Küçük bedenlere sığdırılmış büyük futbolcu hayalleriyle, iki taş arası minyatür kaleye gol atabilmek heyecanı yaş ilerlediğinde semtin toprak sahası Cinci’de mahalle takımının ferdi olarak başka yaşanırdı bir zamanlar.

***

İşte o zamanlar futbol hala amatör ruh ile bolca forma ve arma aşkıyla harmanlanmış yaşanırdı.

***

Özellikle yaz mevsiminde diğer mahalle ve semt takımlarının katılımıyla, müthiş maçların oynandığı turnuvalar düzenlenir, haftasonları o toprak sahanın etrafı insan yığınıyla kaplanır ve meraklı gözler, bugünün yorumcularına taş çıkartan yorumsuz söylemlere sahne olurdu.

***

Cinci Sahası’nın köşe kenarında hafif yüksekçe bir bölüm vardı ve o bölümde Zekeriya ağabey (Zekeriye Alp) bir sandalyede oturur, sahada ter döken dönemin amatör veya 2. Lig kulüplerinde oynayan gençleri takip eder  varsa beğendiği onları Beşiktaş’a kazandırmanın yollarını arardı.

***

Şimdiki gibi milyon dolarların havalarda uçmadığı, menejer yerine babaların sözünün geçtiği zamanlardı işte...

***

Beşiktaş üst üstte hakkıyla kazandığı şampiyonluğun doyumsuz keyfini yaşarken, arada bizleri derinden üzen tekne kazasıyla yüreğimiz burkuldu.

***

Bir de araya giren spor kültürü eksikliğiyle hazımsızlık yaratan olaylar var ki! Köprüye bayrak asmak, Armaya yıldız eklemek gibi sanki artık bu gereksiz işlere son versek daha iyi bir iş yapmış gibi olacağız.

***

Bu vesileyle bir kere daha belirtmekte fayda var; Armamızdaki ay-yıldız, tüm kırpılıp formalara iliştirilmiş yıldızlardan daha onurlu ve şereflidir.

***

Devir endüstriyel futbol devri ve artık çoktan hafızalarımızda yerini aldı toprak sahalar. Metin Kurt’un sözü duvara astığımız düstur ‘Futbol arsada güzel, borsada değil’.  Biraz farklı sindirme şeklimiz var futbolun endüstriyel halini, çok ve bilinçli yanlış yaparak bilinen doğruyu olabildiğince öteleyerek yapma huyumuz var. 

***

Bu huy, futbolseveri değil futbol tenyalarını beslemekte.

***

Bu yanlışların içinde arada yanlışları sığdırsada rakiplerine göre daha doğru iş yapan Beşiktaş gerçeği var ve bu gerçek iki senedir şampiyonluk olarak dönüş yapmakta. Bu sportif başarılar devamlılık sağlandığı takdirde sadece manevi değil aynı zamanda maddi sevinçlerde yaşatacak. Bunun için alınması gereken daha çok yol ve km var. Bu km taşlarını geçerken en doğru yol, şoför koltuğundaki ismi ve sistemi değiştirmemekti ve Beşiktaş doğru hamleyle Şenol Güneş kararı aldı. İki şampiyonluk yaşanırken kenarda Şenol Güneş’in yanında duran Tamer Tuna ile yollar ayrıldı. Tamer Tuna ismine saygımız baki ama artık hedefler sadece Spor Toto Süper Lig ile sınırlı değil, Avrupa sınırları gözleniyorsa bu yardımcı isim Tamer Tuna isminin en az üç basamak ilerisi bir isim olmalı ayrıca mental bir ekiple teknik ekip zenginleştirilmeli. Siz en büyük transferi teknik heyet üzerinde gerçekleştirirseniz, saha içinde işler daha rahat yürüyor.

***

İşin saha içine gelince, kapımızdaki UEFA’nın Finansal Fair-Play Kuralları gerçeği ışığında hareket ederek, popülist transfer değil gerekli transfer yaparak önümüze bakmaya devam etmeliyiz.

***

Bırakın rakipleri hergün gazeteler başka yıldızlarla yazıp dursunlar, futbolun gerçeği başka ve bizler bu başkalığı iki sezondur farklı yaşıyoruz. 

***

Şimdi şımarmadan, haddimizi bilerek, birlik ve beraberlik içinde yola devan etmeli. 


Önerilen İçerikler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.