Kasımpaşa maçında alınan 3 puan ve tavanla farkın 5’e inmesi; 

Oynanan kötü futbola maske taktı. 
15 dakikalık silkeleniş ve birazcık top oynama hevesidir bu skoru ortaya çıkaran. 
O kadar. 
Lakin bir ikinci yarı var ki; 
Oynanan dan-dun futbol ve yalnızca “Çanakkale Geçilmez’i” oynamak bize yakışmadı. 
Sakın “10 kişi kalmıştık ama…” diye başlamayın söze. 
Biz ne 10 kişi kalan takımlar gördük. 
Ne maçlar alındı. 
Top bize geldiğinde oyunu dinlendirecek...
Takımı rahatlatacak bir adamı aradı gözlerimiz... 
Ama göremedik. 
Aslında o adam Fernandes’ti ve kulübeydi. 
Pekala ikinci yarı oyuna alınabilir; 
Beşiktaş’ın 10 kişi kalmasından dolayı iştahlanan ve oyunu bizim yarı sahamıza yıkan Kasımpaşa’yı daha da dağıtabilirdi. 
Neler oluyor bilmiyorum. 
Fernandes’i hırslandırmak için mi yapılıyor bütün bunlar? 
Yoksa Fernandes bir takımla anlaştı da onsuzluğa alıştırma mı yapılıyor, çözemiyorum. 
Ama bildiğim bir şey var ki; 
Fernandes, Beşiktaş’ın hâlâ futbolcusudur. 
Ve ondan her şekilde yararlanmamız gerektiğidir. 
Yöneticilik tam da burada ortaya çıkmaktadır. 
Hele hele önümüzde oynayacağımız üst düzey 3 maç varken; 
Her şey Beşiktaş’ın menfaatine düşünülmelidir. 
Haa! 
"Ortam bozuyor ve disiplinsiz davranıyor” diyorsanız; 
O zaman da yedek kulübesinde de oturtmamanız gerekiyor. 
Ve Sayın Önder Özen! 
Asla ama asla. Gazetelerde yazan “Fernandes’siz de oluyor, saldır Beşiktaş” goygoylarına gelmeyin.

F.Bahçe’nin verilmeyen penaltısı ve Aziz Yıldırım’ın isyanı

Sivas maçında yenildikten sonra Aziz Yıldırım’ın zehir zemberek açıklamalarını gördük. 
Bir isyan, bir feryad-ı figan ki sormayın gitsin. 
Mahmut Uslu, televizyonları arenaya çevirdi adeta. 
Evet ağalar! 
Belki o günlüğüne haklı olabilirsiniz ama… 
"Top" diye peşinden koştuğumuz o nesne; 
Zülfüyâre bir dokundu mu, böyle ciyak ciyak bağırtır insanı. 
O top, 
Başkalarına dokunduğunda; 
Keyifli keyifli puronuzu tüttürmeseniz… 
Bıyık altından gülüp, viskinizi yudumlamasanız… 
“Oh! İyi oldu bana ne” demesiniz… 
Bilakis... 
Kalkıp, canı yananlarla “hak” mücadelesi yapsanız... 
“Yanlış yapıyorsunuz. O adamların hakkını yiyorsunuz” deseniz… 
Şimdi insanlar hakemlerle ilgili mücadelenize canıgönülden destek verirdi. 
Köy papazının başına gelenleri anlatmama gerek yok herhalde. 
Her şey bir yana… 
Ben bu filmi daha önce gördüğümü hatırlıyorum. 
Bir yerlerden çağrışım yapıyor. 
Hani Beşiktaş 11 puan öndeydi de…

Son kale

Bakmayın siz Aziz Yıldırım’ın devamlı “Son kale” diye F.Bahçe’yi göstermesine… 
Ne amaçla neyi kastediyor bilmiyorum ama adresi yanlış biliyor. 
Türkiye’deki tüm taraftarlar bilir ki: 
Senelerce futbolun endüstriyelleşmesine kafa tutan… 
Tribün mücadelelerini kutsal kılan "Son kale…" 
Beşiktaş’ın “Kapalı”sıdır. 
O da yıkıldıktan sonra 
Gerisi lafügüzaftır.