Beşiktaş ezdi geçti...

Beşiktaş gibi gerçek bir kadro kalitesine sahip olsanız da, Şenol Güneş gibi büyük bir hocanız bulunsa da, Şampiyonlar Ligi’nde yenilgi almadan gruptan birinci çıkmayı garantileseniz bile, yendiğinizde puan farkını 3’e indireceğiniz, kaybederseniz farkın 9’a çıkacağı ve adeta yarışta darbe yiyeceğiniz bir maçı oynamak, hangi tecrübeye, başarıya ve olgunluğa sahip olursanız olun kolay iş değil...

Böyle bir maçın tekniğini, taktiğini uygulamak, psikolojini yaşamak ve gerilimini taşımak bile her babayiğidin harcı değil... Beşiktaş puan açısından böyle ince ve hassas hesaplara dayalı Galatasaray maçına müthiş bir başlangıç yaptı... Feghouli’nin yeteri kadar yardıma gelmeyişi ile savunmada kaderi ve Quaresma ile başbaşa kalan Denayer, tüm çabasına ve iyi niyetine rağmen Portekizli yıldızı durdurmakta zorlandı... Gökhan Gönül bile Quaresma’nın yanına, yani hücum alanına yardımcı aktör olarak gelince Beşiktaş bu kanattan dakika başı yeni bir atak geliştirip, yeni bir orta yaptı... Galatasaray orta alanı da Beşiktaş orta alanı karşısında yeterli direnci sağlayamayınca, topu tutup oyunu yavaşlatamayınca, savunmanın uzaklaştırdığı her top neredeyse saniyesinde geri geldi... Beşiktaş bir derbi maçında, böyle müthiş bir baskıya rağmen, Cenk’in ilk saniyelerde bulduğu pozisyon dışında, bu baskısına yeteri oranda pozisyon zenginliği katamadı...

***

İlginçtir, böyle bir baskı yiyen Galatasaray, 20. dakikadaki ilk önemli atağında Feghouli biraz çabuk olabilse, 30. dakikada Rodrigues belki de maçın en uygun pozisyonunda daha düzgün bir vuruş yapabilse, ilk 45 dakika bittiğinde oyun kayıtsız şartsız Beşiktaş’ın olsa da skor avantajını eline geçirmişti...

***

Tolgay için üzüldüm ve endişelendim... Kasıtlı olmasa bile ilk yarıda adeta “dayak“ yedi... Gene bu yarıda Belhanda’nın kullandığı frikik atışında Fabri önce Serdar Aziz’i bozup sonra mı topu tuttu, bu tartışılabilir... Ama 40. dakikada Fernando’nun ceza alanı içinde Oğuzhan‘a müdahalesi sanki tartışmasız penaltıydı...

***

Beşiktaş‘ın ilk yarıda yapamadığını ikinci yarının başında Muslera yaptı... Haftalardır sallanan Muslera bu defa elinden kaçırdığı topla hem kendini, hem takımını yıktı... Cenk için “boş kaleye golü attı“ denebilir ama o ortayı, o topu takip etmek önemli bir fırsatçılık değil mi?

***

Beşiktaş’ın 60’lı dakikalardaki futbolu ve baskısı adeta “zirve“ yaptı... Öyle ki Beşiktaş üç dakika içinde Oğuzhan, Quaresma ve Gökhan Gönül ile mutlak üç pozisyona girdi ve kullanamadı... Hele 66. dakika... “Aman Allahım“, neler oluyor, neler kaçıyor, göz kamaştıran bir futbol ortaya koyan Quaresma neleri atamıyor... Abartısız “beş dakikada Beşiktaş“ olurdu... Dakikalar 66-67’yi gösterirken, tabela 5-0‘ı yazardı... Bunları nasıl kaçırırsın Beşiktaş... Bu kadar nasıl dağılırsın, çaresiz duruma düşersin Galatasaray...

***

Beşiktaş‘ın golü kaçıranlarını, golü atanlarını düşünün... Sağ kanat savunucusu Gökhan Gönül kaçırıyor, stoper Tosic ikinci golü atıyor... Hani topuyla tüfeğiyle, savunmasıyla, orta alanıyla rakibin üstüne kâbus gibi çökmek bu olmalı... Çok uzun yıllardır böyle ezici bir derbi görmedim... Bir büyüğün, karşısındaki büyüğü bu kadar ezdiğine, böyle darmadağın ettiğine tanık olmadım... İkinci yarıyla başlayıp tam 70. dakikaya kadar süren görülmemiş Beşiktaş fırtınasından başım döndü, ortaya koyduğu futboldan gözlerim kamaştı... Beşiktaş’a gönül verenler takımlarıyla çok haklı olarak gurur duyuyorlar... Beşiktaş gerçekten büyük oynadı, çok büyük oynadı... Galatasaray derseniz, yatıp kalkıp bu 3-0‘a dua etsin... Denilebilir ki “Koca Galatasaray bu, derbi de olsa 3-0’ı asla kabul etmez“... Öyle de, görünen köy kılavuz istemez.. Tabela 6-0’ı, hatta 7-0’ı yazardı...

***

Şansal Büyüka / Milliyet

Güncelleme Tarihi: 04 Aralık 2017, 12:02
YORUM EKLE