Her dakikayı 89 zannetmek

"Sevinmek için sevmedik" cümlesinin arkasına sığınarak,
"Sevinmeyi özledik" filminin galasına gitmek çok mu ayıp kaçar acaba?
Ya da
"Bir derdim var, bin dermana değişmem asla" tezahüratının coşkusunda bağırırken
Bin derde deva baharat satan aktarların kapısına üşüşmek
Racona ters mi düşer hakikaten?
Takım sevgisinden öte
Ruhunu o renklerde yatıştırmak,
Bir camiaya ait olmanın verdiği huzuru,
Ancak bebeğini uyutmanın kutsallığında aramak,
Ve o onuru,
Takımınla beraber yürüyebilmenin şerefini,
Anlatmanın en iyi yolu,
Bestelerinizdir aslında.
Türkülerimiz,
Ve tabii ki sloganlarımızdır.

***

Kendi sloganını yaratmak,
Ve onun peşinden koşmaktır aslında yaşamak.
İnönü'nün direklerinden, plütona kadar.
"Alnınıza sürülen lekeyi silin"den
"Tribünü satın alacak para hâlâ bulunamadı ya"dek
"Siyah-Beyaz, Ölüm Yaşam"dan tutun
"Basketbolu düşüren yönetim gider" gibi
Beşiktaş'la yoğrulmuş hayatımıza yüzlerce slogan düştü.
Çoğunu orta yere bıraktık,
"Kimin payına ne düşüyorsa alsın" diye…
Birazını da içimizde biriktirdik,
"Günü geldiğinde lazım olur" diye!!!

***

Slaven Bilic'in basın toplantısında sarf ettiği,
"Umudumuzu bizden kimse alamaz" düsturu.
Fırtına yüzünden limana hapsolmuş geminin,
Okyanuslara acıktığı gibi iştahlandırmıştı beni…
Amokachi'nin Nijerya'da yaşadığı yerlere sahip çıkması,
Tigana'nın Mali'deki çocuklara yardım etmesi,
Quaresma'nın "Bu tribün için kanımı akıtacağım" kelamı gibi etkilemişti hakikaten…
Zaten biz,
Düşündükleri ile söylemleri ayrışan,
Söylediklerini de eylemlerine yansıtmayan,
Bir dünya coğrafyasında yaşıyoruz…
Ve işte,
Değer vermeye başladığımız insanlardan beklentilerimiz,
"Umut"larımızla pekişiyor.
Hele de "Umut"u,
İngiltere'de bir basın toplantısında,
Dünyaya rest çekerekten kelam ediyorsa…

***

İşte ondandır;
İnsanların her Beşiktaş maçına final gibi bakıyor olması,
Bundan başka maç olmayacakmış gibi yaşayıp,
Her dakikayı 89 zannedip ölmesi…
İşte ondandır;
İsyan edercesine sevmek…
Sevinmek için sevmemek…
İşte ondandır;
Rakibin direkten dönen bir topunda,
Tansiyonun beynine vurmasından ansızın ölmek.
İşte ondandır;
Sevgili Hocam ve Sevgili Yönetim,
Yapılan onca hataya rağmen,
Sabırla beklemek,
Her gittiğin şehirde meşalelerle karşılanmak,
İhanet olmadığı sürece,
Takımı bağrına başmak…
İşte ondandır Hocam;
"Umut"a aşık olduğumuzdandır,
Yarın 70 bin kişinin Olimpiyat'a koşması…

***

Yarın ne ilk maçımızdır bizim,
Ne de son maçımızdır Hocam…
Lakin "Umut"u koluna takıp da
Gözümüzün içine bakarak dan verdiğin söz kulaklarımızda
Eski bir Beşiktaş Kapalısı'ndaki bir flama
"Umutlandırıp da utandırmayın" der.
Muvaffakiyetler dileyerek den…

*** 

Şan Abi'nin ruhu adına

Zannediyorsam yine antrenman sahası bile bulamadığımız dönemlerdi,
Şeref Stadı'ndan çıkılmış,
İnönü Stadı kabak,
Antrenman sahası yok…
Zaman zaman Yeşilköy taraflarında,
Karagücü'nün sahasında mecburiyetten misafir olduğumuzu hatırlıyorum…
İşte o yıllarda sezon öncesi kampı için yer bakıyordu yöneticiler…
Rahmetli Ergün Gökalp,
Sevgili Metin Ağabey (Keçeli),
Ve rahmetli Şan Ağabey,
Atlıyorlar arabaya Abant'a doğru yol alıyorlar,
O kadar!
Gerede taraflarından geçirdikleri bir trafik kazasında,
Şan Ağabey rahmetli oluyor.
Daha doğrusu "Beşiktaş Şehidi"
Bir Bolu deplasmanında ısmarladığı çay hâlâ boğazımdadır.
Allah'tan gani gani rahmet diliyorum.
***
"Nereden esti de bunları yazıyorsun,
Rüyada mı gördün?" diyebilirsiniz.
Rüyamda görmedim ama
Geçen gün Fulya antrenman sahasının önünde geçerken Şan Ökten Tesisleri'nin halini taksinin camından gördüm…
Üzüldüm!
Aynı Efes Harabeleri gibiydi.
Kapı giriş çökmüş,
Çöken kapından görünen iç taraf simsiyah,
Yıkılmış!
Tam bir kalıntı anlayacağınız…
Yanılabilir belki ama Yaşar Ahçıoğlu,
Fulya'daki inşaat işlerini hallettikten sonra,
İsmini yalnız o binaya vermek şartıyla,
Sıfırdan yapmayı Beşiktaş Kulübü'ne hediye olarak taahhüt etmişti…
Ne hikmetse sağdan soldan çıkan seslerden dolayı yapımdan vazgeçildi.
Ve Şan Ökten Tesisleri bugünkü haliyle kala kaldı.

***

Hatıralarımızı canlandırmamın sebebi,
Beşiktaş yönetimini bu konuya duyarlı hale getirmek…
En azından,
Stadı yapan şirkete ufak bir ricayla,
Ki reklamlar için ne paralar harcanıyor,
Şan Ökten Tesisleri'ni bu reklam kampanyasının içine sokarak,
Oraları düzenlemek,
Dışarıdan görünümü düzeltmek,
Beşiktaş isminin geçtiği bir yeri pırıl pırıl yapmak olacaktır…
Her şeyden öte,
Şan Ağabey'in ruhu adına!

YORUM EKLE