Fulya'daki duvar

Şenol Güneş’in 3-1 kazandıkları mücadelenin rövanş arifesinde
“Bizi ilk maçtaki skor ilgilendirmiyor.
Sahaya kazanmak için çıkacağız” söylemi
Ciddiyetin özlemini duyduğumuz kısmıdır.
“Rehavet asla bu topraklarda yaşamaz” felsefesiyle
Yoğrulmuş bir disiplin tabii ki kabulümüzdür.
Ve bu düşüncenin eyleme geçtiği an
Bütün topçuları omuzlarımızda taşırız.
Buyurun.

Sanki filanca kuruma yardım maçı için sahaya çıkılmış da
“3-5 topa vuralım da gidelim” havasında başladı maç.
Durgun, adapte olunamamış bir hali vardı topçuların.
Ne bileyim ya da bana öyle geldi.
Çözemedim.
“Atiba’sız nasıl oluyor?” diye merak etti herhalde Şenol hoca ki
İlk 11’de göremedik Kanadalı’yı.
Değişik bir kurguyla Gökhan İnler ve Necip kapmıştı formayı.
“Ve Cenk yoksa
Ben buradayım” diyen bir Aboubakar vardı sahada.
Onu da kalenin örümcek ağlarına vurduğu toptan anladık.
Öyle bir gol attı ki
“Bana Afrika-Avrupa fark etmez” der gibiydi: 1-0.
İlk yarım saat aşıldığında gol haricinde
Ne kalelerine gittik ne kalemize geldiler.
Beşiktaş, “3 gün sonra maçım var, sizinle uğraşamam” der gibi dursa da sahada
İsrail temsilcisi de “Bu olağanüstü durumdan bir ısırık alabilir miyim acaba?” çabasındaydı.
Zira orta sahamızdaki garip durgunluktan
İyice hissettirmeye başladılar kendilerini.
Yoksa spikerin ağzından 3-5 kere Fabri ismini duymazdık.
İkinci yarıda değişin tek görüntü
Defanstan çıkarken topu alan oyuncuların
Kimseye selam vermeden 30-40 metre top sürmesiydi.
Şimdi duruyor mu bilmem.
Eskiden Fulya’da düz ve dik bir duvar vardı.
Üstüne kireçle kale çizmişlerdi.
Topçular o duvara karşı şut çalışması yapardı.
Vurdukça geri gelirdi top.
Aynı o hesap
Her iki takım da Fulya’da duvara çarpan top gibi
Çarpıp çarpıp geri geldiler.
Son o toplardan biri geri gelmedi.
63’te gol yedik: 1-1.
Golden sonra sahada başka maç varmış da
Tribündekiler başka maçı seyrediyormuş gibi bir havaya dahil olduk.
İkinci golü yesek ki %100’ü kaçırdılar
Tribünler hâlâ başka maçın tezahüratını demlendiriyorlardı.
Ve son 20 dakikaya soru işaretleriyle girdik
Allah’tan Şenol Hoca, olayın vahametini çabuk kavradı da
Oyuncu değişiklikleriyle takıma biraz nefes aldırdı.
Hatta biz de derin bir nefes aldık desek yeridir.
Aboubakar, “Cenk yoksa ben varım” derse
Cenk geri kalır mı?
O da “Aboubakar sakatlanırsa ben ne güne duruyorum” dercesine
Oyuna girer girmez, “Beşiktaş son 16’da” dedi: 2-1
Hayırlı kuralar efendim.

Alen Markaryan / Akşam

YORUM EKLE