Saldırılara hazırlanın

Türkiye’de;

Kadın olmak,

Alın teriyle para kazanmak,

Trafikte araba kullanmak,

Engelli olmak,

Dürüst kalabilmek,

Asgari ücretle geçinebilmek,

Madenci olmak,

Bir de Beşiktaş futbolcusu olmak zor..

Beşiktaş taraftarı olmaya pek girmiyorum o farklı bir hastalık türü..


**


Memleketimizde eskiden şöyle bir algı vardı..
“Hakemler İstanbul takımlarını kolluyor.”

Taraftarı öyle kör ettiler ki, o torbanın içine zorla bizi de dahil ettiler..

Yani bunu Beşiktaşlı olan adama inandırmaları zor ama, yine de insanın kanına dokunuyordu..
Sahadaki kamera sayısı arttı, Süper Lig’deki tüm takımların maçları canlı yayınlanmaya başladı..
Artık her açıdan bakıyorlar..

Yani taraftar (genel) çok şükür olayın farkında..
Tek hem fikir oldukları konu Beşiktaş’ın uğradığı haksızlıklar..
Neyse devam edelim;
Şimdi biz enayiyiz ya daha başka yollardan yürüyorlar, yürüdüler, YÜRÜYECEKLER..

“Süleyman Seba sezonu Beşiktaş’ı şampiyon yapacaklar”..

Gibi..
Tabi bize bu yollardan yürürken rakipleri klasik yollardan yürütüyorlar..

Şimdi;

Sahada kaliteli işler yaparak, felsefesi doğrultusunda dürüst oyunla kazanmayı hedefleyen bir takımız..
Dış etkenler faktör olmadıkça bunu iyi yapmaya devam edeceğiz..
Kaliteli ama tecrübe olarak rakiplere nazaran daha düşük profilli futbolcuların taşıdığı bir takım olduğumuz için dış etken sadece hakem olmuyor..
Yorumcusu bir sözüyle, rakip futbolcusu (Melo, Emre, Sneijder gibi..) saha içinde yaptığı bir hareketle Beşiktaş’a el freni olabiliyor..

Biliyorum, bunları konuşmak için çok erken görünebilir, fakat erken değil!
Gelecek her türlü saldırıya şimdiden hazırlıklı olmak gerekir..


**


Neyi farklı yapmalıyız ki, sahada daha az hata yapalım?


**


Şampiyonluk havasına girmeye gerek yok..
Geçen sezon Arsenal maçlarıyla birlikte futbolcuların bile dilindeydi o şarkı..
Daha sakin olmak lazım..
Takım için de ağabey rolü üstlenecek bir futbolcu, gerekirse ensesinden tutup çekecek..
O isim şuan da Tolga gibi, işte gibi daha göremedik..
Bu rol gerçek anlamda şu an saha dışında Şenol Güneş’in omuzlarında, fakat saha içinde o refleksi gösterecek bir futbolcuya kesin olarak ihtiyaç var..
Basının, yorumcunun olumlu/olumsuz gazına gelmeden sabırlı kalmak gerekir..
Konuşulanların Olcay’ın da zaman zaman çıkışlarından takım içinde sıkıntı yarattığını gördük..
Ahmet Çakar’ın “derbicik” zırvalaması gibi vs.
Şenol Güneş’in teknik patronluk dışında ağabeylik ile birlikte mentörlük görevini de üstleneceği kesin..
Belki daha profesyonel yollarla bile çözmek gerekebilir..
Dahası;
Yöneticiler daha az konuşacak, biraz daha sessiz kalacak!

**

Klasik ama zor bir sezon olacağı kesin..
Bu kadro gerçekten başarıyı çoktan hakketti..

Umarım bu kez benzer hatalara düşmeden hayıflanmayız ve sezon sonu layık olduğumuz yerde oluruz..

YORUM EKLE