Kolej Takımı Havası Soluyoruz Yeniden

  Haftalardır güzel futbolunu devam ettiren Beşiktaş, zor bir deplasman olan Ordu'ya konuk oldu. Süper ligde deplasman olarak değerlendirilebilecek en zor deplasmanlardan biriside Ordu deplasmanıdır. Bu aralar performans olarak düşüşte olsalar bile, her an ne yapabileceği belli olmayan tehlikeli bir ekip. Beşiktaş Fernandes'in yokluğunda ne yapacak diye herkesin kafasında soru işaretleri vardı belki, benim dışımda. Çok inanıyor ve güveniyordum Oğuzhan'a. Çünkü Fernandes yoksa Oğuzhan var... Beşiktaş sezon başında genç, tecrübesiz, kimsenin adını bile bilmediği, ama yetenekleri ile muhteşem bir yıldız transferi yapmıştı. Oğuzhan'ı ilk seyrettiğim maçta, futbol zekası ve yeteneklerine adeta büyülenmiştim. Topa dokunuşu, pas atışı, oyunun yönünü değiştirebilmesi, dikine oynaması ve daha niceleri… İçimden, "bu çocuk Beşiktaş efsanelerinden birisi olacak mutlaka” diye geçirdim. Zaman geçtikçe ve oynadıkça beni yanıltmadığını ve Beşiktaş efsanesi olmak adına sağlam adımlarla koştuğunu görüyorum. Ordu maçında attığı gol ile Beşiktaş'a altın değerinde üç puan kazandırırken, "daha Oğuzhan hazır değil, pişmesi lazım” diyenlere cevabın en alasını vermiştir... Sezon başında en zayıf bölgesi orta saha gibi görülen takımın, şu anda en kuvvetli bölgesinin orta saha olduğu yadsınamaz bir gerçek… Necip'in harika performansı, Toraman'ın kesici özelliği ve takım savunmasına katkısı, Oğuzhan'ın atakları yönlendirip, hücumda çoğalmayı sağlayan kişisel becerileri… Fernandes'in özelliklerini zaten saymaya gerek yok, neler yaptığı ligin önceki haftalarının istatistik çeteresinde yazıyor. Savunmada Ersan ile Sivok ikilisi bana güven veriyor. Beşiktaş pozisyon veriyor ama bu pozisyonlar Ersan ve Sivok ikilisinin hatalarından değil, tamamen bek sıkıntısından kaynaklanıyor. Uğur Boral belki iyi niyetli ama ayakta bile zor dururken, ondan bir de sol bek oynamasını beklemek, sanırım biraz hayalcilik oldu. Emre Özkan'da ısrar edilmesi kanısındayım... Keza aynı şekilde Olcay Şahan'da Beşiktaş takımının iyi niyetli oynamaya çalışan en zayıf halkalarından. Bu iki oyuncuda ciddi bir denge sorunu var. Ayakta duramıyorlar, birçok pozisyonda yerdeler... Ordu deplasmanında kazanılan üç puanın yanı sıra, haftalardır görülen takım bütünlüğü ve her oyuncunun Beşiktaş arması için savaşması muazzam bir güzellik. Bu takım bütünlüğünün sağlanmasında başta Samet Aybaba olmak üzere İbrahim Toraman ve Necip Uysal'ın büyük payı olduğunu düşünüyorum. Sanki yıllar önce Metin-Ali-Feyyazlar ile yakalanan Kolej Takımı havası, şimdi; Samet hoca, Toraman, Necip ve Oğuzhan ile yeniden camiada solunmaya başlanıyor gibi. Bu kolej havasını solumamızda yardımcı olan diğer bir isim ise takımın ciğeri Roberto Hilbert... Alman olmasına rağmen Rizeli bir Türk gibi savaşan Roberto Hilbert'e saygı duymak gerek... Devre arası 3-4 kaliteli takviye ile Beşiktaş şampiyonluğun en büyük favorisi olur. Eğer nokta transferler doğru bölgelere yapılırsa, hep birlikte göreceğiz bu söylediğimi... Beşiktaş'a bırakın şampiyonluğu,UEFA kupasına katılmasını bile çok görenler, kafalarını kuma gizlemiş, bu vakitler pek görünmüyorlar. Ne diyelim, kum sefasına devam etmeleri dileğimle... Saygılar; Kürşat Çelikbaş
YORUM EKLE