Cem Dizdar, Galatasaray-Beşiktaş maçını değerlendirdi.

 Soru şuydu; şampiyonluk yolunda her zaman kurgu, denge ve tempo oynamaya çalışan Beşiktaş, en kritik maçta Galatasaray’a karşı nasıl oynayacaktı? İlk yarı boyunca beklenenin tersi oldu. Galatasaray’ın su kaldırmaz üstünlüğüyle geçen maçta takım dahil tüm Beşiktaşlılar diken üzerinde kaldı. Oysa sahada olanlar, lig boyunca yaşananların tam tersiydi. Beşiktaş baskısı bekleniyordu. Tam tersi oldu; Galatasaray kaptığı tüm toplarla golü aradı, durdu. Ancak bulamadı... Şampiyonluk yarışının avantajlısı Beşiktaş ise çoğunlukla yaptığını yapamazken kendini savundu ve bekledi.
Gerçekleşen klişe!


İkinci devre başka bir Beşiktaş bekledi herkes. Lakin ilk yarıda olduğu gibi tüm maç boyunca Beşiktaş farklı bir şey oynayamadı -ya da Galatasaray oynatmadı. - Çok açıktı maç, ‘tek gol’e kaldı. Vasat mücadelenin o ‘ilk gol’ü de Galatasaray savunmasının derinliğini kaybettiği anda geldi. Önce Oğuzhan, defansın arkasına koşu yapan Cenk’i görüp topu önüne bıraktı... Cenk, bir futbol klişisesini gerçekleştirdi ve ‘al da at’ dercesine topu Gomez’in önüne bıraktı...

Golün ardından maç boyunca en yumuşak hattı olan defansı sağlama almaya çalışan Beşiktaş, son bölüm hariç orta sahayı iyice kuşattı ve maçı da istediği şekilde sonuçlandırdı.

Şimdi Pereira düşünsün


Beşiktaş ‘tek pozisyon’lu bu galibiyetin ardından yükü Fenerbahçe’nin omuzlarına yıktı. Bir galibiyet ve bir beraberliğin yeteceği seride kuşkusuz ki Beşiktaş avantajlı. Artık onlar rahat uyuyabilir. Bundan sonrasını Şenol Güneş değil Vitor Pereira ve ekibi düşünecek...