Futbol Reaktörü!

Son yıllarda gördüğüm en anlamlı ve en etkili 90 dakika Beşiktaşın 3-0 galip geldiği dün geceki Gençlerbirliği karşılaşmasıdır futbolumuzda. İki teknik adamın hesapları bazen tutmayabilir ama Beşiktaş ile oynuyorsan tüm enerji depolarını iyi kullanmak ve 90 dakikaya yaymak zorundasın. İlk yarıda sahanın her anında topun olduğu yerde amansız baskı uygulayan Gençlerbirliği adeta kazanmaya şartlanmıştı ama ne yazık ki oyun iki 45 dakikadan ibaretti! Ne olursa olsun sert, çabuk ve sağlam kararlı futbolu ile kaybetme riskini de içeren düşünce devrenin son anında iflas etti ve güç patlaması oldu! Oğuzhan ile golü bulan Beşiktaş ikinci yarıda farkı yaparken rakibine de oyunun 90 dakika olduğunu çok iyi hatırlattı! Öyle değil böyle olmalısın ve bunu yapacak futbolcular bende dedi! Havlu atan yorgun düşen bir devrelik rakibi karşısında 90 dakikalık takım olduğunu ikinci yarıya çıkarken rakibine karşı baskıyı devir alan zihniyetle oynayan ciddi Beşiktaşlı futbolculara klasları da ekleyince ortaya Babel ve Talisca markalı gollerle vites üçlendi!. Beşiktaş takım olarak daha da farka gidecek mental ile adeta FUTBOL REAKTÖRÜ gibiydi .!

Son iki haftada rakipleri puan kaybetse de farkı açamayan Kara kartal toptan hesap görecek bir avantajı bu kez reddetmedi. Görünen o ki artık ligimizin kralı ikinci yılın da şampiyonlukla konuşulacağı ve alkışlanacağı takımı Beşiktaştır. Akşam bir gerçek daha ortaya çıktı Beşiktaş Olimpik Lyon karşısında nasıl oynaması gerektiğinin de ön hazırlığını yaptı. Tempo ise tempo, baskı ise savunma ve atak anlamında baskı, sertlik ise sertlik ve gol ise gol! Ya Babel, Talisca, Oğuzhan, Atiba, Adriano, Gökhan ve ötekiler sanki şahlanış içinde idiler. Mutlaka oynadıkları oyun onlara haz verirken seyirciyi de zevkten mutlu etmiştir! Biraz daha fazla özgüven ve mücadele inadı Beşiktaşa tur atlatabilir ve şampiyon bizi bu yıl Avrupada güldüren olabilir. Geçen hafta ki özel karşılaşmada antrenman yapan ve oyunda dinlenen futbolcular izleyenleri üzmüştü. Demek Profesyonel anlayışla istemeseler de maç seçme ve stratejik düşünme mantığı seçtikleri hedefe kilitlenme örneğini verebiliyorlar. Bu da ayrı bir gelişmedir. Fabriyi kutluyorum. Çünkü çok önemli bir oyuncu olduğunu fedakar ve zamanlaması mükemmel kurtarışlarla tüm vücudunu kullanarak kalesinde devleşiyor. Tosic basit ama çabuk ve kararlı hamlelerle rakiplere fırsat vermiyor. Marcelo çok önemli bir değer ve kalite. Quaresma artık takım oyuncusu olarak gerekeni yapıyor. Cenk amansız gol kovalama fırsatı peşinde koşarken rakiplere sıkıntı verip kalecileri her topla buluştuğunda beklenmeyen şutları ile ürkütüyor. Takımın maestrosu Oğuzhan oynuyor oynatıyor ve kritik gollerin de her zamanki gibi sahibi olup kilidi çözüyor. Kulübe her zaman zengin. Bu yepyeni bir Beşiktaş döneminin başladığını ve endüstriyel futbolda borç ödeyip cezalardan zirveye nasıl gidilmesi gereğini sergiliyor. Şenol Güneş kanımca en başarılı yaşam sürecini teknik adamlıkta Beşiktaş'ta buluyor .

Dün gece bir maç kazanma değil, sürekliliği olan bir yola çıkış startının tipik ve unutulmaz örneği sayılabilir. Bunu anlayanlar oldu sanırım! O zaman şapka çıkartacaksınız beyler! Kıskanmak değil desteklemek gerekli. Başarıyı yok etmek, kıskançlık bizi her alanda zora sokuyor. Beşiktaş gönül verdiğiniz takım olmasa da bizleri mutlu eden futbolu ile en zoru başarma koşusunda! Bu zaferle hepimiz mutlu olabiliriz. Baş öğretmen ve öğrencileri daha iyisini yapacaktır. Çünkü Nisan ayı bazı takımların çöküntü ve havlu atma ayı olabilir ama görünen odur ki Beşiktaş arayı daha da açacak! Bu da sürpriz olmayacaktır. Çünkü Ağustos böceği gibi gevezelik yapanlar saha dışından beklenti umarken Antalyaspor, Trabzonspor, Başakşehir ve Beşiktaş gerçeğini artık görsünler! Çünkü o bir futbol reaktörü oldu ülkemizde. Alkışları hak ettiler. Ne duruyorsunuz!? Nokta!

Adnan Dinçer

YORUM EKLE