Kolej Takımı Havası

Dost bir deplasmanda ve taraftarların oluşturduğu Fair Play ortamında, ligin üçüncü karşılaşmasına çıktı Beşiktaş.
Beşiktaş taraftarı açısından Karabük deplasman değil, iç saha maçı gibi oluyor. Maç öncesi ve içerisinde, skor ne olursa olsun birbirleri ile dostça tezahüratlar yapıp kendi takımlarına destek oluyorlar. Maç öncesi, iki takım futbolcularını birlikte tribüne çağırıp alkışlamaları ise ayrı bir güzellik. Umarım stadlarda şiddet yerine, bu görüntüler yer alır.
Beşiktaş, trajik bir şekilde, 2 puanının gasp edildiği Galatasaray derbisinden sonra kazanması gereken bir maça çıktı...
Sistem olarak da derbiden farklı bir sistem ile sahada dizildi. Derbide Toraman'ı ön liberoda oynatarak, 4-1-4-1 tercihi yapan Samet Hoca. Bu maçta 4-2-3-1 sistemini denedi.
Defans hattın da Sivok ile uyumu henüz olmayan Escude yerine Toraman'ı çekip, orta sahada Veli ve Necip ikilisine görev verdi. Onların hemen önünde ise Fernandes merkez oyuncu pozisyonunda oynatılarak, pozisyon hazırlama görevini üstlendi. Fernandes'in yanında ise, hücuma destek olan kanat oyuncuları olarak, Olcay ve Holosko şans buldu.
Sakatlıklar dolayısı ile, forvette ise henüz tam anlamı ile hazır olmayan Batuhan görev aldı. ( Hazır olmayan hali bu katkıyı yapıyorsa, hazır halini çok merak ediyorum )
Maça iyi başladı Beşiktaş. Özellikle Hilbert'in bindirmeleri oldukça etkili oluyordu. Zaten ilk golde yine Hilbert'in bitmek bilmeyen bir enerjisi ile, hücuma katıldığı anda geldi...
Batuhan, sağ taraftan yapılan ortaya rakibi bozup, Fernandes'in kucağına topu bırakıverdi. Oda kucağında bulduğu sahipsiz topu, Karabük ağlarına yolladı.Beşiktaş, golden sonrada özellikle Necip ve Velinin kaptığı toplar ile, rakip kaleye organize ataklar gerçekleştirmeye devam etti. Birbirleri ile çok oynamamalarına rağmen, Fernandes ve Batuhanın birbirleri ile pas alış verişi, olumlu anlamda dikkatimi çekti. Tabi ki Necip'te aynı şekilde, önceden top kontrolünde yaşadığı dengesizliği aşmaya yakın görünüyor.


Topları daha rahat kontrol etmeye başlamış gibi. Umarım dahada iyi olur. Çünkü Beşiktaş alt yapısından yetişip ziyan olmasını istemem...
Bir parantezde Uğur Boral için açmak istiyorum. Transfer edildiğinde en çok sevinenlerdendim. Hatta sezon içerisinde Olcay ile birlikte katkılarının çok olacağını belirtmiştim. 
İsmail'in talihsiz sakatlığı, bize Uğur Boral'ı kazandırdı. Sol bek oynaması dezavantaj gibi görünsede, aslında durum avantaja dönüşüyor.
Çünkü rakipler Uğur'u sol bek oynadığından, önemsemeyip önlem almıyorlar ve süpriz çıkışları Beşiktaş'a daha çok maçlarda böyle goller kazandırabilir. Kaldı ki Uğur normalde orta saha oyuncusu. İsmail iyileştiğinde, orta sahada dahada çok katkı sağlayacaktır takıma.
Fernandes için özel yazılar yazsam, resimler çizsemde az. Onun Futbol topu ile olan yakınlığı, tıpkı Zeki Müren'in Türk Sanat müziği ile olan uyumu gibi,  kibar ve naif...
Beşiktaş belli ki karakterli bir kaleci transferi gerçekleştirmiş. Ayrıca oyunu geriden kurması ve kendine olan güveni ise muazzam. Belli ki çok önemli bir parçası olacak takımın.
Beşiktaş futbol takımı sezona bir sürü kaos dolu sorunlar ile girdi. Herkes bir şeyler söyledi, yazdı çizdi. Benim en çok dikkatimi çeken, oyun falan değil. Takımın şu anda ufak ufak bir Aile bütünlüğü içinde hareket ediyor olması. Her oyuncu birbirine bağlı. Birine bir şey olsa, diğeri hemen yardıma koşuyor, bunlar bir takım açısından çok önemli duygulardır. Temennim odur ki, bu duygular dahada sağlamlaşır. Yıllar önce, Metin, Ali, Feyyaz ile sağlanan kolej takımı havası yeniden kazandırılsın, gerisi kolay...
Dip Not:
Yazıma keşke bu dip notu yazmasaydım. Karabük deplasmanına giderken, yolda yaşadığı kalp sorunu ile hayata Beşiktaş yolunda gözlerini yuman, değerli arkadaşımız Emre kuş'u kaybettik. Allah rahmet eylesin, Mekanı Cennet olsun. Boşuna demiyor insanlar, Beşiktaş seninle Ölmeye Geldik Diye...
Saygılar
Kürşat Çelikbaş
YORUM EKLE