Hayalcilik Olur

Cem Dizdar, Siyah-Beyazlılar'ın gündemindeki 3 önemli konuyu masaya yatırdı.

Hayalcilik Olur

‘İki Arsenal maçındaki işleyiş, üç aşağı beş yukarı problemi çözmeye yeter. İstanbul’daki Arsenal maçında yapılamayanları yapabilmek şart’

‘Olimpiyat Stadı’ndaki o ‘tarla’da topu kontrol edip oyun kurmak, maçın son bölümüne kadar futbolcuların yüksek güç kaybı yaşamasına yol açıyor’

‘Slaven Bilic’in tarzı, bu ülkede çok insanın hoşuna gidiyor. Bu kadro ile de bundan daha ileri işler yapmak da fazla hayalcilik olur’ 

1) Beşiktaş’ın Olimpiyat Stadı sorunu sürüyor. Stat durumu Beşiktaş’ın aldığı sonuçlarda direkt etki ediyor mu?

Kuşkusuz zemin önemli etken. O ‘tarla’da topu kontrol edip oyun kurmak ne denli müşkülse oyunun son bölümünde futbolcuların yüksek güç kaybına uğramaları da bir başka dezavantajı beraberinde getiriyor. Bu zeminler müdafaa kurgulu takımlara avantaj sağlıyorsa da ‘kısır geçen maçları’ sadece bu nedene bağlamak doğru olmaz. Beşiktaş gerek sınırlı kadrosu gerekse boğuştuğu sakatlıklardan dolayı bir türlü istenen seviyeye ulaşamadı. Evet, Feyenoord ve Arsenal maçlarında gelecek için umut veren bir yapıda oynadı ama unutmamak gerek ki o maçlarda temel kurgu ‘güçlü savunma’ydı ve rakipler de ‘oynamak isteyen takım’lar. Ancak bizim lige gelince burada kilit açacak bambaşka hamleler, kurgular gerekiyor. Örneğin Beşiktaş’ın çok önemli iki eksiği, sağ ve sol bek yokluğu takımın hücum yükünü belirli oyuncuların üzerine yıkıyor ki bu da zaten sert müdafaayı hücumun önüne koyan rakiplerin önlem almasını kolaylaştırıyor. Beri yandan bu stat ve zeminin olumsuzluklarını iki sezondur göremeyen ve bu krizi çözemeyen yöneticilere de sanırım bir iki laf etmek gerekiyor. Gerçi bu ülkede herşeyi yanlış yapsa dahi yöneticiye ‘Gözünün üstünde kaşın var’ bile denmiyor ya!..  

2) Beşiktaş’ın Tottenham deplasmanından puan yada puanlarla dönebilmesi için teknik ve taktik olarak neler yapması gerekiyor. Hangi oyunculara büyük iş düşüyor?

Aslına bakılırsa şablon belli. İki Arsenal maçındaki işleyiş üç aşağı beş yukarı problemi çözmeye yeter. İngiltere’deki geniş alanda oynama kurgusu Premier Lig takımlarının çoğunu müdafaa açısından hayli kırılgan hale getiriyor. Ancak bunun için yakalanan fırsatları gole çevirmek gerekiyor. Yani İstanbul’daki Arsenal maçında yapılamayanları yapabilmek şart. Bunun içinde topun ele geçirildiği anlarda oyun kurucular Oğuzhan ya da Sosa’nın doğru yerlerde topla buluşturulmaları ve onların da en doğru tercihi yapmaları elzem. Yoksa Beşiktaş’ın bu kez önde son vuruş sıkıntısı yaşayacağının düşünmüyorum. Ba, Töre ya da Olcay maçın atmosferi de bu maçta farklılaşabilirler. Elbette oyunun kilit oyuncuları Beşiktaş’ta takım müdafaasının her maçtaki en sağlam direkleri olan Veli/Atiba ikilisi olacaktır. 

3) Son dönemde üst üste alınan beraberliklerin ardından Slaven Bilic’le ilgili olarak ‘gönderilecek’ söylentileri çıkmaya başladı. Hırvat hocanın geleceğini gelecek maçlardaki sonuçlar etkiler mi?

Ben Bilic’in epey kredisi olduğunu düşünüyorum. Tarzı, bu ülkede çok insanın hoşuna gidiyor. Bu kadro ile de bundan daha ileri işler yapmak da fazla hayalcilik olur. Sonuçta onun da ‘hamle hakkı’ sınırlı. Gerçi takımı onun kurguladığı göz ardı edilemezse de bence Bilic’le ilgili gerçek tasarruf, ilerleyen haftalarda ortaya çıkması muhtemel olan ‘başkanlık tartışmaları’na bağlı...

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER