Psikopat Ali lakabı beni rahatsız etmedi

Beşiktaş tarihine damga vurmuş savunma oyuncularından Ali Eren Beşerler, “psikopat Ali” lakabının hikayesinden siyah beyazlı takımın son durumuna ve Türk futboluna dair özel açıklamalarda bulundu.

GÜNDEM 20.12.2019, 10:35 22.12.2019, 10:32
240

İşte Beşiktaş'ın efsane oyuncusu Ali Eren Beşerler'in verdiği röportajın tamamı; 

- Sizi takip edenler için şu an neler yaptığınızla başlayalım.

Futbolu bıraktıktan sonra ben de her futbolcu gibi TFF’ye başvurup antrenörlük lisansımı aldım. Profesyonel alt liglerde antrenörlük yapıyorum ama şu an takım çalıştırmıyorum.

- Sosyal medyada bir grup sizin için “Türkiye’nin en iyi savunma oyuncusu” yazmış, bir grup da “en kötü savunma oyuncusu” Sizce siz hangisiydiniz?

Hepsine saygı duyuyorum, bakış açılarıdır. Futbol bakış açısı herkese göre farklıdır. Bazısına göre iyisinizdir bazısına göre kötü. Oynadığım dönemde çok üst düzey bir futbolcuydum diyemiyorum ama kötü de değildim. Ortalama bir oyuncuydum. O dönemde altyapılardan çıkanlar, bugünküler gibi eğitilemedik. Kendi kendimize bir şeyler yapıp, geliştirmeye çalıştık. A Milli Takım’da oynadım, Ümit Milli Takım’da oynadım, Olimpik Milli Takım’da oynadım, Beşiktaş’ta oynadım. Bunlar benim için ulaşılması zor hayallerdi ve bunları gerçekleştirdiğim için mutluyum.

- Sizi neden “psikopat Ali” diye çağırıyorlardı?

Görünüş açısından farklı bir yapıya sahibim. Biraz da saha içinde oynadığım bölgenin stoper olmasından dolayı kesici, sert ve agresif oynamak mecburiyetindesiniz. Kendi taraftarımız böyle bir lakabı uygun gördü. Ben de bugüne kadar rahatsız olmadım.

“Beşiktaş gün geçtikçe kan kaybediyor”

- Şu an Beşiktaş’ın savunma hattı nasıl bir görüntü veriyor?

Beşiktaş gün geçtikçe kan kaybediyor. Mali açıdan da büyük sıkıntılar var. Eski başkanımız Fikret Orman sağ olsun bize miras olarak çok büyük bir borç bıraktı ve gitti. Mali açıdan iyi olmayınca transferler de buna göre oldu. Türkiye’de zaten futbol kalitesi çok düştü. Diğer ülkelere göre çok gerilerdeyiz. Seyrettiğiniz zaman keyif alamıyorsunuz. Beşiktaş iyi değil ama rakipleri de iyi değil. Bu “iyi olmayanlar” birbirleriyle mücadele ediyorlar. Bakalım iyi olmayanlardan kim şampiyon olacak.

“Beşiktaş’ın savunması güven veriyor mu diye sorarsanız, her maç endişeyle izliyoruz.”

- Vida-Ruiz-Roco, şu an Beşiktaş’ın ihtiyacı olan stoperler mi?

Savunmada sıkıntılar var ama sadece merkezde değil. Beklerde de sıkıntı var. Caner de Gökhan da hücuma çıkıyorlar ve arkalarında zaman zaman boşluklar bırakıyorlar. Rakip takım da kontraya ya da hızlı hücuma çıktığında gol ya da goller buluyorlar. Savunma bir bütündür. Son 6 haftada çok iyi oynadılar, ondan önceki 4-5 haftada çok kötüydüler. Bir tutarsızlık var ve “güven veriyor mu?” diye sorarsanız, her maç endişeyle izliyoruz.

“Abdullah Avcı’nın Başakşehir performansında eleştirilecek çok şey vardı”

- Abdullah Avcı güven veriyor mu?

Abdullah Hoca bir süre Milli Takım’ı çalıştırdı, çoğunlukla da Başakşehir’deydi. Türkiye ortalamasına göre iyi bir hoca ama büyük takımlar soru işareti. Kendisini şampiyon olarak ispatlama mecburiyetinde ve taraftar da notunu buna göre verecek. Beşiktaş-Fenerbahçe-Galatasaray’ı çalıştıracak kadar büyük hoca olup olmadığını zaman gösterecek. “Benim hocalığımı kimse eleştiremez” diye bir açıklama yaptı. Aslında geçen seneden de eleştirilecek tarafları var. Başakşehir ile 10-11 puan ile şampiyonluğu alması gerekirken geriye düştü. Avrupa Kupaları’nda da hiç başarısı yok. Başakşehir’de de bu ön plana çıktı, Beşiktaş’ta da. Gruplarda neredeyse puan alamadı ve bunlar eksi yönleri.

- Bu hafta Fenerbahçe derbisi var. Yeni Malatyaspor mağlubiyeti bu maça nasıl yansır?

Yeni Malatya maçı istenmeyen bir mağlubiyet. İstatistiklere baktığınızda top yüzde 68 Beşiktaş’ta, yüzde 32 Malatya’da. Beşiktaş 552 pas yapmış, 300 pas da Malatya yapmış ama Beşiktaş’ın pozisyonu yok. Hücumda problemler var. Maalesef uyum sağlayamıyorlar. Yaratıcı ve gole dönük oyuncuları yok. Gol bulamıyoruz. En büyük eksiklerden biri de bu. Bugüne kadar atılan gollere bakarsanız, bir iki takım haricinde ki onlar da bana göre düşmesi şimdiden kesinleşen takımlar, gol problemi çekiyor. Fenerbahçe de geçen haftayı iyi bitirmedi. Beşiktaş kazanırsa rahatlayacak, Fenerbahçe strese girecek. Zor bir maç. Ben Beşiktaş’ın kazanmasını istiyorum tabii ama favorisi olmayan bir maç.

- Siz Kadıköy deplasmanına çok gittiniz. Oranın psikolojik etkisiyle ilgili neler söylersiniz?

Beşiktaş bir 10-15 senedir galip gelemiyor ama bu kazanamayacağı anlamına gelmez. Futbolcular derbi maçlara daha iyi hazırlanır ama rakip takım taraftarı yüzünden strese girmezler. Alışkınız, sürekli oynuyoruz. Şampiyonluk maçı olsa anlarım ama ligin bitimine daha çok olduğu için çıkıp oynayacaklardır.

“Sezon başında biz Sergen Yalçın’ı istedik, yönetim tercihini Avcı’dan yana kullandı.”

- Şu an ligde Beşiktaş çıkışlı çok fazla teknik direktör var ve hepsi de başarılı. Bu tesadüf mü?

Teknik direktörlük iki yönlüdür. Teknik taktik anlamda ve mental anlamda. Oyuncularınızla iyi anlaşabiliyorsanız, çok iyi antrenör olmasanız da sizi taşırlar. Bunun yanında teknik taktik anlamda bilginiz de varsa zaten tamamen yukarı çıkarsınız. Bunların tamamının Sergen Yalçın’da ve Rıza Çalımbay’da birleştiğini görüyorum. İyi işler yapıyorlar. Umarım bu şekilde devam ederler.

- Özellikle Sergen Yalçın’a hem futbolculuğu hem teknik direktörlüğüyle ilgili ayrı bir parantez açmak istiyorum.

O korkmaz. Yenilirse yenilir, yenerse yener. “Yenilirsem ne olur?” demez. Futbolu çok iyi biliyor. Oyun planını çok iyi biliyor. Biz aslında bu sezon başında Sergen’i Beşiktaş’a istedik. Tercihler Abdullah Hoca’dan yana oldu. Ama yarın bir gün herhangi bir hoca değişikliğinde Sergen gündeme gelecektir.

“Sayın Fikret Orman camiayı böldü, parçaladı, çıktı gitti ve böyle büyük bir enkaz bıraktı.”

- “Sezon başında Sergen’i Beşiktaş’a istedik” dediniz. Bunu bir taraftar olarak mı istediniz, yoksa yönetime bu yönde bir tavsiyeniz mi olmuştu?

Geçmiş yönetimle aramız hiç yok bizim. Ellerinden gelse bizi kulübe sokmayacaklardı ki zaten yaptılar. Sayın Fikret Orman camiayı böldü, parçaladı, çıktı gitti ve böyle büyük bir enkaz bıraktı. Biz teknik adam olarak, spor yorumcusu olarak, futbol seyircisi olarak ve hem de Beşiktaş Genel Kurul üyesi olarak istiyorduk. Benim düşüncemde olan çok insan vardı. Ama olmadı, Abdullah Hoca geldi ve kendisine sonuna kadar destek vereceğiz. Yine de olası bir değişiklikte Sergen, ya da şu anki gidişatına bakılırsa Rıza Hoca gündeme gelebilir. İbrahim Üzülmez de güzel işler yaptı ama bu dönemde bir takım çalıştırmadığı için biraz unutuldu. O da iyi bir hoca olacak. İnşallah onu da Beşiktaş’ta görürüz.

“Herhangi bir futbol seyircisi Daum kadar antrenörlük yapar. Yardımcısı olmasa Daum bir hiçti.”

- Sizin çalıştığınız en iyi teknik direktör kimdi?

Mental açıdan Toshack’tı. Teknik taktik açıdan Lucescu’ydu. Hemen hemen hepsi iyiydi. İçlerinde benim antrenör olarak görmediğim tek insan Daum’du. Herhangi bir futbol seyircisini getirseniz onun kadar antrenörlük yapar. Hem kişilik açısından hem antrenman tarzı açısından… Onun bir yardımcısı vardı. O olmasaydı kendisi bir hiçti. Her işi yardımcısı yapıyordu. İnsanlarla ilişkileri de çok iyi değildi. Benim bugüne kadar sorun yaşadığım tek hocaydı. Daum samimi değildi, farklı işlere giriyordu. Beşiktaş’ta çoğu futbolcu tarafından sevilmiyordur.

- Sizin döneminizle ilgili hatırladığınız en renkli anı neydi?

Toshack ile bir anımız var. Bir gün Fulya’da antrenmandayız, maç yapıyoruz. Ben 30-35 metreden topa vurdum. Toshack bağırdı bana, “30-35 metreden kaç tane golün var?” diye. Ben de yardımcısına, “Hocanın kaç tane varmış?” diye sordum. O da, “ben sana seyrettireceğim merak etme” dedi. Otobüsle Ankara deplasmanına gidiyorduk; koydu kaseti, Ankara’ya gidene kadar Toshack’ın attığı ve attırdığı golleri seyrettim. Seyret seyret bitmedi. Toshack’ın değerini sonradan kavrayabildik.

- Milli Takım’da istediğiniz kadar şans bulabildiniz mi?

Buldum ama son dönemde sakatlandım. Ön çapraz bağlarım koptu, Avrupa Şampiyonası’na gidemedim. Düzeldikten sonra da Milli Takım hocası değişti. Mustafa Denizli’ydi, Şenol Hoca geldi. Çok ağır bir sakatlık geçirdim ve ameliyattan sonra 3 ay temel ihtiyaçlarımı karşılamak dışında yerimden  kalkamadım ve 10 ay kadar futboldan uzak kaldım. Şenol Hoca’nın tercihleri arasına giremedim, saygı duydum.

“Milli Takım’ın Euro 2020’de başarılı olacağına inancım tam.”

- Takımın başında yine Şenol Güneş var ve iyi bir jenerasyonla Euro 2020’ye gidiyoruz. Şansımızı nasıl görüyorsunuz?

Beklenmeyen bir çıkış yapıldı. İyi futbol oynuyorlar, keyif veriyorlar, mücadele ediyorlar. Sahaya bütün benliklerini koyduklarını görebiliyorsunuz. Genç oyuncularımız da çok çabuk adapte oldular. İnşallah böyle devam ederler, ben başarılı olacaklarına inanıyorum.

“Merih Demiral Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi savunma oyuncusu.”

- Merih Demiral ve Çağlar Söyüncü’yü nasıl buluyorsunuz?

Merih’i geçmişte bana sordular, “bakmak lazım” dedim. Ama çok kısa zamanda çok büyük işler yaptı. Bana göre Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi savunma oyuncusu. Son iki üç haftadır Juventus’ta da oynamaya başladı. Çağlar da aynı şekilde ama Merih biraz daha kalpten, istekli ve onu da insanlara gösterebiliyor. Çağlar ve Merih, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi savunma hattını oluşturdular.

- Sizin bir gün Beşiktaş’ı çalıştırmak gibi bir hayaliniz var mı?

Şu an öyle bir hedefim yok, çünkü şu aşamada olmayacak bir şey.

Yardımcı antrenörlük teklif edilirse?

Tabii ki. Beşiktaş’ın olduğu her yerde olmak isteriz. Yardımcı olur, scout olur, yönetim kademesi olur, altyapı olur hiç fark etmez. Uygun şartlar olduğu takdirde olur. Aksi takdirde sağlıklı bir çalışma olmuyor.

Skorer / Ezgi Toper

Yorumlar (0)