Gandalf Lloris’le Ofsayt Osman

Aylardır rezalet sahalarda top oynamaya çalışan Beşiktaşlı oyuncular için White Hart Lane’in halı gibi sahası, kendilerini güzel futbola davet eden bir kırmızı halı gibiydi. Ve bu kırmızı halının üstünde festival havasında bir oyun oynamalılardı. Öyle de oldu.

Gandalf Lloris’le Ofsayt Osman

 

Gandalf Lloris’le Ofsayt Osman

White Hart Lane’in 4.5 mil güneybatısında yer alan Emirates Stadyumu’nda bir gece önce oynanan maçla dün gece oynanan maç arasında onlarca fark sayabiliriz. Ama herhalde temel fark, maç sonunda İngiliz rejisinin iki takımın santraforlarının sahada topla buluştukları yerleri gösteren haritayı ekrana getirmesiyle ortaya çıktı.

By-KTuiIgAEQ1bt

Tottenham’ın rakip kaleye en yakın oyuncusu Soldado, Beşiktaş ceza sahasının içinde topla bir kere dahi buluşamadı. Buna karşın Demba Ba’ysa rakip ceza sahada 6 kere topa sahip oldu. Çarşamba gecesiyse hat-trick yapan Danny Welbeck, Ba’nın bu istatistiğini ikiye katlamış, tam 12 defa Galatasaray ceza sahasının içinde topla buluşmuştu.

Peki Galatasaray’ın gole en yakın oyuncuları Burak’la Pandev’in saha içerisinde nerelerde topla buluşabildiklerine bakalım mı? Çoğunlukla orta sahada, rakip ceza sahadaysa hiç!

BzAaoV2CYAABWTy

Burak'la Pandev'in Arsenal maçında topla buluşabildikleri bölgeler

Burak’la Pandev’in Arsenal maçında topla buluşabildikleri bölgeler

Maçı izlememiş olsak, yalnızca bu istatistiklere bakarak bile Galatasaray’ın ilk yarıyı 3-0 geride kapatmış olmasını normal karşılardık. Ama anormal şeyler, çoğunlukla olduğu gibi, yine Beşiktaş’ın maçında oluyordu.

Aylardır rezalet sahalarda top oynamaya çalışan Beşiktaşlı oyuncular için White Hart Lane’in halı gibi sahası, kendilerini güzel futbola davet eden bir kırmızı halı gibiydi. Ve bu kırmızı halının üstünde festival havasında bir oyun oynamalılardı.Öyle de oldu.

Arsenal’e tarihinin en zorlandığı Şampiyonlar Ligi ön eleme tecrübesini nasıl yaşattıysa Beşiktaş, ezeli rakibine de aynı tarifeyi uyguladı: Önde baskı! Hücumdan çok savunmadayken tehlikeli olan Slaven Bilic’in talebeleri, Mustafa Kemâl’in o ünlü savaş prensibini futbola yine çok iyi uyarladılar: “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır ve o satıh, bütün sahadır!”

Bu sath-ı müdafaanın generaliyse, zaten ismiyle İkinci Dünya Savaşı’ndaki Amerikan generallerini çağrıştıran Atiba Hutchinson olacaktı. Beşiktaş’ın Trinidad&Tobago asıllı Kanadalı generali, yaptığı 54 pasın yalnızca 3′ünde isabet kaydedemedi ve yüzde 94 pas yüzdesiyle gecenin bu daldaki en iyi oyuncusu oldu. Rakipten kaptığı 11 top da maçın en iyi top kapma sayısıydı. Bu 11 topun 6′sının rakip yarı alanda yapılan baskı esnasında kazanıldığının altını da çizelim.

2000X1500_4115268294699491

– Generalin odasına vurdum içeri girdim bi’ gün! “Yeter lan bu kadar önde baskı!” dedim. “Al!” dedi, “nereye?” dedi.”

Beşiktaş’ın, General Hutchinson’ın savunmada verdiği katkıyı hücumda da verebilecek bir komutana ihtiyacı vardı. Dün gece görüldü ki, onu da bulmuş. Adında Ernesto’nun olmasıyla Arjantinli bir komutanda aranacak özelliklerin yüzde 50′sine zaten sahip olan Sosa, belli ki geriye kalan özelliklere de fazlasıyla sahip: liderlik vasfı, oyun zekâsı, sakinliği ve çabuk karar verebilme yetisi… Geçen sene Atiba’dan sonra bu sene de Sosa’da çok ısrar eden Bilic’e teşekkürler!

Fakat Bilic’in ve yardımcılarının Sosa’nın dünkü oyunundan çıkarması gereken önemli bir ders de var: Beşiktaş ligde 4 hafta boyunca yalnızca 6 başarılı orta yapabilirken, dün geceyse sadece Sosa 8 gollük pas verdi. Ve bu 8 pası da sağ kanattan verdi. (Maç boyunca Sosa’nın etkili kullandığı sağ taraftansa yalnızca tek bir isabetli orta gönderebilen Gökhan’ın da Sosa’nın basit ama fazlasıyla etkili oyunundan öğrenecek çok şeyi olmalı)

Sosa'nın anahtar pasları verdiği bölgeler

Sosa’nın anahtar pasları verdiği bölgeler

Beşiktaş futbol komitesi aylarca harıl harıl “10 numara” transfer etmeye çalışırken, Bilic onlara adresi, “Klasik bir 10 numara değil, kanatta da oynayabilen bir oyun kurucu istiyorum” diyerek göstermişti. Diego Ribas, Belhanda, Bryan Ruiz, Ben Arfa gibi isimlerden sonra Sosa’da karar kılınmasının sebebi de buydu. Bir başka sebebini de Önder Özen, “Bilic, Oğuzhan’ın yedekte kalmasını istemediği için kanatta oynayabilen bir oyun kurucu istiyor” diyerek açıklamıştı.

O zaman artık Sosa’yla Oğuzhan’ın birlikte oynama zamanının gelmiş olması lâzım. Oğuzhan’ın oyuna girdiği 65. dakikadan sonra Beşiktaş’ın rakibini daha da ezdiğinin de görülmüş olması lâzım.

Sosa’nın 8 gollük pası çok önemli. İngilizler bu “key pass”ları çok önemserler. Arsenal’le oynanan ilk maçta da manşetlerinde, “Alexis yalnızca bir anahtar pas verebilirken, Oğuzhan’ın 5 anahtar pası vardı” vurgusunu yapmışlardı. Bilic’in bilhassa ligde kapanan rakipleri açabilmek için Sosa’yla Oğuzhan’ı birlikte oynatarak bu anahtar pasları çiftlemesi şart!

Ancak Beşiktaş’ın bu anahtar pasların neticesinde anahtar şutları atabilmesi de elbette şart! Oyun üstünlüğünün bir dakika bile rakibe bırakılmadığı bir maçta kaleye gelen ilk uzaktan şutta golü yemek, Beşiktaş’a has bir durum olabilir. Ama 19 anahtar pasın, 24 şutun, 11 köşe vuruşunun, bir penaltının sonucu, üst üste 8. maçta da bir golden fazlasını atamamak oluyorsa, burada bir sorun vardır. Hadi dün gece rakip kalede, “Burdan asla geçemezsiniz!” diyerek Gandalflaşan Lloris vardı. (Bir tek asası eksikti mübareğin!) Ya önceki maçlar? Beşiktaş’ın maçlarını anlatan spikerlerle izleyen milyonlar neden her maç Ofsayt Osman’a dönüşüyorlar?

Tabii dün gece Beşiktaş’ın maçlarında hiç alışık olmadığımız şeyler de yaşanmadı değil. Mesela maçın hakemi Manuel Grafe… Beşiktaşlıların yıllarca ismini andıklarında gözlerini dolduracak kadar muhteşem bir performans sergileyen Alman hakemi umarız yalnızca Beşiktaşlılar değil, Türk hakemleri de izlemişlerdir. Nerede dört gün önce daha ilk 10 dakikasında 12 faul düdüğünün çalındığı ve 48 faulle bitirilen Eskişehirspor maçı nerede 15 faulün olduğu dün geceki maç…

Peki ya, “Sahayı bahane etmesinler!” diyenler? Sizler de izlediniz mi dün geceki maçı? İyi futbol oynayabilmek için iyi bir sahaya ihtiyaç olduğunu artık kâbul edebilir miyiz? İzin veriyor musunuz?

Yalnızca iyi bir sahada oynayınca temposuyla, fizik gücüyle ve disipliniyle üst düzey bir Premier Lig takımı görüntüsü vermeyi başaran Beşiktaş, White Hart Lane’i Tottenham’dan daha çok hak ediyor. Ama ne yazık ki ikinci maçı ve daha birçok maçı Olimpiyat Stadı’nda oynayacak.

 

Kaynak : .Fourfourtwo

YORUM EKLE