SETİ DE KONTRASI DA GOMEZ KLASI

Ali Ece, Beşiktaş - Başakşehir karşılaşmasını değerlendirdi...

 Sahada 22 oyuncu var ama öyle bir rüzgar var ki oyunun gidişatında en az oyuncular kadar etkili, belirleyici. Yan ya da diyagonal pastan çok direk-dik paslar ve driplinglerle oynayınca daha verimli olabileceğiniz şartlar söz konusu.

Mario Gomez, Türkiye’deki ilk golünü de bu şartlardaki en ideal tercihleri yaparak attı. 10-15 metre dripling üzerine sol ayakla çok düzgün bir şutla perdeyi açtı. En iyi şut estetik açıdan en etkileyici olan mıdır yoksa en iyi şut gol olan net şut mudur? Rumennigge, Klose, Gerd ve Thomas Müller gibi efsaneleri de hesaba katarsak, Almanlar için ikincisi. Almanya gol kralı Gomez’in de şutları sade, net ama “şut repertuarı” çok geniş: Sol ayak, sağ ayak ve ayak içi-tenis raketi gibi kullandığı kafa vuruşları (76’da kafayla vurup kaçırdığı nazar boncuğu olsun. Sezon boyu aynı pozisyondan 10 tane daha gelirse 7’sini gol yapabilecek kalibrede)... Dönerek ayakta ya da bir anda topa doğru eğilip hatta hafif yana yatarak yaptığı vuruşlar...

İlk yarı boyunca Beşiktaş golden önce de sonra da oyuna hükmetti, rüzgâr izin verdiği ölçüde oyunun temposunu dikte eden taraf oldu. İlk 30 dakikada Beşiktaş’ın genel isabetli pas oranı % 78’ken Mario Gomez’in bireysel isabetli pas oranı % 20’de kaldı. Gomez, üstün klasını konuşturmanın yanı sıra milli maç arasında fizik kondisyon ve takımın kalanına adaptasyon sorunlarını da halletmiş. Ancak dünya statlarının kalanında belki sadece Faroe Adaları’nda eşi benzeri olan rüzgâr adapte olmak zor. Mario Gomez en son böyle “mikser bir rüzgar”ı Almanya’nın meşhur Zugspitze Dağı ya da Alt Oder Vadisi’nde görmüş olabilir. Almanlar da tabii ki oralara stat inşa etme hatasını yapmadılar!  

Gomez perdeyi açtı, kapadı ama ilk yarıda oyunu açıp oyun üstünlüğünü kurduran yine Oğuzhan’dı. İlk 45’te sahanın en fazla topla buluşan ve tempoyu dikte eden oyuncusu Oğuzhan’dı. Ancak Oğuzhan 2. yarının başında mecburen oyundan alındı. Yerine en iyi haliyle Oğuzhan’ın değil de belki Atiba’nın alternatifi olabilecek Necip oyuna girdi. Şenol hoca, Oğuzhan’ın yokluğunda Oğuzhan’ın orkestra şefi olduğu ultra ofansif set oyununda ısrar etmedi. Necip’in de oyun karakterine uygun bir “kestiğin anda kontraya çık” B planını uygulattı.

Bu verimli kontrataklardan birinde Gökhan Töre, bu kez olabilecek en doğru zamanda en doğru pası verdi, Gomez karşı karşıya affetmedi. 2-0’dan sonra kısa sürede Beşiktaş kontrataklarla skoru 4-0’a getirebilecek 2 çok net gol pozisyonu daha buldu. Gomez klas bir golcü olduğu kadar iyi bir takım oyuncusu olduğunun da mesajını vermek istercesine bencillik yapmadı. Birincisinde Quaresma’nın kaçırdığı pozisyon, yeteneklerine yakışmadı. İkincisinde ise ceza alanındaki tüm Beşiktaşlı oyuncular gol atma işini birbirlerine bırakıp kedinin yumakla oynadığı gibi topla oyalananınca maçı erkenden bitirme fırsatını ayaklarının tersiyle teptiler.

Beşiktaş, maçın ilk yarısında ofansif set oyununu ne kadar iyi oynadıysa, 2. yarıda da hızlı kontratak oyununu o kadar verimli oynadı. Ne de olsa futbolda açık ara en belirleyici istatistik gol. Golü nasıl daha çok ve kolay atacaksanız, o şekilde oynamak her zaman en akıllıcası. Bizzat Türkiye’deki en üst futbol liginde en fazla galibiyet alan teknik direktör Şenol Güneş bunu ne kadar iyi biliyorsa, oyuncularına da o kadar benimsetti. Dün gece de saha içinde o kadar doğru şekilde oynattı. Geldiğinden beri de çalışmaların % 90’ı zaten bunun üzerineydi.
Güncelleme Tarihi: 14 Eylül 2015, 09:00
YORUM EKLE