23.09.2011, 00:00

Kafa Nereye Biz Oraya

Öylesine kötü giden bir maç ancak bu kadar güzel bir kafayla çekilebilirdi.

Dün gece bir kez daha gösterdi ki, bu ülke futbolunda sadece 90 dakikaya sığan birkaç doğru bile sizi galibiyete taşıyabiliyor.

Neredeyse 65 dakika şut atmayı aklına getirmeyen, rakibine bir fazlayken bile üstünlük sağlayamayan bu takım, eksildiğinde ise ilginç bir şekilde çoğalmaya başlıyor.

Bu da gösteriyor ki, bu ligde bir eksik bir fazla fark etmiyor. Yapılacak tek bir doğru bile birçok yanlışı alıp götürebiliyor ve sizi galibiyete taşıyor.

Beşiktaş dövüşüyor ama yumruk atmıyor, rakibin etrafında dönüp duruyor. Aslında o kadar güçlü ki; “Bir vursa yarısı boşa gidecek” ama her nedense adam akıllı ilk şut için 65 dakika bekliyor.

Carvalhal ilk geldiği günden beri etrafına enerji saçıyor. Maçı yaşayarak oyuncularına yaşatmaya çalışıyor, gollerde ki sevinci bir çocuğunkinden farksız. Bu da onun başarıya olan tutkusunu ortaya koyuyor.

İsmail Köybaşı son 3 maçta aklını başına toplamış, artık her ne yapmak istiyorsa, daha bilinçli yapıyor.

Sivok bu takımda olmazsa olmaz bir oyuncu olduğunu attığı golün yanı sıra oyun içerisindeki konsantrasyonuyla da gösteriyor.

Beşiktaş için Mustafa Pektemek, belki gol demek değil ama rakip alanda olmazsa olmaz demek. Hele ki Almeida’nın yokluğunda, güvenip formayı ona maçın başında vermek gerek.

Edu’mu, Pektemek mi?  Sorusu, hiç kuşkusuz bundan sonraki maçlarda Holosko ünlemi ile de tanışacak.

Özetle Beşiktaş kötü başladığı geceyi iki şık kafa golüyle noktalayıp 3 puanı çantaya attı ve yola koyuldu.

2 maçta 5 kafa ve ile yola devam.

Bu futbolla nereye kadar gidecek diyorsanız vallahi bizde bilmiyoruz. Çıktık yola gidiyoruz.

Kafa nereye biz oraya…

Gelişmelerden Haberdar Olun

@