Maç öncesinde Beşiktaş yedek kulübesinin hemen yanında Tayfur Havutcu’yu gördüğümde çok şaşırdım.

Tayfur Hoca dediysem, kendisi değil tabii ki, maketi.

Beşiktaş yönetimi yine kendi aklınca jest yapmış, sözde ihmal ediliyor diye yazılan Tayfur Hoca’ya sahip çıkmış?

Tayfur Havutcu’nun gerçek ebatlarda bir maketi, aynı canlı gibi, ne yalan söyleyeyim irkildim.

Tamam Tayfur Hoca’ya inancım her Beşiktaşlı gibi tam. Bu takımın gerçek hocası da o, kabul ama bu kadarı biraz fazla.

Her kötü sonucun ardından yerle bir edilen ve bu takımın teknik direktörü olarak kabul edilmeyen, dışlanan, her fırsatta ezilen bir insan var hemen o maketin yanında. O da, Carlos Hoca!

Karşıdan baktığınızda hangisi canlı, hangisi maket anlaşılmıyor aslında.

Yanına yaklaştığınızda hangisi bu takımın başında hangisi tutuklu o da çok belli değil bana kalırsa.

Tayfur Havutcu, Serdal Adalı, Ahmet Ateş. Birinin diğerinden farkı mı var yoksa? Tayfur Beşiktaş’ın çocuğu da diğerleri üvey evlat mı oluyor bu durumda?

Ya Serdal Adalı? Onun maketi nereye asılacak statta? Sahi Ahmet Ateş nerede duruyordu maçlarda?

O vakit şeref tribününe de bir 'Serdal Adalı Heykeli' koysaydınız ya?

Tayfur Hoca’nın maketini kulübeye dikenler Carvalhal’i görmezden geldiler. O ses çıkarmıyor. Hatta yanında durup poz veriyor. Ama yüzü gülmüyor.

Carvalhal her şeyi aşmış bir hoca, kompleksleri, ihtirasları yok. Aslına bakarsanız kaybedecek de bir şeyi de yok.

Hocalığı bir tarafa, o bu dünya da yaşanabilecek her türlü acıyı yüreğine gömmüş bir baba.

İki evladını bir trafik kazasında kaybetmiş.

Bir oğlu olay yerinde ölürken diğeri hastanede kollarının arasında can vermiş. Canı çok acımış, nasır bağlamış. Bir ara her şeyden vazgeçmeyi istemiş ama pes etmemiş.

Ölmenin kolay olduğu bir zamanda yeniden doğmayı seçmiş. İki çocuğunun acısını yüreğine gömüp Beşiktaş’a gelmiş ve bu anlattığım hikayeyi de takımla yaptığı ilk toplantıda futbolcularına kendisi anlatıp yardım istemiş. Bana yeniden yaşama şansı verin. Ben buraya ölmeyi reddederek geldim.

Beni üzen, o yokmuş gibi davranmak, her başarısızlıkta acımasız eleştiriler yapıp en ufak başarıda başkasının adını haykırmak.

Sahi sen kimsin Carvalhal? Neden geldin İstanbul’a? Burası senin yeniden doğacağın yer değil anlayamadın mı hala?

Mağlup bitirilen bir maçın ikinci yarısında Rüştü’nün de takım arkadaşlarına seni göstererek isyan ettiği gibi. “Şu adamın hırsının yarısı bizde olsa kazanılmadık kupa kalmaz ortalıkta!”

Senin yeniden var olma savaşı verdiğin bu takımda, yürümekten aciz yıldızlarla gökyüzüne uzanamazsın hoca!

Senin yaşam mücadelesi olarak gördüğün bu takımda ruhunu teslim etmiş futbolcular olursa, yeniden doğmak imkansız bu topraklarda.

Hani bir sabah Metris'e gidip Tayfur Hoca’ya anlattın ya Bu takım senin takımın, başarılı olursam bu senin başarın ama başaramazsam tüm suçlu ben olacağım”

Kendi tabirinle ikinci hayatında, ikinci bir şansın olmayacak bu takımda. Adın, yangında en son kurtarılacakların arasında.

Unutma sen bu takımın emanetçisisin. Var ile yok arasında.

Beşiktaş’taki geleceğini bilmem ama bundan sonraki hayatında yüzün her golden sonraki gibi gülsün.

Sonuç ne olursa olsun, sen emanetine asla ihanet etmedin.

Ve tüm bunları kazandığın bir maç sonrası bilmeni istedim.

Sen belki çocuklarını kaybettin ama şimdiden Beşiktaş'ın çocuğu olmayı hakkettin.

Selam sana Carlos Hoca. Tüm kaybettiklerin adına...

 

Erdem ULUS

erdemulus@kartalbakisi.com

Twitter.com / erdemulus

Foto Galeri ana sayfası için TIKLAYIN!