Rahmetli Fulya Tesisleri

Beşiktaş’ın Ankara’da aldığı sonuçtan öte, oynadığı futbol taraftarının Gücüne gitti.

Birde maçın ardından gülümseyen birkaç futbolcunun ekrana yansıyan görüntüsü var tabi.

***

Beşiktaşlı futbolcuların 90 dakika boyunca sahada hiçbir varlık göstermemesi nedense benim aklıma Fulya’yı getirdi. Rahmetli Fulya Tesisleri

Böylesine umarsızca oynanan maçların ardından Taraftarla Futbolcunun göz göze geldiği, futbolcunun taraftarın nefesini ensesinde hissettiği, Fulya tesisleri.

O, tesislerin ne denli önemi olduğunu Ferdinand, İngiltere dönüşünde şu sözlerle dile getirmişti.

“Kötü oynayıp da kaybettiğimiz bir maç gecesiydi. Taraftarlarımız bizden önce tesislere gelmiş ve bir hayli de öfkelilerdi. Takım arkadaşlarım tesislerden çıkmıyor taraftarla göz göze gelmek istemiyorlardı sanki. Ben ise eşyalarımı toplayıp arabama doğru hareketlendim. Bana gitme, bekle dediler ama dinlemedim. Kafamı öne eğip hızlıca arabama doğru giderken anlamadığım bir dilde ve öfkeli seslerle bana bir şeyler söylediklerini fark ettim. Söylenenleri anlamadığımdan dönüp cevap veremedim. Sanırım bu onları daha da öfkelendirdi. Sonra üzerime koşanları görünce korktum ve arabayı bırakıp ben de koşmaya başladım Beşiktaş Semtine kadar ben önde, onlar arkamda 20 dakika boyunca durmadan koştuk. Eve geldiğimde nefes nefeseydim.

Sonra düşündüm ve onlara hak verdim. Maçta bunun yarısı kadar koşmuş olsaydım, o maçı kesinlikle kazanırdık dedim. Bana koşmayı Beşiktaş taraftarı öğretti bunun için onlara minnettarım”

***

Ünlü İngiliz Futbolcu, Les Ferdinand’ın Türkiye ve Beşiktaş anılarıyla ilgili bir İngiliz Gazetesine yıllar önce verdiği bu röportaj belki iyi bir örnek olmasa da, bana göre hala çok şey anlatıyor.

Bazen bir futbolcu, onu desteklemeye gelen taraftarının ne hissettiğini bilerek oynamalı. Motivasyonu sağlayan en büyük etkenlerden birinin de birazcık korku faktörü olduğu da unutulmamalı. Kaybetme korkunuz olmalı ki kazanmayı daha çok istemelisiniz.

Öyle ki dünya üzerinde ki bazı futbol takımlarının işçiler tarafından kurulduğu bilinir. Onlardan bazıları oyuncuların motivasyonunu artırmak için sezon başlarında takımı maden ocaklarına indirir ve yerin yüzlerce metre altında çalışan işçiler onlara gösterilir ve denir ki;

“İşte bunlar. Siz kazandığınızda sevinen ve siz kaybettiğinizde bu cehennem gibi yerde üzülen yine onlardır. Bunu bilin ve ona göre oynayın”

İşte bu olay bile hiçbir motivasyon sağlayamadığınız bir günde sizin kazanma dürtülerinizi harekete geçirebilir.

***

Ben Beşiktaş’ta kültürün bir parçası olan Futbolcu-Taraftar bileşkesinin son dönemde yara aldığını düşünüyorum. Beşiktaş’ın futbolcusunun taraftarından kopuk olduğunu görüyorum.

İstanbul açıklarında ki Ümraniye tesisleri çok modern bir yapı olmakla birlikte maalesef bu ruhu yansıtamıyor.

En azından taraftar ve futbolcuyu Asya ile Avrupa gibi bir birinden ayırıyor. Maalesef Yönetim de iki yakayı birbirine bağlayacak bir köprü oluşturamıyor.

Beşiktaş spor kulübünden öte bir kültürdür. Her gelen sporcu bu kültürü hissederse başarılı olabilir.

Bu kültürün ruhunu ise sonuçlardan öte, mücadele ve hırs yansıtır.

Yoksa eve koşarak gitmek kaçınılmazdır.

-------------------------------------------------------------------

Erdem ULUS

www.kartalbakisi.com

Twitter.com / erdemulus

YORUM EKLE