Babalar ve oğulları ..

KartalBakisi.Com yazarı Adnan Dinçer kaleme aldı.

Babalar ve oğulları ..
Buna benzer bir yazım olmuştu geçmiş  yıllarda. Bizim Harp Okulunda, eski hakemlerimizden Yarbay Cemal Çalıştıran diye komutanımız vardı.Yaşıyorsa buradan kendilerine saygılarımı iletiyorum. Son derece iyi bir asker, komutan, spor adamı ve aynı zamanda çözümcü bir kimlikti. Hakemliği ise müthişti. Bir yılbaşı okulda ki  özel gecede bir konuşma ile yeni yılımızı kutlarken; sevgimizden, konuşmasını  keserek "Baba Cemal!" diye 2000 e yakın öğrenci tempo tutmuştuk. Aralıklarla  devam eden bu tezahürat sırasında bize bir anda "Bana Baba demeyin! Çünkü bizim insanımız çok sevdiği kişiye Baba derken aynı zamanda farkında olmadan "Hataları görmeyen ve üstünü kapatan kişi olarak beklentiye girer!" Bu benim daha sonra ki yaşamımda çok önemsediğim bir prensip oldu ve asla kimsenin beni sevse de bana Baba demesini istemedim! 
 
Bir çok başarılı ve sıkıntılı olayların içinde yoğurulurken ve hala bana Baba dememeleri için elimden geleni yaptım. Çünkü  çevremizdeki  Babaların artışı beni çok rahatsız etti. Aynı zamanda görüntü ve davranış olarak tarz koyan bu tipler doyumsuz egoları ile çok rahatsız ediciler! Hatta sözde  kabadayılara da Baba  denilen bir süreçler yaşadık. Futbolda da bu imaj ile televizyonlarda ekranlara sığmayanların şahidiyiz ."İçlerinde öğrencilerim de var!"
 
Ulusal takım çok ayrı bir anlam taşır. Özellikle bizler Ay-Yıldızlı formayı diğer ülkelerden farklı yorumlarız. Bir dönem gözden düşen bu formayı canladırmak için büyük emekler verdim. Çok da başarılı oldum ve bunu bir küçük Bayrak ile sağladım. Göğsünde AY-Ylıdzıl formayı taşıyan gençlere maça çıkarken soyunma odamın köşesine astığım Bayrağımızı öptürerek koşturduğum  tüm karşılaşmalarda başarı vardı "Hiç gol yemedik ve yenilmedik" Bu süreçte yurt dışından ilk kez yurdumuzda formamızı giyen gençleri de tespit ederek Ulusal formamın anlamını aşılamaya çalıştım. Terim'in Akdeniz oyunlarında ki başarısı ile A takımına gelişi ve çıkışında bu değerler öndeydi. Zaman, Terim ve öğrencilerini de mental olarak değiştirdi. Artık endüstriyel futbolun getirisi olan milyarderler sahaya farklı çıkmaya ve hatta araba markası pazarlığı yapan seviyeleri ve dayatmalara ulaşmışlardı. Toplum kıpırdanmayı futbolda gördü. Avrupa şampiyonası finali, Gençlerde Avrupa şampiyonluğu, Dünya üçüncülüğü, Galatasarayın UEFA kupası  alan futbol başarıları sevgimizi ve ilgimizi arttırdı .Ne var ki Dünya kupası üçüncülüğü yaşadıktan sonra gizli rekabetler,Teknik adamların ayağını kaydırma ortamı ve kulüplerdeki el değiştirme kirliliğine kimse önem vermedi. Egitimde Alaylı-mektepli kavgasını yok eden kişi olarak başarılı olduğum süreçlerde her türlü tehdidi hiçe sayarak işime devam ettim. Kararlı eğitimle  gençlere verdiğim önemli bilgi ve becerimi, yanımdaki tüm öğrenci ve teknik adamlara aşılamak için elimden geleni yaptım. Kimseleri kıskanmadım. Futbol'da kurulan yakın ilişki ve Meclis kapılarına dayanan iş bulma pazarlıklarına alet olmadım. Bunları da Meclise ve medyada sürekli uyararak ulaştırdım. Ne yazık ki Derwal , Bobby Robson ve hatta Stankoviç'in uyardığı ölçüde "Düşünce olarak ülkenden yirmi yıl ilerdesin yaşatmazlar!" uyarılarına aldırmadım. Şimdi yazmayı ayrıldığım gazete de yazıyorum diye zengin başkanların görev vermediği, hatta zorlandığım dönemlerde işim konuşsun diye sustum! 
 
Bu süreçler çok anlamlı bir rekabet sonucu bir kaç arkadaşımın da gayretleri ile  futbol  çıkışımıza neden oldu. Futbolda ateşlendik. Bir jenerasyon çıktı ama önemli olan geldiğimiz yerde tutunabilmekti. Bunu beceremedik. Çünkü geleceği  düşünmedik. Her yenilgiden sonra belli kişilere teslim edilen gel -gitlerle geçiştirilen ve sözde "Devrim" lerle oyalandık. Amatör futbol dernekleri ile profesyonel futbolu yönetmeye devam ettik. Şimdi ise işler kötü gittikçe geçmişin güçlü tabulaşmış kişileri hep öne atıldı. Bazılarımız da dışlandık!  Ortalık futbol eğitimi adına halı sahaların sömürüsüne terk edildi. 75 milyonluk ülkedeki sosyal olayların da etkisi ile büyük paralar ve pasta hücuma uğradı ve futbol güçlülerin elinde kaldı. 
 
Ali Şen'in benimde bulunduğum Kulüpler birliği toplantısında "Bana futbolun filozofusun ama ne yazık ki filozoflar fakir ve yalnız adamdırlar" hatırlatmasında, gerçek simgelendi Bu bir dönüşümün yağmalanması anlamı taşır..
 
Oysa İspanya,İtalya,Almanya ve Hollanda hep yeni ve gelişen futbol eğitim ve anlayışları ile var oldular. 1956 larda 1-0 yenildiğimiz ve daha sonra dünya kupasında yarı finalde 2-1 mağlup olduğumuz Brezilya, son karşılaşmada hiç te kendimizi ifade eden bir futbol ile oynamayan takımımızın gerçeğini somutlaştırarak  ortaya koydu. Çünkü daha önceki iki karşılaşma ve düşüş yerimizi netleştiren kötü futbolu kimse önemsemedi. Daima kurtarıcı olacak "Baba hocamız" takımı mutlaka bir yerlere taşıyacaktı! Seyircinin bu yıl ki tribünlere koyduğu mesajı almadık. Hatta onlara kızdık. Futbolu hapse koyan, UEFA disiplin ve CAS kuruluşuna taşıyan gerçeklere aldırmadık. Büyük paralarla emekli yıldızları takımlara taşırken kendi gençlerimizi unuttuk. Birkaç futbolcu için kulüplerin sorumsuzca paralar dökmesine dur demedik ama ne oldu bıçak kemiğe dayandı ve UEFA cezaları ünlü kulüplerimize yasaklar getirdi. Yetmedi bu kez kamplarda silahşör futbolcu kavgalarına göz yuman düzene teslim olduk. Kulüplerin borçları artık büyük seviyelere ulaştı. Stadların yapımında ve yenilenmesinde yavaş kalan bir süreçte değişik şehirlerde  oynama gerçeğine boyun eğdik. Futbolumuzu Uluslararası platformda iyi temsil eden Hakemlerin gururu ile teselli bulduk ama içerde hep hatalarına şahit  olduk! Gariplikler futbolunun başarısızlığı yine klasik adam harcama moduna indirgenirken Başkanlar sultasının kavgaları sonucu taraftarlar fanatik tepkilere itildi. Sevgi ,saygı, ruh, inanç gibi önemli faktörler ve psikolojimiz tepkiye dönüşmeye başladı. Medyanın ilgi ve satış rekabeti ilkeleri çiğnedi. Kişiler birbirlerine rakip oldu ve futbolcuların egemen olduğu saha içi ve dışı düzeninde "Baba" teknik adamlara yöneldik !.
 
İşte bu nedenlerle yepyeni bir atılım için prensipli kişileri sildik.Fikir ve deneyimlerinden yararlanmak şöyle dursun neredeyse yok etmeye çalıştık!
 
Ben bilirim diye yakın gördüğünüz kişilerle yapılan çalışmalara ve yaşı geleceğe uymayan futbolculara günü kurtarmak için sahip çıkan yapı, bizleri bu gerçeğe getirdi. Uyaranlar önemsenmedi ama şakşakçılar yarattık ve gerçeğe tosladık.!
 
Kimse çıkıp ta, Brezilya yenilgisini konuşmasın. 3-0, 2-0, 4-0 lık seriler çuvala sığmayan gerçeklerdir. Daha ne olsun. Tribünleri dolduran ve gerçekten para ödeyerek milyonerleri seyreden kişiler kötü ve amaçsız futbola doğasına uygun davranmışlar ve kötü örneğe tepki vermişlerse yenilginin nedeni değillerdir. Çünkü onlar Ulusal formanın anlamından uzak olan sahadaki gezintiye kızdılar. Bu gerçek saptırılmamalıdır. Ayrıca herkes eleştirilebilir olmalıdır. Kanımca bu karşılaşmalar sonucu özür dilemesi gereken kişiler "Baba" havalarında  olmak yerine oynamayanları değil, yeni gençleri ve yapılanmayı işaret eden projeyi işleme koymalıdırlar. Kimse "Benden sonra Tufan" diyemez!
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Turgut
Mehmet Turgut - 4 yıl Önce

Bu analizi sizden başkası kaleme alamazdı sayın Adnan Diner. Teşekkürler ve sağlıkla yarınlara!

Yasar
Yasar - 4 yıl Önce

Bu yazi kimsenin umurunda bile degil. bosuna yazmis,kimse okumaz bile!

Mahmut Albaş
Mahmut Albaş - 4 yıl Önce

Hocam Allah sana ömür versin ,kalemine sağlık.

SIRADAKİ HABER