Muhteşem Yüzsekizyıl

Herkes, film yazıyor ve yönetiyor.
Benim neyim eksik. Ben de yazdım.
Ama isminden de anlaşılacağı üzere, benimkisi biraz fantastik.
Siyah beyaz filim gibi biraz.
Tüm zamanların, en yüksek bütçeli yazısı...

Muhteşem 108 Yıl  Ve Kutsal Hazine.
Karakartal İmparatorluğu Kitabı'ndan A-4 kağıdına uyarlama.
Film Başlıyor. İyi Seyirler…
Karakartal İmparatorluğu bir hazine bulur ve asla bitmeyecek servete kavuşur.
Ama öyle böyle değil. Bu paranın rakamla falan telaffuzu yoktur.
Hadi o zaman, madem hiç bitmeyecek bir para, hemen yemeye başlayalım; der kahramanlarımız.
Yıllarca sıkıntılar ile boğuşan İmparatorluk artık zincirlerini kırmıştır.
Ne yapmalı, ne etmeli, yedi düvelde ses getirmeli.
İlk iş, Katalan İmparatorluğu'ndan Messi alınmalı.
Futbol İmparatorluğu'nun en muhteşem savaşçısı Ronaldo getirilmeli.
Porto Kralı Morinho kutsal topraklara kazandırılmalı.

-Ama onlar para için kabile değiştirmez ise?
-O vakit Inter’den, Quaresma getirilmeli.
-Parasıyla değil mi kardeşim bastırır alırız.
-Messi Efendi,  “Ben Barçayı para için bırakmam”  der ise,
-Acilen gidip, Galaktikos’dan  Guti  Haz. getirilmeli.
-İnat değil mi. Para var huzur var.
-Porto Kralı Mourinho, artistik yaparsa; ki kesin yapar!
-Sırf ona gıcıklığına, Galaktikos’un eski komutanı Schuster getirilmeli.

Para bol. Ya Basketbol? 'Oraya da bir şeyler yapmalı' diye bir ses yükselir
Michael Jordan gelsin! Der; İmparator.
O bıraktı ama; der. Bir diğeri.
Verin parayı dönsün. Dönmez ise. Iverson gelsin. 'O, oynuyor değil mi lan?' diye bağırır.
Oynuyor oynuyor! O nu alalım; derler.

Beyler bir saniye. Diyerek söze girer, ötekilerden biri
Biz böyle yaparsak yakayı ele veririz, hazine bulduğumuz kesin anlaşılır; diye ekler.
Evet, kontrollü gidelim. Şimdi bunlar idare eder. Devre arasında, bir çıkarma daha yaparız.
O zaman da Simao, Almeida, Hernandez, Fernandes, manuel, otomatik kim varsa alır getiririz.
Durun! Büyük bir sorunumuz var; diye bir ses yükselir.
Tamam bu adamları getireceğiz ama eldekiler ne olacak? Diye devam eder.
Federasyona da para verelim, yabancı sınırlandırmasını kaldırsınlar; der İmparator.
Yok artık Efendim. Başka bir çözüm bulalım.
İmparator sesini yükseltir. “Gönderelim gitsinler o vakit. Parası ile değil mi yahu!”
Ama, nasıl olur halk ayaklanmasın sonra; diye cevap verir. Vezir.
Ayaklanmaz, onun için de bir formül düşündüm der ve devam eder.
Söyle, Tabata’yı kaça almıştık ?
8,5 cuk!
Verin bir takıma bedava, gitsin oynasın. Peki ya Holosko’yu kaça almıştık?
Çıt çıkmaz.
İmparator çok kızar!
Kim aldı ulan, bu adamı?
Manisa’dan aldık Manisa’dan Efendim. Avcı Koray, Yılmaz Burak, birde 5 milyon cuk!
Tamam, sus. Sinirlerimi zıplatma benim. Verin gitsin.
Nereye verelim, ne verelim Efendim?
Zıkkımın köküne verin. Verin işte bir yere.
Karşılayın masraflarını gitsin, kıllık yaparsa, Belediyeden Abdullah Efendiye haber salın.
Şimdi söyleyin ne kaldı geriye?
Ortada büyük bir sorun daha vardır.
Şey Efendim der vezir. Ikına sıkına söyler.
Ferrari, imparatorum der.
İmparator sinirlenir.
Ne Ferrarisi ulan. Parayı buldunuz poponuz mu kalktı hemen
'Yok, efendim öyle değil' der Vezir, titrek bir sesle.
Doğru. Bir de o var değil mi?          
Dondurun onu; diye ekler.
Pardon anlamadım efem?
Verin parasını dondurun. Hem böylece her gece aleme de akmasın. Donsun kalsın.
Emredersiniz efem.
Bitti mi; kaldı mı Başka sorun?
Fink efem.
Verin parasını ve sonra asın onu! “Bana fink atmak” neymiş görsün.
Ne anlamadım nasıl efem ?
Asın diyorum kardeşim alın askıya. Finktirsin gitsin.
Tamam emredersiniz…
Şimdi söyleyin bana, ne kadar paramız kaldı ?
Sonsuz efendim. Hiç eksilmedi, hala sonsuz paramız var.
İşte bu. Şimdi gidin bakın, halk sokaklarda bu yaptıklarıma ne tepki veriyor.
Halk sokaklarda mutluluktan coştu, herkes huni takmış. “Yetmez, Yetmez” diyorlar. Efendim.

Ve Mutlu Son.
Karakartal İmparatorluğu da sonsuza kadar huzur ve para içinde yaşar…
Hikaye biter.

THE END

Not: Bu hikaye ve oyuncular tamamen hayal ürünüdür.

Yazan ve Yöneten: Erdem Ulus

YORUM EKLE