Sporting, orta sahada Beşiktaş’tan çok daha dinamikti. Hızla topu kanatlara aktardılar. Beşiktaş’ın 2. bölgede kompakt olma çabası bir dezavantaja dönüştü. Kalabalıktan çok kolay ve hızla çıkıp, iki kanadı da demarke bir şekilde topla buluşturup 3. bölgeye indirdiler. Sergen Yalçın’ın kağıt üzerine güçlü ve fizikli orta sahası top becerisi, top çevirme hızı ve alan kullanımı açısından sürklase oldu.

Pjanic, bağımlı yaptı!

Miralem Pjanic takıma dahil olduğundan buyana Beşiktaş onsuz bir oyun kuramıyor. Takıma dahil olduğu andan itibaren kendisine geniş bir alan açtı ve sağladığı konforla takımı kendisine bağımlı yaptı. Özellikle de Ghezzal’ı. Onsuz hiçbir şey doğru gitmiyor. Topu nasıl kullanacağını bilmiyor. Souza, Topal ve Atiba’nın alan ve rol paylaşımı konusunda bu tempoda yaşadığı sıkıntı, takımın tamamını etikleyen bir buhrana dönüştü. Rıdvan ve Ersin’in kendi standardının altında kalması da tuz biber oldu.

Ajax psikolojisiyle...

Sergen hocanın Ajax deplasmanı psikolojisiyle bu maça çıktığını söylemek herhalde yanlış olmaz. Halbuki Sporting savunmasına baskı yapıldığında zorluk yaşayan, kanat stoper arasına adam kaçıran, buradan pozisyon veren bir takım. Hocanın ilk maçın skoruyla daha güvenli oynamak istediğini anlıyorum. Ama rakibi savunmada rahat bırakmak onların en çok istediği şey olsa gerek. Evlerinde Ajax karşısında yaşadıkları buhran ve İnönü’de farkı yaratanın duran toplar olduğunu unuttuk gibi. Sanırım sağlam bir savunma ve kenardan hızlı çıkışlar hedeflendi ama bunlar olmadı. Sonuç vermeyen bir rakip analizi, biriken sakatlıklar, fikstürde yıpranan ve formsuz oyuncular, seçilen plan/kurgu birleşince bu skor ne sürpriz ne de çok kötü. (MEHMET DEMİRKOL - FANATİK)