Mexico

 Meksika’daki Dünya Kupası’nda başlayıp, tüm dünyaya yayılan ‘Mexico’ adlı tribündeki taraftarlara dayalı dalgalanma hareketi, bizim ülkemize de uğramıştı.

Takım öndeyken ‘Mexico’ diye bağırılır, taraftarları bu harekete davet ederdik.
Ve stadın en ucundan sırayla dalgalanmalar, seri hareketlenmeler başlardı. 
Lakin stadın herhangi bir bölümünde buna iştirak eden olmazsa çok kötü bir görsel bozukluk oluşurdu. 
Ve o bölge yuhlanırdı. 
Dün geceki Beşiktaş da aynı Mexico hareketi yapan tribün gibiydi.
Ve aynı stattaki gibi görsel temaşayı bozan bölgeler vardı. 
Orta saha hareketli olmasına karşı;
Defans durağandı...
Hatta Tolga olmasa batağandı.
Gökhan Töre haftalar geçtikçe üstüne koyması gerekirken;
sıradandı...
Almeida, Fernandes’in ara paslarına rağmen;
Yine saç-baş yoldurtandı.
Dün geceki Beşiktaş, diğer haftalara nazaran daha istekli ve daha saldırgandı.
Atiba olağan, Oğuzhan alıngandı.
Hafta içi “Çift forvet oynayacağım” diyerek, bizi umutlandırıp-sevinderen Bilic;
ünlem doluydu.
Almeida-Eneramo değişikliği ezberlenendi.
Kayseri kalecisi Gökhan, ikinci yarının başlarında Olcay’la girdiği pozisyonda;
Oscar’lıktı.
O kadar iyi rol yaptı ki, Olcay durup dururken sarardı.
Hakem verdiği tüm ‘Sarı’ların gölgesinde;
Kararlarıyla kapkaraydı.
Ve tabii ki Beşiktaş taraftarı yine muhteşem;
Yine takımını bağırına basandı.
Ümitlendiren, cesaretlendiren ve hayat verendi...
3 gollü 3 puan ise;
Beşiktaş’ı gelecek haftalara umutla taşıyan ve nefes aldırandı.
Kalecimiz Tolga, Mexico gibi dalga dalga;
Avuçlarımız çatlayana kadar alkışlanandı.

YORUM EKLE