yazmasaydım o yazıyı.

Benim Beşiktaş kültürü içinde duyduğum en iz bırakan söz şudur. “Önce iyi bir insan, sonra olabiliyorsan iyi bir futbolcu ve ya iyi bir futbol adamı.”

Tekrar yazdıklarıma dönecek olursak, asıl vurgulamaya çalıştığım mevzu, bir insanın geri dönüşü ve geri döndüğü bu hayatta seçtiği çıkış yolunun sadece başarı olmasıydı.

Bu hocadan hiçbir şey olmaz diyenlere, eskiyi örnek gösterip, eli çenesinde bağlı kulübede oturan, kendi egolarını Beşiktaş’ın üzerinde tutan, başarı için tırmalamayan, ben aldığım paraya bakarım diyerek zırvalayan teknik adamlara inat bir hayata tutunma mücadelesini anlatmak istedim.

Yakın bir geçmişte bir futbolcu arkadaşımla yaptığım sohbette yaşadığı trajedi ile ilgili o üzücü bilgileri öğrendiğimde, siz yazıyı okuduğunuzda ne hissetiyseniz ben de aynı şeyleri hissettim.

Hatta telefonu kapatır kapatmaz ilk işim yeniden telefona sarılıp akşam eve gelmemi bekleyen kızımı aramak oldu. Yaşanan olayın üzüntüsü ile zaten onun kişiliğine duyduğum saygım da iki misli daha arttı.

En azından artık Beşiktaş’a gerçekten bir şeyler vermek isteyen bir adamın o kulübede olduğundan şüphem kalmadı.

O yazıyı yazma nedenim, onu gerçekten tanıyamamış ve karakterini diğerleri ile karıştırmış futbol severlerin olmasını görmemden kaynaklandı.

O buraya sadece bir 'Portekiz' torpiliyle gelmiş gibi görünse de, onu buraya getiren asıl nedenin, hayatın ondan götürdüklerini geri almak olduğunu, dilim döndüğünce anlatmak istedim.

Yazıyı yazmak çok kolay olmadı. Güvendiğim bir futbolcu arkadaşımla onu öven sözlerden bahsederken sözü kişiliğine getirip örnekler verdim, onun bana verdiği örnekse adeta beni koltuğa çiviledi.

Ne diyorsun sen? Dediğimi hatırlar gibiyim.

Bu kahredici bilgi üzerine yaklaşık yarım saatten fazla konuştuk. O arkadaşın da aralarında bulunduğu ve futbolcularla tanışma toplantısında anlatılan bu feci olayı günlerce kafamda yazıp çizdim.

Ama böyle bir acıyı yaşamış bir insana belki gazetecilik kuralını ihlal ederek şu soruyu soramadım.

“Senin iki oğlun öldü mü? Hatta bir tanesi kolların arasında mı can verdi?" Soramadım.

Böyle bir acı yaşamış ve bunu sadece yeni hayatı olarak gördüğü Beşiktaş’ta, bir hayat felsefi olarak sadece futbolcularına anlatan, acılı bir babanın hikayesini yazabilmek için yapmam gereken tek bir şey kalmıştı.

O toplantıda yer alan ve o hikayeden ders alan diğer futbolculara sormak.

İlk telefonum ilk 11’in değişilmez oyuncularından biriydi. Telefonda hal hatır sorduktan sonra konuyu anlatıp sorumu sordum “Bu söylenenler Hoca’nın ağzından dökülürken orda mıydın?"

Cevap: Evet.

Sonra yazıyı yazdım ve beklemeye başladım. Neyi bekliyordum? Sivas maçını. O maç bitsin öyle yazacağım dedim.

Sivas maçında, çok değer verdiğim bir isim olan Tayfur Havutçu’nun gerçek boyutlardaki maketini tam da Carlos Hoca’nın yanına ürkütücü bir gölge gibi koymalarına içerlediğimden bir an önce maçın bitmesini ve içimdekilerin dökülmesini bekledim.

Ve o yazıyı şöyle bitirdim “Bütün bunları kazandığın bir maç sonrasında bilmeni istedim”

Beşiktaş’lı bir futbolcu kardeşimden aldığım bu hayat dersini, özüne sözüne çok güvendiğim ve o toplantıda olan bir diğer futbolcu arkadaşıma da doğrulattıktan sonra yazımı yazdım.

Sayın Hocamız Resmi İnternet sitesinden az önce beni yalandı, oğullarının ölmediğini söylerken, hassasiyetten ötürü ise teşekkür etti.

Eğer böyle bir olay hiç yaşanmamışsa gönül rahatlığıyla “Yalancı” olmayı kabul ederim.

Fakat o toplantının ardından gözleri dolan futbolcularına durumu sizin izah etmenizi isterim.

Bir kez daha size olan tüm inancımla,

Selam sana Carlos Hoca…

Erdem Ulus

Gelişmelerden Haberdar Olun

@