Kalem gitmiyor elime

Spil Dağı’na çıktığınızda tüm Manisa’yı
Gökyüzünden seyrediyormuş hissine kapılırsınız.
Öyle yüksektir anlayacağınız.
Hayal gücünüzü zorladığınızda
Dün geceye dair iki seçenek çıkar karşınıza:
Ya Beşiktaş maçı alır
Hemen yanı başınızdaki bulutlara bırakırsınız kendinizi
Ya da aksi olur
Bütün uçurumlar birdir sizin için.
İşte sizin ne yapacağınızı bilmediğiniz bir anda
Maç başlar.
Ve kendi sonunuzla baş başasınızdır.
Maçın hemen başındaki Ersan’ın gördüğü gereksiz sarı kart,
Takımın ne kadar stresli olduğunu gösteriyordu.
Topla ve toplu çıkamıyorduk ki,
Golü yedik.
Zaman ışık hızına geçmişti.
Gözümüzü açıp kapayana kadar gol pozisyonuna girmeden ilk yarı bitmişti bile.
Bu takımın silkelenmeye ihtiyacı vardı.
Ve bunu ateşleyecek çok ciddi bir hamle gerekiyordu.
Panik yapıp, sinirlerine hakim olamayan
Daha 45. dakikada paldır küldür saldırıp
Rakibinden bomboş kontra yiyen taraf bizdik.
Nasıl oluyordu da Bilic takıma hakim olamıyordu?
Bunu anlamakta zorluk çekiyordum.
Kalabalık bir ortamda maçı seyrettiğimizden
İnsanların serzenişlere kulak kabartıyorduk.
Ortak kanı takımın ikinci yarıda
Panikten uzak, sakin bir oyun sergilemesiydi.
İkinci yarının başlamasıyla artan kalp atışlarımıza hakim olamıyorduk.
Takımın baskı kurması
Atamadığımız goller
Heyecanı tavan yapmıştı.
Zamanı gelmişti sanki ve gol kokuyordu havada.
Ve en nihayetinde 40 yılın başında bir korner topu
Kollarını açarak bize doğru koşuyordu.
Sarıldık…
Gol çok güzel bir dakikada gelmişti.
Ve daha yarım saat vardı finale.
Bundan sonrasına kalem gitmiyor elime.

YORUM EKLE