Kayıtlara Geçsin

Uzun bir zaman önce köyün birinde, bir cinayet işlenmiş, uzunca bir süre failini aramışlar fakat bulamamışlar. Daha sonra olay zaman aşımına uğramış ve dosya kapanmış.


Üzerinden 20-25 yıl geçmiş, ahali neredeyse öyle bir cinayet işlendiğini bile unutmuş. Ta ki, cinayeti işleyen katilin en yakın arkadaşına bunu itiraf ettiği güne kadar.

 

Katil, en yakın arkadaşına şöyle demiş. "Bak sana şimdi bir şey anlatacağım ama bu sonsuza kadar aramızda bir sır olarak kalacak" 

 

Tamam demiş zavallı dost, başına geleceklerden habersiz.

 

Sonra katil dostu anlatmaya başlamış...

 

"Hani seneler önce falanca cinayeti vardı ya hatırlıyor musun?.. İşte o cinayeti ben işledim" demiş!

 

Dost şaşkın hatta şoke!..

 

Yapma yaaa... Neden peki? Diyebilmiş sadece.

 

Katil anlatmış da anlatmış... Yer kavgası, rant, para... Her şey var içinde. 

 

"Yapılır mı be abi, nasıl kıydın o adama?!"

 

"Bak sen benim tek dostumsun. Bu sırrımı sadece sen bil yoksa dostluğumuz biter" diye de üzerine bastıra bastıra eklemiş.

 

Konu kapanmış dostlar dağılmış. Fakat adamcağız tutamamış bu sırrı içinde. Uykuları kaçıp kabuslar görmeye başlamış. Karısı durumu fark edince daha fazla dayanamayıp kimseye söylememesi konusunda yeminler ettirerek anlatmış...

 

“Hani bir zamanlar bir cinayet işlenmişti ya... İşte onu falanca işlemiş” deyivermiş.

 

Bu kez kadın şoka girmiş. Kimseye söylememek için yeminler etse de, o da tutamamış içinde. Gitmiş en yakın arkadaşına anlatmış hem de Kur’an’a el bastırıp...

 

Kolay mı, bir adam ölmüş katili içlerinde.

 

O, ona, o, ona derken olay önce rahmetlinin yakınlarına, oradan da Jandarma'ya intikal etmiş.

 

Dava yeniden açılmış, katil zanlısı, olayın üzerinden epey zaman geçmesine rağmen hemen tutuklanmış!

 

İlk sorgusunda cinayeti itiraf etmiş ve ilk olarak sırrını anlattığı arkadaşını işaret ederek "Evet cinayeti ben işledim ama yalnız değildim, o tuttu ben vurdum" demiş.

 

Sırrı tutmadığı için ya da bu utancı tek başına yaşamamak için en iyi arkadaşını da yakmış!

 

Adam inkar etmiş. "Yalan söylüyor benim alakam yok, bana geçen akşam içki masasında anlat, ne olur beni tutuklamayın" dese de gerçek katille beraber hapsi boylamış.

 

Hemen avukatlar tutulmuş ama garibim kendini bir türlü aklayamamış. 

 

İki arkadaştan, cinayeti itiraf eden 20 yıldan fazla yemiş. Boşu boşuna hapse giren ise cinayete ortaklıktan bir o kadar hüküm giymiş...

 

Köy halkı kararını çoktan verip, cinayeti iki arkadaşın işlediğine kanaat getirmiş. Suçsuz yere hapsi boylayanın ailesi perişan, adam ise hapiste bin perişan.

 

İki dost ayrı ayrı mahpuslara çürümek üzere gönderilmiş...

 

Bu olayın ardından yıllar geçmiş...

 

Sonra bir mucize olmuş.

 

Dönemin Başbakanı rahmetli Ecevit af çıkarmış. Adına da ‘Rahşan Affı’ denmiş.

 

Cinayeti aslında tek başına işleyen fakat en iyi arkadaşını da yakan katil, af çıkmasıyla serbest kalmış.

 

İlk işi köye gitmiş ve aftan serbest kaldığını düşündüğü arkadaşından af dilemek istemiş.

 

Zavallı adam, suçsuz yere katil yaftası yemeyi hazmedememiş. 

 

Mahpusa düştükten kısa bir süre sonra kahrından hastalanıp ölmüş.

 

Naşını kimse üstlenmeyince kimsesizler mezarlığına gömülmüş…

 

Not: Suçsuz yere yüz kızartıcı bir suçtan yargılanmak hatta hüküm giymek adamı kahrından öldürür!

 

UEFA kayıtlarına geçsin.

 

YORUM EKLE