İnce Gözlem ve Senaryolar!

Dilim varmıyor ama Beşiktaş bir çok engeli aşmak için gerekli sorumluluk içinde olduğunu bilmesine karşın sahada umduğumuzu veremediği iki karşılaşma oynadı. Geçen sezonda daha eksik görülen kadro ve futbolcular takım için daha agresif ve sürekli zorluk içinde deplasman oynayarak neredeyse bir çok futbol takımının gerçekleştiremediği şampiyonlukla şerefli ikinciliklere şerefli şampiyonluk ekledi. Bu gün açılan Beşiktaş Müzesini gezerken bir çok öğrencim ve dostuma rastladım ve geçmişin resimlerine bakarak gözlerim doldu. Daha sonra Karabük spor karşılaşmasını izlerken gerekli sistem ve agresif mücadele içinde rakibi yenme motivasyonunda görmedim takımı! Adeta boşlukta kaldım! Geçen hafta yaşanılan tehlikeli  durumdan sonra daha hırslı ve savaşan bir baskılı takım oyunu beklemiştim.

Saha dışı baskısını sahaya taşıdığınız anda kafanızın içindeki hedefinizi kaybedersiniz! Amaç sadece bir maçı kazanmak veya kaybetmek olamaz ama iki yenilgideki kendi ve hakemin hatalarını aşacak güçte olmanın gereğini unutmamalıyız!

Öncelikle Tosiç'in yokluğunun netleştiği bir esiklik hissettik. Sert, kararlı ve kayarak müdahale ile Marcelo ile oluşturduğu defansif bütünleşme takımın oyununa alışmamış misafir Mitroviç ile kapanamadı. İki golde de acemi ve alışkanlığının kurban olan takım oldu. Adam markajı bilinci ve eğitimi ile gelişen görev anlayışı sonucu alan savunmasında gerekli yerde bulunmadığından gollerde hatası vardı. Sadece iyi ve uzun pas atması ile dikkat çeken bu genç oyuncunun uyuma ve eğitime ihtiyacı var! Cenk topla buluşma gayreti içinde, istediği topu alamadı ve etkisiz kaldı. Aboubakar kısa oynasa da iyi ve moralli dönüş yaptı. Ama geç girdi oyuna! Oğuzhan defansa yakın oynadığı için üçüncü bölgeye gerekli organize paslar atıp ataklara katılmadı. Sağ kanattan çok orta gelmesine karşın orta takibi yetersiz olduğundan kaleci Ahmet rakibin başarılı oyuncusu oldu.! Kabul etmek gerekir ki Tudor takımını iyi hazırlamış ve Beşiktaşı iyi analiz etmiş. Ayrıca Şenol Güneşin de tribünden etkisiz kalması sonucu kulübe yönetimi yönlendirici olamadı.. Bu panik yapmak veya gelecek için umutsuz olmak anlamı taşır mı? Asla tam tersi artık işe yeniden sıfırdan başlarken mutlak olarak kendimizi aşmamız lazım! Sahanın dışında çeşitli spekülasyonların yapıldığı ortamda herkesin önü kesilecektir. Tuzakların bazıları ahlaka sığmasa da azim ve dürüstlük daha etkili  inanç  dolu mücadele hedefe ulaşmaya yetecektir. Türkiye ligleri böyle! Bu fanatizm ve futboldaki sıradanlık kimini umutsuzluğa bazılarını da farklı kulvara itebilir. Beşiktaş'ın yıllarca bu gibi durumlara aşina olduğunu ama aştığını unutmadan amansız bir lig mücadelesi vermek lazımdır. Başa gelmesi muhtemel önlemleri yönetim alırken sadece sahada başlayıp bitecek başarı Baş öğretmenin ve takımın mücadelesi ile gerçekleşecektir .

Babel henüz istenilen düzeyde değildir. Kendine  değil takıma uygun ortalarla arkadaşlarına pozisyon üretmesi şart olup sağdan gelen ortalarda ise etkili gol adamı olmalıdır. Ataklara rakipten kapılan topların çabuk çıkışlarla karşı atağa dönüşmesi ve daraltılan alanda oynanması gerçeği Beşiktaş'a yeniden kazandırılmalıdır.

Beşiktaş ligin favorisi olup rakiplerini kendi potansiyeli ile aşacak bir kadro yapısına ve zenginliğine sahiptir. Puan kaybedebilir ama kabul etmeyen görüntüsünü ve oyunsal ürkütücülüğünü öne çıkartacak psikoloji ile oynamalıdır. Baskı, çabuk pas ve çok şut ile orta alan daraltarak rakibi oynatmama başarısı yetecektir. Bu bir hedeftir ve yorulmadan bıkmadan bunu şampiyon olana ve Avrupa kupasında tekrar etmek  zorundadır. Bunun için de kimseye ve hakemlere ihtiyacı yoktur. Saha dışı kim hangi yola baş vurursa  vursun maç sahada kazanılır. Bu arada mümkünse az görünen ve az konuşan bir strateji ile suskunluk sürecine girmeli tahrike kapılmamalıdır! Herkesin hesabı olur bizim hesabımızda başarıdır ve bunu beceren takımın başarısını bir kez daha  tekrar etmesi demektir!

YORUM EKLE