Güneş, ikinci kez futbolcu olma şansı veriyor!

Takım Mahalle Aşkına filminin başrol oyuncularından Yağızcan Konyalı Fanatik'e konuştu...

 ‘Mahalle futbolu’  kültürünü kaybetmeye başladığımız son yıllarda, Türk sineması bu değerin ne kadar önemli olduğunu ilk kez “Takım Mahalle Aşkına” filmiyle konu aldı.  23 Ekim’de vizyona giren ve senaryosu tamamen ‘futbol’ içerikli olan filmin başrol oyuncularından Yağızcan Konyalı ile hem filmi konuştuk hem de Türk futbolunun son durumuyla ilgili samimi bir sohbet gerçekleştirdik… 

Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisiyle ekranlara adım atan genç oyuncu, daha sonra Adı Mutluluk’la patlama yaptı. Mimar Sinan Üniversitesi’nde tiyatro bölümü mezunu olan Yağızcan, sadece oyunculukla değil futbola da büyük ilgisi olduğunu hatta yüksek lisansını teknik direktörlük üzerine yapmayı planladığını anlattı. Futbolla ilgili düşüncelerini Fanatik’e aktarırken de konuya ne kadar hakim olduğunu ortaya koydu… 

“İlk aşkım sinema değil futbol!”

İlk aşkım sinema değil futbol. Hem hobimi hem işimi birleştirmiş olmaktan çok mutluyum. Ama yıllar geçtikçe cevabım futbol olacakmış gibi geliyor. Tabii sinemada da uzun süre kariyer hedefim var. Oynadığım karaktere bakınca futbolculuk aşırı disiplin gerektiren meslek.  Oyunculukta en azından roller değişiyor ya da ekstra başka bir yapmaya vaktiniz olabiliyor.  Ama bir futbolcu bütün hayatını sadece futbolu, maçı ve gelecek eleştirileri düşünerek yaşamak zorunda.  Çok daha göz önünde ve hemen herkesin izinsiz yorumunu belirtebileceği bir meslek…  Bu filmin benim için önemi geçmişteki futbolcu olma hayalimi, rol de olsa gerçekleştirmekti. Zaten bir futbolcu gibi  1 ay boyunca her gün idman yaptık.  Kondisyon eksiğim vardı (gülerek..). 

“Kadınlara ofsayt kavramını anlatmamıza gerek kalmadı”

Önceki yıllarda erkeklerin oynadığı futbola bakarsak, estetikten uzak olduğunu biliyoruz. Zaman içersinde daha estetik ve zarif bir hale geldiğini düşünüyorum. Ama filmde Gülgün karakterinin oynadığı futbola bakarsak, bir kadının en başından bu yana daha estetik olduğunu görebiliyoruz.  Artık kadınlarla oturup konuştuğunuz zaman futboldan aynı derecede anlayıp, tartışabildiğimizi görüyoruz ve bir klişeden uzaklaşmalıyız; Ofsayt kavramının anlatımına gerek kalmadı!





"Sevinmek için sevmedik” 

Beşiktaş taraftarıyım ve  küçüklüğümden beri çok maça gittim. Özellikle üniversite hayatımda okulum Dolmabahçe’ye 3 dakika mesafedeydi,  en zevk aldığım şey Cuma günleri dersten sonra üzerimi giyip, Beşiktaş Kazan’ın orada arkadaşlarımla toplanıp stada gitmekti. Üniversitede ilk yıl maça gittiğim için hocalarım beni bütünlemeye bıraktı (gülerek…). Ayrıca en sevdiğim beste “Sevinmek için sevmedik”.
Bir kulübün taraftarı olmak bence, o kulübün ailesinin içinde olmaktır. Bir taraftar grubundan olmanın aidiyet ve güven hissi verdiğini düşünüyorum. Çünkü maç izlerken senin tuttuğun takımdan bir futbolcunun sakatlanmasıyla, ailenden birinin sakatlanması aynı duygu, yani ben öyle hissediyorum…  


“Delgado’ya tahammülüm yoktu, Demba Ba’ya çok kırgınım” 

Delgado’ya tahammül edemiyordum. Ondan önce Beşiktaş’ın formasını giyen oyuncular çok değerliydi. Delgado 10’un hakkını veremedi. Her maça gidiyordum o dönem, en kritik zamanlarda hiçbir şey yapamıyordu. Başarısız değildi ama tahammül edemiyordum. 
Demba Ba’ya da çok kırgınım. İstanbul’dan bütün afişlerinin kaldırılmasını bekledim. Her gördüğümde bana eski sevgilime bakıyormuş hissi veriyor. Onu çok sevmiştik… 

“En iyisi Gökhan Töre!”

Bu yıl yükselen performans beklediğim oyuncular arasında İsmail Köybaşı var. Onun bu yıl daha özgüvenli oynayıp, Şenol hocayla beraber yeteneklerini daha çok ortaya koyacaktır. Cenk Gönen de yeni takımındaki motivasyonuyla kendini daha çok geliştirecek. Onun Türkiye’de stili olan tek yerli kaleci olduğunu söyleyebilirim… Beşiktaş’ın en iyi ve güven veren oyuncusu Gökhan Töre.

“Şenol Güneş ikinci kez futbolcu olma şansı veriyor”

Bilic, Türkiye’ye hocalık konusunda farklı bir bakış açısı getirdi. Tüm takım taraftarlarının sempatisini topladı. Şu an West Ham’ın başında başarılı olmasını Türkiye’deki bütün taraftarlar istiyordur. Bilic’in gitmesine karşıydım. Bugün şampiyonluk gelmese, Şenol hoca gitse, ona da karşı çıkarım. Şenol Güneş dokunduğunu futbolcu yapıyor, her bitmiş yeteneğe bence ikinci kez futbolcu olma şansı veriyor.  Şenol Güneş Türk futbolunun öğretmenidir…

Babadan oğula;  “Trabzon bir futbol yatağıdır”

Trabzon kökenliyim,  babam hep “Trabzon bir futbol yatağıdır” derdi… Geçmişteki ve şimdiki Milli takıma baktığımız zaman çoğu futbolcunun Trabzon altyapısından yetiştirdiğini ya da Trabzonspor’da oynayarak kendini geliştirdiğini görüyoruz. 

“Trabzonspor’u dışladılar!”

Trabzonspor’un son yıllarda Türk futbolundaki yerini “dışlanmak” olarak yorumluyorum ve bu dışlanmanın Türk futboluna ne kadar çok zarar veriyor. Türkiye’de futbolla yatıp futbolla kalkan ( kadın-erkek) en büyük şehrinin tadını kaçırıyorlar… 



KAYNAK:FANATİK
Güncelleme Tarihi: 25 Ekim 2015, 02:53
YORUM EKLE