Helal Olsun

Ali Ece kaleme aldı.

Helal Olsun

Arsenal maçıyla beraber Olimpiyat'ın İnönü atmosferlerine en çok büründüğü karşılaşma…

Beşiktaş ilk 20 dakikada bu maça başlaması gerektiği gibi başladı. Takım boyu, Liverpool'un 3-4-2-1'den mecburen 3-5-2'ye dönmesine karşı, Beşiktaş'ın takım geometrisi de uzun süre olması gerektiği gibiydi. Kompakt oyun, sağlam takım savunması turu geçmek için olmazsa olmazların başında geliyordu. Ancak ilk 45 dakika boyunca takım hücumu için aynısını söyleyemeyiz. İlk 45'te Demba Ba'nın arkasındaki üçlünün performansları yeterli değildi. Gökhan Töre çok fazla çizgiye açıldı. Olcay çok dağınıktı. Sosa alıştığımız pas kalitesinin yarısını bile sergileyemedi. Bu durumda Beşiktaş ilk yarı boyunca sadece Demba Ba'ya uzun toplar atarak hücum etmek zorunda kaldı. Bu havadan uzun paslarla havadan güçlü olan üç rakip stoper Lovren, Toure ve Sktrel karşısında gol atması için ağzıyla kuş tutması gerekiyordu.

İkinci yarıya ise Beşiktaş çok iyi başladı. Daha önde, daha ofansif, daha ateşli bir oyun. 2 buçukuncu alanda başlayan pres Liverpool'un oyun merkezini bozdu. Beşiktaş topları iyi kaptı, hücuma iyi çıktı ama 60'a kadar rakip ceza alanında yeterince çoğalamadı. Sosa hayal kırıklığı yarattı ama uzun süredir fıtıktan kaynaklanan rahatsızlığı nedeniyle acılar içinde oynuyor. O yüzden kendisini fazla eleştirmek haksızlık olur. Sosa'nın sakatlığından kaynaklanan kendi kalitesinin altındaki performansının Slaven Bilic de farkında. Bu yüzden üst üste ikinci kez Sosa'yı erkenden oyundan almak zorunda kaldı. 

Yerine giren Tolgay, Alman altyapısı kalitesi ve ne kadar versatil ve değerli bir oyuncu olduğunu sadece attığı harika golle değil, toplu ve topsuz oyunda kolektif katkısıyla fazlasıyla kanıtladı. Golde pozisyonu çözen isim Gökhan Töre'ydi. Tolgay girdikten sonra hem Gökhan Töre daha fazla alan değiştirerek oynadı hem de Olcay fazlasıyla toparlandı. 60'dan sonra harika bir Beşiktaş izledik. Normal sürenin son dakikasında Demba Ba'nın vuruşunda topun döndüğü direği söküp Infantino'ya hediye olarak yollamak istiyorum!

Necip'in efsane kadronun stoperi Ulvi'yi hatırlatan stoperlik performansı, Opare'nin Motta'yla karşılaştırınca bir Maldini olmasa da versatil savunmacıların en ünlülerinden Panucci'yi anımsatan görev bilinci, taktik disiplini ve ikili mücadelelerde sergilediği zeka Beşiktaş'ın dün geceki en önemli ekstralarından bazılarıydı.

İşin aslı lafı fazla uzatmayalım. 120 dakika bittiğinde Beşiktaş tribünlerinin tamamının kalpleriyle beyinlerinin kesiştiği o ideal futbol noktasında haykırdıkları gibi: "Helal olsun." Ben bu yazıyı futbolun silahsız rus ruleti olan penaltı atışları öncesinde noktalıyorum. Son bir sözüm de Sayın Yalçın Karadeniz'e: Doğrudur Bilic'ten daha iyi teknik direktör var. Mesela Guardiola, Mourinho v.s. Ancak dilerim gelecekte bir daha asla Beşiktaş Divan Başkanı maç öncesinde takımın teknik direktörünü yerden yere vuracak kadar kötü Divan Başkanlığı yaptı. İnşallah!!!
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Özgür
Ahmet Özgür - 4 yıl Önce

Tolgay bu takımda ilk 11 oynamalı, bunun ötesinde bir düşünce olmamalı.. Hele hele Tolgay var iken Oğuzhan'ın ilk 11 başlaması dünyanın en saçma işidir.

Mehmet KARAKUŞ
Mehmet KARAKUŞ - 4 yıl Önce

Aynı yalçın karadeniz zamanında Sergen Yalçının gitmesindede en büyük rolü oynamıştı.Böyle kibirli herşeyi ben bilirimci adamları neden barındırır bünyesinde Beşiktaş hiç anlamıyorum.Sana kapak yaptı Slaven haberin olsun Yalçıncım

hüseyin
hüseyin - 4 yıl Önce

110.yıl kutlaması süleyman seba yazın..tüm stad süleyman sebayı ayakta alkışlarken bile ünal aysal dahil. yalçın karadenize bakın bi. böyle adamlar nasıl kulübümüzden ekmek yiyebilir.