Bir beste, bir dize, bir aşk

KartalBakisi.Com yazarı Sema Tuğçe Dikici kaleme aldı.

Bir beste, bir dize, bir aşk

Müzisyen Rüştü Demirci yazmış, bestelemiş. Müzeyyen Senar da eşsiz yorumuyla efsaneleştirmiş “Dalgalandım da duruldum” eserini. Gönüllere taht kuran, nice sevdalara atıf olan bu şarkı biz Beşiktaşlılar’a da ne güzel uyuyor. Yakıyor, yıkıyor, kül edip, eritiyor. “Bir gün öldüreceksin en sonunda sen beni.” dedirtiyor.

Kalp ritimlerimiz bozulurcasına.

Hemen hemen her maçın son 15 dakikası kahrolup yeniden doğarcasına sevdirtiyor kendini Beşiktaş.

Bugün de yine son dakikalarda stresin hat safhalara ulaştığ günlerden biriydi. Haftalar sonra gelen liderliğe rağmen acil durum sinyali veren takımımız gün sonunda yüzleri güldürse de savunmanın göbeğindeki teklemeleri, rakibin hızla orta alanı geçmesi karşısındaki tutukluğumuz, top kayıplarına rağmen yüzlerimiz güldü.

Liverpool maçı öncesi bu son virajı moralle sonlandırmak çok şey demekti. Ruhu besleyen, hedefe ulaştıran ve fiziksel eforu yükselten maneviyatın ta kendisiydi bu moral. Bugün galibiyete yüzde yüz inanan bir takım oyunu göremedik belki ama futbolu da enteresan kılan bu yanı değil midir? Sadece iyi olan değil, şansı olan, fırsatı değerlendiren de galip gelebilir oyunda. Görüyoruz en yakın rakiplerimizde. Bizim de bugün şansımızın adı Gökhan Töre idi. İlk goldeki emeği, ikinci golü ve son dakikalarda oyunu çeviren eforu ile oyunun kahramanı oldu.

Şimdi gözler Liverpool maçına çevrildi. Ligin 7. sırasında olan kırmızı beyazlılar son haftalarda yükselen bir grafik çiziyor. Geçtiğimiz hafta evinde Tottenham’ı 3-2’lik skorla yendi, dün de Federasyon Kupası’nda Crystal Palace karşısındaki 2-1’lik galibiyetle çeyrek finale yükseldi. Takım kaptanı Gerrard’ın sakatlığından dolayı 19 Şubat’taki maçta yer alamıyor olması da lehimize. Yine de bizi galibiyete götürecek oyunun bugünkü oyun olmadığı kesin. Geçen hafta Rize karşısında, Türkiye Kupası’nda Kayseri karşısındaki oyun hiç değil. Sezonun başında Feyenoord’a, İngiltere’de Tottenham’a ve Arsenal’a karşı oynadığımız gibi olursak kazanırız. İnanarak, oyuna doksan dakika asılarak. Sürekli geri pasla değil, hücumla...

Sözlerimi noktalarken, “Kadına şiddete hayır” pankartları, “Özgecan’ın katilleri idam edilsin” tezahüratları ile tribünlerden sesini yükselten, maçın başlama düdüğü ile 1 dakika boyunca sessiz durarak protestolarını gösteren bütün taraftarlarımıza, “Kadın istismarına hayır” yazılı t-shirtleri ile sahaya çıkan Mersin İdmanyurdu futbolcularına da yürekten katıldığımı belirtmek istiyorum önce. Ve aramızdan kısa süre önce ayrılarak bize yazının başında belirttiğim gibi unutulmaz nağmeleri bırakan büyük sanatçı Müzeyyen Senar’ı saygı ve rahmetle anıyorum...

YORUM EKLE
YORUMLAR
- 4 yıl Önce

Hadi oradan Sidikli