08 Temmuz 2014 Salı 03:54
Beşiktaş 3‘lüye mi Dönse?

2014 Dünya Kupası, gelmiş geçmiş en zevkli Dünya Kupaları’ndan birisi. Taktikler, dizilişler, sistemler açısından da zihin açıcı, ezber bozucu bir turnuva izliyoruz. Her takım artık aynı taktik dizilişin (4-2-3-1, 4-3-3, 4-5-1 ya da 4-4-1-1) varyantlarını oynamıyor.

 Kupanın şüphesiz en çarpıcı taktik diziliş yeniliği "Artık eskidi" denilen 3 merkez savunmalı 3-5-2, 3-4-3’lerin modern futbola göre güncellenmiş versiyonlarının geri dönüşü.

Juventus, 3 sezondur üst üste şampiyon olurken hep 3-5-2 oynadı. Türkiye’de Dünya Kupası izleyicilerinin elenmesine en çok üzüldüğü takımlardan 3’ü Şili, Meksika ve Kosta Rika zorlu gruplardan çıkıp sükse yaparken 3 merkez savunmalı oyun planlarıyla başarılı oldular.

Hollanda ise 2014 kadrosundaki Stam, Koeman gibi üst düzey stoper eksikliğine orta sahanın kilit oyuncusu Strootman’ın sakatlığı eklenince Van Gaal radikal bir değişiklik yaptı ve 4-3-3’çü ekolle özdeşleşmiş Portakallar’ı sık sık 3 stoperli dizilişle oynatarak elindeki malzemeden optimum verim aldı.

Van Gaal, 2 yıl önce Beşiktaş’la görüştü ama gelmedi. O zaman en iyisi "Van Gaalkafası"nı Beşiktaş’a getirmek değil mi?
Belli ki Beşiktaş yönetimi, finansal durum nedeniyle Bilic-Scout’lar-Özen üçgeninde arzu edilen ideal 4-2-3-1 takını kuramayacak. O zaman ezeli rakipleri geçip eldeki malzemeden bireysel yeteneklerin toplamından daha yetenekli bir takım oluşturmak için radikal bir yeniliğe ihtiyaç var. Moledo gibi ideal tandem kimyasını yaratacak lider özellikli bir stoper bütçe nedeniyle alınamıyorsa ortada "Genç Rafa Marquez" tadında liberomsu Pedro Franco’nun yanına sağ-sol stoperlerde Ersan-Sivok-Atınç ve zaman zaman Necip’li bir 3’lü kurgu denemeye değmez mi?

2 kanat bekinde, solda rakibe göre Motta ya da İsmail, sağda Torosidis gibi kelepir bir yeni transfer ve Duisburg döneminde zaman zaman orada oynayan Olcay Şahan’la takım savunması-takım hücumu arasında daha dengeli bir kimya oluşturulamaz mı? Böylece 3’lü stoperin önünde oynatılacak Veli ve Atiba gibi oyuncular daha az gömülüp tarzlarına ve üstün özelliklerine daha uygun şekilde daha çok hareketli oynayabilme imkânı bulurlar. Hemen önlerine 10 numaraya ya da rakibe göre 2’sinden birinin yanına 8 numara olarak konulan Oğuzhan, hem daha az sarı kart görür hem de enerjisini 90 dakikaya daha efektif şekilde yayabilir.

Keza Gökhan Töre, Yasin Öztekin gibi yetenekli ama "Riskli" oyunculara yüksek bonservis bedeli ödemek yerine o 2’sinin parasıyla alınabilecek üst düzey bir santrfor (Mesela Gignac), çift santrforda Cenk Tosun veya Mustafa Pektemek’le eşleştirilebilir. Bir diğer hamle olanağı da Lanzini gibi defansı zayıf olan kreatif oyuncunun Lucescu’nun 100. yıl 3-5-2’sindeki Tümer-Sergen-Pancu pozisyonu örneklerindeki gibi tek hedef santrforun arkasında serbest 2. forvet gibi kullanımı olur.

Her halükarda bu radikal 3-5-2’ye geçiş, Bilic’e daha fazla hamle olanağı sağlayabilir. En azından sürekli finansal duruma bağlı malzeme eksikliğinden kötü oynayan oyuncu yerine daha az kötü oynayanı yamalama kısır döngüsünden kurtulunur.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.