Tolga'ya mektup

Alen Markaryan kaleme aldı.

GÜNDEM 25.03.2015, 06:21
Tolga'ya mektup

Tolga kardeşime iki kelam etmek istiyorum
İster ağabeyi olarak kabul etsin beni ister bir taraftar
İsterse de bir köşe yazarı
Kendisine bırakıyorum
***
80’li yılların başında Necdet diye bir adam vardı Beşiktaş’ta.
Hala ara sıra mektupları gelir!!!
Her Fener ve Galatasaray maçlarında tabelaya direk etki ederdi.
Top ayağına geldi mi
Hizasına geldiği tribün Meksika Dalgası gibi ayaklanır
Heyecan ve heves tavan yapardı.
Bir maç kötü oynadı diye çocuğa yapmadıklarını bırakmadılar.
‘Hep Kapalı’nın gölgesinde duruyor, sahanın güneşli yanına çıkmıyor’ mu demediler
‘Saçı bozulmasın diye top kafa vurmuyor’ diye dedikodu mu yapmadılar.
İnan Tolga
Ağzını açtığını hatırlamam
Gollerini sıralar, işine bakardı.
***
Ya İbrahim Üzülmez
Sol çizgide başına gelenleri anlatmaya gerek yok her halde.
Her yapamadığı ortaya tribünden uğultu yükselirdi.
Oyundan çıkarken bir ‘el’ etti diye
Denmeyen kalmadı çocuğa
Sonra basın önüne çıkıp Beşiktaş taraftarından özür diledi
Anlayacağın Tolga, Beşiktaş etiği bunu gerektiriyordu
***
Hassasiyetini anlıyorum Tolga
Kimsenin insanların anasına babasına küfür etme hakkı yok.
Ve tasvip etmiyorum
Lakin maçın akışında hele de heyecanı yüksek maçlarda
Bazı taraftarlar kendinden geçer
Münferit ve istemeden küfür çıkabilir insanların ağzından
Bunu sorun yapmak ve bunların arkasına sığınmak
Hiçbir profesyonel işçiye yakışmaz
İnsanların ne şartlarda maça geldiklerini düşün istersen
Anneciğin rahmetli olduğunda bu tribünler sana flama açtı.
Seninle beraber üzüldü Tolga
Bence bu tip durumlarda sana düşen
Boynunu önüne eğip, hatalarını kabul etmektir
Gazete gazete, mikrofon mikrofon demeç vermek değildir makul olan
Makul olan, ‘niye bu kadar sıklıkta sakatlanıyorum’ diye kendine sormandır Tolga
Bu işte bir iş var deyip özel hayatına
Ya da genel hayatına çeki düzen vermen gerekiyor Tolga
***
Daha İstanbul’a gelir gelmez sana Beşiktaş kaptanlığı verildi.
Buna göre yaşaman gerekiyordu
Bence yaşamadın Tolga
***
Ertuğrul Sağlam’dan, Oktay Derelioğlu’na kadar
Ferdinand’tan Sergen’e kadar neler yaşandı bilir misin Tolga!
Oktay’ın sinirden soyunma odasının camlarını kırdığını bilirim.
Yaşananları anlatmak için
Genel yayın yönetmenim bana gazeteyi verse ‘Yaz’ diye inan sığdıramam Tolga
Eleştirmeyi ve laf üretmeyi bırakıp
Herkes işini yapmalıdır.
Tabii ki annelerimiz, hepimiz için kutsaldır
Saygı duyuyorum
Lakin hepimiz için kutsal olan bir şey daha vardır ki
O da Beşiktaş taraftarıdır
Kardeşimin yanaklarından öperekten.
 
**************
 
Dingo’nun ahırı

Belözoğlu’nun sokak kabadayısı gibi
Önüne gelene iş koymasına
Hadi onu geçtim
Beşiktaş’ın Hocası’na ikinci keredir küfür etmesine
Seyirci kalmak ne demektir?
Metrekare olarak
Emre’ye en yakın vatandaş olan Gökhan Töre’nin
Hocasına küfür edildiğini duyduğu halde
Emre’yi yatıştırmaya çalışması ne alakadır?
Beşiktaş Hocası’na edilen her menfi hareket
Camianın tümüne edilmiş hakaret olduğunu bilmesi gerekmektedir Gökhan’ın.
Ne tutuyorsun adamı!
Bırak ne yapıyorsa yapsın
‘Dingonun ahırı yaptınız sahanın içini” deyip kırmızıyı yapıştıran hakem elbet bir gün çıkacaktır. 

**********

Adını ‘Fırat’ koydum

Adından ilham alınıp
Yeni doğmuş bebelere çırılçıplak bir hevesle verirler
Boyun eğmez, emir almaz oluşudur adını kıymetli kılan
Delikanlılığı, hoyrat yaşamasınadır saygı duyulan
Ve adını Fırat koyarlar çocukların
Sert ve net bakışları
Taviz vermez oluşu, etkilenemez duruşu umutlandırırdı bizi.
Yazık oğlu yazık…
Cami avlusuna bırakılmış bir bebek gibi
Bu vatandaşın Beşiktaşlılığını spor camiasının orta yerine koyanlar
Bakalım şimdi neyi sorgulayacaklar?
Evren Dölek de Cem Papila da Beşiktaşlı’ydı hesapta hatırladınız mı?
 Bunu sen de unutma Fırat Aydınus…
Bir gün gelecek sen de onlar gibi bir kenara bırakılacaksın
Ve yalnızca eyyamların kalacak akıllarda.

*******
Her şey beceride saklı!!!

Ha Liverpool maçıydı
Ha Galatasaray derbisiydi
Ha Brugge’u eliyoruz
Ha Kadıköy’e gidiyoruz derken
Başbaşa kaldık
‘Herkes gitti yalnız kaldık meyhanede’ derler ya
O hesap
Hataları söylerken incinirsiniz, moraliniz bozulur diye düşündüğümüzden
Fazla da zülf-ü yare dokunmadık bu bahsettiğim süreçte.
Ama şimdi el elde baş başta
Ve 9 hafta kala lig yeniden başlıyor
***
Bence bu da bir şans
Nasıl ki Balıkesir maçının son dakikasındaki topla
Sivas maçının son dakikasındaki top
Kol kola girip direkten döndüyse
Ve biz puanlar aldıysak o maçlardan
Nasıl ki Bilic
65. dakikada 9 kişi kalan Rize’ye karşı
Doğru dürüst bir taktik üretememesine rağmen maçı kazanabildiysek
Derbilerde bir gol bile atamadığımız halde
9 hafta kala puanların eşit olması hakikaten bir şanstır.
Profesyonel anlamda bütün pozisyonlara söylüyorum.
Bundan sonra her şey beceriye kalıyor.
Dikkat!!!
 

Yorumlar (2)
hamit 5 yıl önce
Bu siteyi seviyorum. Zafer algoz aptalinin gerzek yorumlarini yayinlamiyor.
Madida 5 yıl önce
Yazarın son cümlesi de manidar...İş beceriye kaldı diyorsun da;örnek verdiğin maçlarda şansımızla ayakta kalmışız ve bu Biliç denilen korkak adamdan beceri bekliyorsun.