Pazartesi sendromu

“Her gün bir yerden bir yere göçmek ne güzel,bulanmadan dupduru akmak ne hoş” diye başlıyor mesnevide Hz. Mevlana.

“Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım” diyerek devam ediyor.

Ne demiştik futbol ve Beşiktaş’a dair; geçen sezon ki kadro ve oyun anlayışından farklı bir Beşiktaş var bu sezon. Şenol Güneş’in bilgelik kapsama alanı bize neler gösterecek diye merakla ve heyecanla aynı zamanda bi’dünya eleştiriyle bu haftaya kadar geldik. 

Bekleyişin anlık tepkisi lideri selamlamak göstergesinde bakalım bundan sonar ki süreç bize neler gösterecek! Hangi pek kıymetli hakemimiz, nereden nasıl hangi sebeble penaltı üretecek ya da hangi rakip oyuncunun, Beşiktaşlı oyuncu oyundan atılması için sahneleyeceği minik arsız roller izleyeceğiz ya da hangi kulübün yöneticisi olmadı başta başkanı ‘Beşiktaş’ın yolu kesilsin diye Adile Naşit kıvamında hamam kavgasını başlatacak o kurnadan, bu kurnaya doğru Şenol Güneş ve öğrencileri futbol adına dünde kalan doğruların üzerine yeni doğruları söylerken, söylemeye devam ederken.

Birçok futbolsever farkında, Beşiktaş futbolunu oynarken pazartesi sendromu yaşamıyor, yaşatıyor. Quaresma’nın sağ kulvarı asfalt döşeyip, otobana çevirmesi ve adrese teslim kargo sistemiyle gönderdiği o meşin yuvarlağın, yumuşak dokunuşla rakip filelerde yolculuğuna, ihtiyaç molası vermeden son bulmasıyla. Gol atanın, attıranın benlik kavgasına bürünmeyip sadece takım olgusuyla hareket etmesiyle, bir hafta once yaşanan değersiz olayın allanıp, pullanıp medyada servis edilmesine inat, baba oğul ya da  öğretmen öğrenci sıcaklığı artık size hangisi daha doğru gelirse öyle benimseyin kucaklaşmasıyla yaşatılan bir pazartesi sendromu.

Beşiktaş’ın bu sezonda söyleyeceği çok şey var futbol adına, o sene bu senenin devamı niteliğinde. Dinlemek bize düşer camia olarak, tek inanç birlikteliğinde, dinlemek rakiplere düşer bahaneler üretmemek kaydıyla.

Sendrom yaşamak istemiyorsanız, lütfen futbol dilinizi değiştirin.

Sendrom yaşamak istemiyorsanız, lütfen once sahadaki rakibinize saydı duyun.

Sendrom yaşamak istemiyorsanız, lütfen emek hırsızlığı yapmayın.

Sendrom yaşamak istemiyorsanız, hakemleri adalet dağıtım sistemi içinde bırakın…
YORUM EKLE