Gelin Birlik Olalım!

 Yüzüncü yaşımıza girdiğimiz sene

Kapalı tribüne boydan boya bir flama asmıştık.
“Yönetici, futbolcu, taraftar el ele hep beraber zafere” diye.
Mükemmel bir beraberlik
Muazzam yan yana duruş
“Sergen attı, şampiyonluk geldi” diye kucak açmıştı.
Bu görülmesi gereken büyük fotoğrafı
Bütün camiaya empoze etmeye çalıştık.
Kısmen başarılı olduk ama
Ekilen nifak tohumları
Yanlış transferlerin insanları rahatsız etmesi.
Kaçan şampiyonluklar.
İçten içe büyüyen hasetler
Hatalı politikalar
Camiayı zamanla büyük bir girdabın içine doğru itti.
Başkanlar geldi geçti.
Sevaplarıyla, hatalarıyla hepsi de bir şeyler yapmaya çalıştı.
Kavgalar
Protestolar
İsyanlar
Ve istifalar
Beşiktaş’ı inanılmaz derecede yıprattı.
‘FEDA’ dönemiyle başlayan beraberlik rüzgarları.
Kulübün düştüğü maddi çıkmaz.
Ve bence en önemlisi
‘İnsan ilişkilerindeki yanlış bilgilendirmeler’ sonucu
Biraz evvel anlatmaya çalıştığım
Ve çok zahmetler sonucu ortaya çıkardığımız
“Büyük fotoğrafı” flulaştırdı.
Kimseye yararı olmayan kavgalar.
Ego çimkirmeleri
Dipten yayılan kibirler.
Hiçbir zaman hiç kimsenin işine yaramadı.
11 yaşından beri yaşayabilmek için çalışmaya muhtaç olan ben
Ne entrikalar gördüm.
O yüzden bu satırlardan
Beşiktaşımız’ı bulunduğu bu çalkantılı ve burhanlı ortamdan çıkarmak
Seneye bitmesini beklediğimiz stadımıza, top yekün ve tek vücut girebilmemiz için
Bazı algılarımızı ve yargılarımızı rafa kaldırmamız gerekiyor.
Beşiktaş için bin bir zahmete ve eziyete katlanan bizlerin
Bu konuda bir adım öne çıkması gerektiğine inanıyorum.
Sırf bu yüzden camianın tüm fertlerinin Beşiktaş kulübünün etrafında birleşmesi gerekiyor.
Gazetedeki yazarından, televizyondaki spikerine
Futbolcu küskünlüklerinden, yönetici dargınlıklarına kadar
Bu böyle vuku bulmalıdır.
Hatta camianın kalbur üstü kısmı bile bu kervana su taşımalıdır.
Sayın Fikret Orman’ın
Kongredeki o yapıcı konuşmasından mütevellit
Herkes “Ellerini açabildiği kadar” açmalı
Birbirini kucaklayabildiği kadar kucaklayabilmelidir.
Beşiktaş’ı “Büyük” yapan değerlenden biri de budur.
Ve bilin ki,
İyi niyet doğruya ve zafere açılan çok büyük bir kapıdır.
 
******************************************************************

Bir tuğla da sen koy!
Lösemi denen illetin ne zaman bahsi geçse
Christoph Daum aklıma düşer.
Beşiktaş’ın göbeğinde
Sabit Pazar’ın hemen üstündeki derneğimize
Sevgili Bülent Albayrak’la geldiği gün hep gözümün önündedir.
Lösemili çocuklara yardım edişini
Bu hastalığa yakalananlara yardım eden derneklere devamlı bağışta bulunmasını
Hocalığından daha önde tutarım.
Ayrıldıktan sonra ikinci defa Beşiktaş’a gelişinde
Kapalı tribünün bir kısmını
Lösemili çocuklara yaptığı yardımlara yönelik döviz ve pankartlara ayırmıştık.
En anlamlısı da
“Lösemili çocuklar seni unutmadı” flamasıydı.
Sahaya çıktığında alkış tufanı kopmuştu.
Şimdi de Çarşı
Lösemili çocukların başını sokabilmesi için
“Bir tuğla da sen koy”
Sloganıyla Pazar günü Ankara’ya gitti.
Onlara merhem olmak
Umut olmak
Hazan çökmüş çehrelerine bahar olmak için seferber olundu.
Aylardır her yerde dile geliyor.
“Bir tuğla da sen koy”
Çaresizliğe meydan okumak için
Herkes el ele verdiğinde başarının tadı katlansın diye
“Tuğla” deniyor.
Ve siz
Bu illetle boğuşan arkadaşlar
Yılmayın ve cesur olun
Bu illeti alt etmiş nice kardeşimi biliyorum.
Onlar yendi
Siz de üstesinden gelebilirsiniz.
“Lösemili çocuklar seni unutmadı”
Flamasıyla giriş yapmıştık
Başka bir anlamlı flamayla bitiş yapalım.
“Asla pes etme!”

YORUM EKLE