Tükenişin itirafı

Milliyet gazetesi yazarı Uğur Meleke, ligin kaderini belirleyecek Galatasaray-Beşiktaş derbisini masaya yatırdı.

Tükenişin itirafı

Son 35 günde G.Saray ayakla sadece 3, Beşiktaş da 2 gol atabildi. İki takımın da kozu duran toplar... Her iki takım da son iki ayda yalnızca üç kez ilk yarılarda skor yapabildiler, iki hoca da ikinci devre vites artırma niyetinde. Belli ki bu maçtan sadece tek hoca mutlu ayrılacak, hedefler tek puana ya da belki tek bir gole yoğunlaşacak. O gol için de muhtemelen sabır gerekecek.

 

Beşiktaş için hesapların şaştığı noktanın Avrupa kupalarından elenme anı olduğuna inanıyorum ben. Siyah-beyazlıların Brugge’a elenmesinin tek cepheye yoğunlaşma, yorgunluğu azaltma yönünde olumlu bir etkisi olacağı sanılırken tam zıttı yönde gelişti işler: Beşiktaş, 19 Mart’ta Brugge’a elendikten sonra ligde 8 maçta yalnızca 3 galibiyet alabildi. Sadece 3 ilk yarıda gol atabildi. Ve sadece üç oyuncunun bireysel performansına bağımlı hale geldi: Demba Ba, Sosa ya da Tolgay iyiyse Beşiktaş kazanabiliyor. Beşiktaş Brugge’a elendiğinden beri Gökhan Töre, Olcay, Oğuzhan, Ersan, Opare veya Serdar’ı bir daha gören olmadı.

Bu bireysel düşüşlerin fiziksel sebeplerle olduğunu zannetmiyorum doğrusu. Meselenin büyük bölümü mental. Evet, Slaven Bilic harika bir taktisyen değil, oyun okuma konusunda genelde zayıf. Ama Beşiktaşlı oyuncularla muazzam bir gönül birliği kurdu, iyi arkadaş, iyi dost, iyi abi oldu. Bu ilişki, grup motivasyonunu artırdı, hedefe kilitlenildiğinde başarıyı getirdi. Bilic konsantre ise, Bilic çok istiyorsa, takımını da hedefe yöneltebiliyor. Bilic, Arsenal’i -Tottenham’ı - Liverpool’u yenmeyi çok istiyordu. O maçlarda Serdar’ın - Necip’in - Ersan’ın performanslarına bakın. Hepsi inanmış. Hepsi zafere odaklanmış. Hepsi kariyerlerinin en üst noktalarında.

Brugge bitirdi

19 Mart’ta Brugge, Beşiktaş’ı geçtiğinde Bilic’in kafasında bu sezon bitti. İtiraf edelim, belki West Ham’ı, Allardyce’ı izlemeye başladı yan gözle. Ve son iki ayda onun motivasyonuyla beraber Beşiktaş’ın gençlerinin de hedefleri bitti. Hemen herkes düşüşe geçti. Beşiktaş’ın muazzam natifli bir kadrosu, veya Kuyt gibi, Sneijder gibi genel havadan etkilenmeyecek tecrübelileri de olmadığı için hedeflerden kopuldu. Şunu gönül rahatlığıyla iddia edebilirim: Eğer şu anda UEFA Avrupa Ligi’nde Sevilla’nın rakibi Dnipro değil Beşiktaş olsaydı, siyah-beyazlılar ligde de şampiyonluğun en güçlü adayı konumunda olacaklardı.

Tükenişin itirafı

Slaven Bilic’in Konyaspor mağlubiyeti sonrası yaptığı açıklamalar da aslında tükenişin itirafı gibi: Bilic’e kimse “git” demedi. Bilic’e kimse “kontratın şampiyonluğa bağımlı” demedi. Beşiktaş statsız ve düşük bütçeli bir sezon geçiriyor zaten. Taraftarın çoğu Bilic’i ve siyah-beyazlıları büyük planda başarılı görüyor. Öyleyse Bilic’in istifamtırak açıklamasının nedeni neydi ki? Sanırım, bu açıklamanın altındaki duygu, kişisel hedeflerin bitmesi. Psikolojide “yansıtma” denen duygu. İçindeki hisleri karşıdaki aynaya aktarma.

İNANMIŞ BİR ADAM: HAMZA HAMZAOĞLU

Bilic’in 33’üncü haftadaki rakibi Hamzaoğlu da Hırvat Hoca’ya benzer şekilde “sevgi, arkadaşlık, mutluluk” gibi duygularla getirdi takımını bu aşamaya. O da aynen Bilic gibi bir taktik deha değil. O da oyun okuma konusunda henüz eğitim aşamasında. O da büyük maç tecrübesine sahip değil. Ama geldiği günden itibaren grubuna pozitif enerji vermiş. Karşılıklı bir sevgi-saygı köprüsü kurmuş. Selçuk’un, Burak’ın, Sneijder’ın, Yasin’in, Emre’nin sevgisini kazanmış. Bu da 21 maçta 51 puan almaya yetmiş zaten. Bugün de Beşiktaş karşısında Galatasaray’ın en büyük kozu, mutlu bir takım olmaları. Şampiyonlar Ligi travmasını atlatmış, lig şampiyonluğuna inanmış olmaları. Forvetler atmasa savunmacıların atacağına, savunmacılar atmasa Muslera’nın tutacağına olan inanç getirmiş bu takımı buraya. Bir takım bütünlüğü dersi gibi Galatasaray açısından bu sezon.

Hamzaoğlu’nun Mersin’de oyundan çıkarken elini sıkmayan Emre’yi bir maç kadro dışı bırakması da tam da bu duyguyu koruma açısından doğru. Ama Hamzaoğlu, Emre’nin cezasını Beşiktaş derbisine de sarkıtırsa bence haklıyken haksız duruma düşecektir. Çünkü 1 maç ceza, Emre’ye ceza... 2 maç ceza ise Galatasaray’a ceza...

Forvet durdu, defans attı

G.Saray, Trabzon’a 2-1 kaybettiği müsabakadan sonra 5 maçtır kalesini kapadı; Muslera’nın formu ligin kaderine tesir etti. Sarı-kırmızılılar bu 5 maçın 4’ünü 1-0 kazandı; kaydedilen 6 golün 4’ünde santrforların değil diğer oyuncuların imzası vardı. Bu gollerin üçü kafayla geldi. Burak 3, Umut 6 haftadır, Pandev de ezelden beri suskun. Son 5 maçtır gol yemeyen savunmanın zayıf olduğu dakikalarsa son çeyrek. Sarı-kırmızılıların da, rakibi siyah-beyazlıların da kalelerinde en çok gol gördüğü periyot, yüzde 28 ile son 15 dakikalar...

Beşiktaş’tan 25 şut, tek gol

Malumunuz, 4 Nisan’da Fenerbahçe otobüsüne yapılan hain saldırı nedeniyle ligin 31’inci maç günü, hafta içine kaydırıldı. 8-18 Mayıs arası bütün takımlar üçer maç oynadı ve bu 3 maça özel bir puan durumu yapılsa Beşiktaş 2 puanla 18 takım içinde ancak 13’üncü olabiliyor.

Bu üç maçta Beşiktaş yalnızca 2 gol atabildi; üstelik 270 dakikada rakip filelere 51 şut göndermesine rağmen. FSTATS verilerine göre ilk 29 haftada ortalama 7 şutta 1 gol bulan Beşiktaş, son 3 haftada bir gol için 25 şut çekmek zorunda kaldı.

Anahtarlar Sneijder ve Sosa

OPTA verilerine göre ligde üçüncü bölgede en fazla isabetli pas yapan oyuncu Sneijder (30 maç, 493 pas). Jose Sosa ise Sneijder’dan maç başına sadece 2 pas geride (26 maç, 372 pas). Beşiktaş’ta Sosa topu ön tarafa taşıyamadığında enteresan bir oyun natifi ortaya çıkıyor: Demba Ba, sağ açığa kayıp oradan oyun kurmaya çalışıyor. Dolayısıyla Ba’nın bu maçta Hakan Balta’yı sık sık sağ çizgiye sürüklemesi kaçınılmaz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Sacma
Sacma - 3 yıl Önce

West Ham la falan alakası olduğunu düşünmüyorum bu işin, Bilic'in hataları ve eksikleri + rakiplerin kollanması son dk golleriyle - hakem kararlarıyla puanları toplamaları buna karşın bizim maçların katledilmesi + kadro yapısının (özellikle mental olarak) şampiyonluğa hazır - tecrübeli - yeterli olmaması + ödemelerin aksaması (bana göre en önemli sebep) bu sonucu ortaya çıkardı. Herkes premier lige gitmek ister tabi ama adam burda şampiyonluk şansı varken aman boşver gidiyim niye desin? Kariyerinde stadsız, bütçesi kısıtlı bir takımla şampiyonluk yaşayıp gitmek, son haftalarda şampiyonluğu verip kovularak gitmekle aynı mı

Recep
Recep - 3 yıl Önce

Orman istifa!