DERBİ “GÜNEŞ”İ

Ali Ece, Beşiktaş Fenerbahçe derbisini kaleme aldı.

 Beşiktaş ilk 15’te hem defans hem de hücumda Şenol Güneş’in istediği, taktiğiyle hedeflediği ölçüde organize olamadı çünkü topu oyuna sokarken hesapta olmayan hatalar yaptı. Tolga ile Tosiç arasında geçen pozisyonda aut atışından direkt yerden Beşiktaş yarı sahasından taca giden top, bu organizasyon bozukluğunun en manidar özeti niteliğindeydi. Bir de Gökhan Töre ve Olcay’ın ilk 15’te en yakın takım arkadaşının minimum 20 metre uzağına “sözde” cezaalanı içine gönderdiği iki kayıp top var ki o da Beşiktaş’ın topa maçın ilk çeyreğinde neden Şenol hocanın hedeflediği oranda sahip olamadığını net şekilde açıklayan pozisyonlar.

15. dakikada Halis Özkahya’nın yönettiği birçok maçta olduğu gibi oyun anlamsız şekilde durdu. O dakikaya kadar topla oynama oranı % 61 deplasman ekibi Fenerbahçe lehineydi. Oyunun durakladığı sürede yardımcılarıyla istişare yapan Şenol Güneş “Madem topu kullanamıyoruz bari rakibe de kullandırtmayalım” sonucuna varırcasına hücum prese başlattı. 5 dakika içinde üstü üste kazanılan toplar 2 duran top tehlikesine dönüştü, 2’si de gol oldu! 2-0’dan sonra geliştirilen ilk tehlikeli pozisyonda Olcay kaleye vuracağına kafayla demarke vaziyette gol pususuna yatmış Mario Gomez’e pası verse fark 2’e çıkacaktı.

Ancak 5 dakika sonra Tosiç o dakika itibarıyla Beşiktaş forması giydiği son 110 dakikadaki 2. kendi kalesine golünü yine duran toptan attı. Duran topa gözünü kapatıp çıkarsan kaleyi de topu da şaşırırsın! Tabii bu tip toplarda gözlerinin açık olması da yetmez mesela Fenerbahçe’nin yediği ilk 2 golde Kjaer’in gözleri açıktı ama çevresini taramadan hareket ettiği için hatalı hamleler yaptı.

Fenerbahçe’nin dün geceki en büyük dezavantajı “etten kemikten hız makinesi” Markoviç’in ilk yarıda sakatlanıp çıkması oldu. Beşiktaş’ın en büyük dezavantajı ise Sosa’nın geldiği günden beriki en kötü performansını sergilemesiydi. Bu yüzden Şenol Güneş 2. yarının başında skora ezbere aldanmayıp Sosa yerine Necip’i alarak Atiba’yı rahatlattı. 2. yarıda Beşiktaş hücum pres yaptığı her dakikada etkili oldu, önde kapadığı ilk yarıdan daha iyi, daha derli toplu daha akıllı oynadı. Tam da bu maçtaki orta saha savaşında fark yaratabilecek kalibredeki 2 önemli kozu Tolgay ve Veli yokken Şenol Güneş en doğru hamleleri yaptı. Zamanında Lucescu’nun yaptığı gibi sadece su ve domatesle lazanya pişirmeyi başardı!

Mario Gomez’in dünya klasındaki gol sanatını 2. kez icra ettiği 74. dakikada Beşiktaş 3-2 öne geçti ve kalan sürede daha önceki 2 sezondaki derbi hatalarını tekrarlamadı. 2-0’lık avantajlı skor 2-2’ye gelince kimse demoralize olmadı aksine kolektif reaksiyon başarıyla gösterildi. Töre 74’te ders niteliğinde bir asist yaparken Töre’yle kanadını değiştiren Olcay, belki de Forrest Gump’taki Tom Hanks’ten bile çok koştu, mücadele etti. Beşiktaş öne geçtikten sonraki 5 dakikada topa daha çok sahip oldu, daha sakin kaldı ve pragmatik oyun aklıyla maçı kazanmayı başardı.

Fenerbahçe teknik direktörü Pereira ise Fernandao’nun kaçırdıkları ve Van Persie’nin oyuna girdikten sonra yarattığı farktan sonra doğal olarak eleştirilecektir. Ancak sahanın en kötüsü kesinlikle teknik heyetler veya futbolculardan birisi değildi. Halis Özkahya, hakemlikte daha önce neyi başardı ki bu kadar zorlu bir maçta düdük kendisine verildi? Özkahya ve yardımcıları açık ara sahanın en kötüleriydi. Lafı dolandırmaya gerek yok: 65’te Ersan’ın 2. sarısını atladılar, 1 dakika sonra Fenerbahçe’nin 2. golünden hemen önce top dışarı çıkmıştı. Türkiye’de çizgi hakemliği kadar kebap meslek yok vallahi: Hem derbiyi biletsiz, Passolig bürokrasisiz en güzel yerden izle hem de üstüne para al ama hiçbir şeyi görme!
Güncelleme Tarihi: 28 Eylül 2015, 07:31
YORUM EKLE