Rüzgara karşı!

Ezeli rakipleri  önce oynayıp kazanmasına rağmen  bunun baskısını hissetmemiş bir görüntü verdi  karşısında.


Maçın tamamında oyunu yönlendiren, istediği zaman tempoyu arttıran bir Beşiktaş izledik.
Takımın adı Beşiktaş değil Fenerbahçe olsa daha ilk yarıda Ersan omuzundan çekildiği anda hakem Abitoğlu penaltı noktasını gösterirdi… Dahası Gençlerbirliği savunmacısının kolu açıkken topla buluştuğu anda ikinci penaltı gelir ve maç o dakikalarda biterdi!


Yani, yanisi şu; hakem faktörü anlamında Kartal rüzgara karşı koşuyor.


Gençlerbirliği oyunu kilitlemeye çalıştı ve ilk 45'te de bunu başardı. Olcay ve Töre kanatlardan yeteri kadar bindiremediler, Demba Ba istediği topları alamadı ve Beşiktaş baskı kuramadı. Tüm bunların temel sebebi ise Oğuzhan kardeşimin temposuz oyunuydu. 



Baskıyı kur, golü bu


İkinci yarıda işin şekli biraz değişti.


Oğuzhan'ın yerine giren Kerim ön bölgeye hareket getirdi… Baskıyı arttıran, dönen topları alan Beşiktaş perdeyi açan ve rakibin direncini kıran golü usta ayak Demba Ba'yla buldu… Aslında zor bir frikikti, barajda Beşiktaşlılar dahil 7-8 oyuncu varken ve kaleci kendi solunu kapatmışken topu iğne deliğinden geçirip köşeden ağlara bırakıverdi Demba Ba… Sonra Beşiktaş daha da rahatladı ve Olcay'ın golüyle maçı kotardı.


Uzun sözün kısası şu; ilk 45'te üçer, beşer dakika arayla rakip kaleyi yoklayan Beşiktaş dönen topları alamadığı için ikinci bindirmeyi yapamadı… İkinci yarısı da ise Gençlerbirliği savunmasından dönen birçok topu kazanıp gerçek bir baskı kuran Kartal aradığı golleri buldu. Günümüz futbolunun en önemli gerçeği de bu değil mi zaten; baskıyı kur, golü bul!

YORUM EKLE