Beşiktaş, son transferleri ile birlikte sadece Avrupa’da değil, dünyada ses getirdi.

Simao ve Almeida isimlerini tartışmam, tartışanı da tartışırım.

Kariyerleri ve yetenekleri bir tarafa, oynadıkları mevki itibari ile de aranan kan onlar.

Quaresma’nın ters kanadında oynayacak olan Simao.

Gol noktasında Almeida.

Beşiktaş’ın ilk yarıda göze batan açıkları bu transferler ile kapatıldı.

Ama aradaki puan farkı kapanır mı bilemem...

Paranın satın alamayacağı şeyler vardır ya hani.

Hala var.

Ama geri kalan her şey için, sanırım Serdal Adalı...

Herkes Simao ve Almeida transferinden mutlu.

Ödenen paraları da yüksek bulmuyor.

Yarım sezon için 2,5 Milyon, 3 Yıllığına 7.2 Milyon Euro.         

Bedava aldık diyorlar.

Bunu diyenler, ayda kaç para kazanıyor? Hangi gezegende yaşıyor, bilmiyorum ama.

 A.Madrid, 900 Bin dolar için adamını ağlaya ağlaya satıyor.

Neyse, benim Simao’ya da Almeida’ya da lafım olmaz.

Asıl kafamı kurcalayan Fernandes...

Manuel veya otamatik olması değil sorun.

Sorun, bu arkadaşın nereye hangi düşünce ile alınmış oluşu.

Son iki sezondur Beşiktaş’ın en iyisi olan Ernst.

Milli takımın liberosu Mehmet.

Beşiktaş’ın çocuğu Necip.

Fernandes,  tamam çok yetenekli.

O zaman, satın Necip’i.

Simao ile Almeida’yı alana Fernandes bedava olsa, biraz anlardım durumu ama,

Öyle bir şey de yok ortada.

Kiralanan Fernandes UEFA’da oynamayacaksa,

Türkiye Ligi'nde 6+2+2 gibi garip bir denklem varsa,

Ziraat Türkiye Kupası için almamışsak da;

Neden geldik o zaman İstanbul’a.

Önce Manuel .

Ardından Simao.

Son olarak da Hugo.

Her şey tamam da;

Biz nereye “çuf çuf” luyoruz...

Erdem Ulus