Oynat Uğurcum!

"Üzerimde Beşiktaş forması  varken
Nasıl yalan söyleyeyim" diyen
Vedat Okyar’ın kardeşleriydik.
Bir Trabzon maçında
Barış Memiş’e gösterilen haksız bir kırmızı kart sonrası
Stadın tamamı "Eyyamcı hakem! " diye bağırmıştı.
Haksızlığı sevmiyorduk
Herkes dürüst, her şey düzgün olsun gibi bir amacımız vardı.
Üstelik bir Ankaragücü maçında
Hakemin kalemize attığı bir gol sonrası
Mağlup takımın taraftarıydık.
Anlayın gayri.
Oysa Metin Tekin o günü bilmeden
Hakemin birine ne de güzel söylemiş,
“Sahana geç de santra yapalım.”
 
Biz bunların hepsini geçtik.
 
Adana Demirspor maçında Veli’nin
Kırmızı kart yiyen oyuncu için
"Bana değmedi bile" diye hakeme gerçeği söylemesi
Fair Play’ı geçin
İnsanlık adına onur vericiydi.
Bence en güzel teşekkür de
Adana Demir tribünlerindeki flamada yazıyordu…
Sonra o flamanın açıldığı maçta Necip
Hakemin korneri gösterdiği pozisyona
"Hayır Hocam, benden çıktı!" diyerek dürüst ve ilkeli spor anlayışımıza bir çentik daha attı.
****************
Benim takıldığım nokta şu;
Fenerbahçe-Galatasaray maçında Semih Kaya
Aut veren hakeme "Hayır benden çıktı, pozisyon korner" dediğinde
Kamuoyundan büyük alkış almıştı
Centilmenlik abidesi gösterildi.
Röportajlar yapıldı
Metin Oktay Centilmenlik Ödülü aldı.
Biz de "Bravo!" dedik
Lakin Semih yaptığında
Adamın çocukluğuna kadar inilip,
Oynanan maçtan fazla gündem yaratılıyorsa
Necip Uysal için de aynı duyarlılık gösterilmelidir.
Bu gencecik adamlar
Koskoca adamlardan daha sağ duyulu davranıyorlarsa
Erman Toroğlu’ndan "Oynat Uğurcum" tuşu satın alınmalıdır,
Ki, defalarca oynatıp,
Kerelerce alkışlamak için.
Yoksa birini yağlayıp, ballarken
Birinden hiç bahsetmemek biraz ayıp kaçıyor bence.

**************************************************************

Ankara’ya bir kale daha
Anadolu’da en çok hangi şehirde
‘Beşiktaş taraftarı vardır’ diye sorarsanız
‘Ankara’ derim.
İstanbul’u iyi takip eder, iyi de tribün yaparlar.
Beşiktaşlılığa ve Beşiktaş’a karşı
Bilirim ki boyunları kıldan incedir.
İşte bu arkadaşlar
Başkent Beşiktaşlılar Birliği adında
Çok diri
Çok iddialı
Çok güzel bir dernek kurdular.
Yıllardır Ankara-İstanbul arasında mekik dokuyan
Sancar, Aytekin ve Cemal kardeşlerim de
Bu derneğin yönetim kurulundalar.
Başkanlığını da sevgili Cenk Göryel yapmakta
Pazar günü açılışları vardı
Sağ olsunlar, davet ettiler atladım gittim.
Tunalı Hilmi’nin arka sokağındaki bu coşkulu kutlama
Dernek açılışından çok bir karnavalı andırıyordu.
Ayağım inşallah uğurlu gelir onlara.
‘Beşiktaş’a hayırlı olsun’ diyerekten…

*************************************

Görevimiz Tehlike

Aziz Yıldırım’ın ‘havuz’ sevdası bitmek bilmiyor.
İlle de benim havuzum villamın bahçesinde olsun istiyor.
‘Yoksa bu havuzda daha da yüzmem’ diyor.
İzafi olmakla beraber kendi görüşüdür.
‘He!’ der geçeriz.
‘Hukuk savaşı başladı’ diyor
Seyrederiz.
Aslında benim takıldığım, ‘Fenerbahçe olmazsa bu lig yürümez, o yüzden de rest çekiyorum’
Mantığındaki bu davranış diline
Neden diğer kulüp başkanlarından
Poker masasındaki kumarbaz edasıyla
‘Restine rest’ seslerinin yükselmemesi
Ne yani!
Fenerbahçe olmadan kütürüm olacağı iddia edilen bu lig
Beşiktaşsız nefes alabilir mi?
Galatasaraysız düşünebilir
Trabzonsuz gülebilir mi?
‘Herkes kendi havuzumda yüzeceğim’ diye tutturursa
Federasyonun bahçesindeki havuz ne işe yarar?
Tamam, Fenerbahçe bir güç
Ama Beşiktaş da bir güç
Bundan gayrisini düşünmek de inanın çok gülünç
Madem o kadar güveniyorsun kendine
Benim gazetem
Benim üniversitem
Hatta benim bankam diyorsun
Kur kendi ligini
PAF takım, Yıldız Takım, Junior oyna geç.
‘Kupa maçı angarya’ diyorsun
Tamam kısmi olarak haklı olabilirsin
Ama sırf bu yüzden ‘Ben oynamam’ demek ne kadar doğrudur.
‘Statüyü değiştirelim mi?’ dersin olur biter
Lakin sen Bayburt’a, Urfa’ya, Erzurum’a gittiğinde
Oradaki insanların hislerinin nasıl coştuğunu düşünmek zorundasın.
Oradaki esnafın yüzünün nasıl güldüğünü bilmek zorundasın.
Bu bir büyüklük görevidir.

****************************

Zaten şu anki lig
Görevimiz Tehlike’deki teyp gibi kendini imha etmiş durumda.
Ülker bile sponsorluktan
Seyirci bile statlardan çekilmiş
Siz hala havuzdan bahsediyorsunuz.
Bu aynı filmdeki gibi
Uzaylıların dünyaya inip,
Ortalığı cehenneme çevirdiği
İnsanları bir bir öldürdüğü
Ve dünyanın sonunun gelmek üzere olduğu bir ortamda
Bazı insanların markete dalıp,
Cepleri taşarcasına
Çikolata almasına benziyor.
Unutmayalım ki
Bu dünya hepimizin.

YORUM EKLE