07.07.2014, 00:00

Ego Ve Kibir

Dışarıdan bakıldığında adaletli, nezaketli ve uzlaşmacı yapısıyla her zaman birleştirici bir misyon üstlenmiştir Türk sporunda Beşiktaş. 
Baba Hakkı'dan, Şeref Görkey'e 'Hak ve Şeref' kavramının her türlü başarının önünde görüldüğü bu camia, kendi içindeyse yakalandığı amansız birhastalığa teslim oldu. Ego ve Kibir!
En son hangi başkanla, yöneticiyle, teknik direktörle ya da futbolcuyla sarılarak vedalaşıldı hatırlayan var mı?
Aşağıda adı geçen bazı kişiler yakın tarihte yolu Beşiktaş ile kesişmiş, 
büyük umutlarla gelen ama gidişleri bir birine çok benzeyen isimler.
Lucescu. Çingene! 
100. Yıl şampiyonluğunun ardından 101.Yılda operasyon onunla başladı. 11 Puan öndeyken  İçeriden, dışarıdan ve arkasından her türlü iş çevrildi. Şampiyonluk Fenerbahçe'ye takdim edildi. Luçe en çok birlikte görev yaptığı kişileri işaret etti."Bu ülke Çavuşesku'nun Romanyasına dönüyor" dedi. Kovulmaktan beter edildi.
Delbosque. Yeniköy kasabı! 
İspanyol futbolunun en önemli temsilcilerinden biri.'Hoca falan değil' dendi. İşler biraz kötü gidince sözleşmesi tek taraflı fesh edildi. Ekselansları halen İspanya Milli takımının hocası. "Ben bir şey istemem şu yardımcılarımın sözleşmede yazan alacaklarını verin yeter" dedi. '5 Kuruş alamazsın' dediler. Beşiktaş tarihinin en büyük tazminatını alarak gitti.
Jean Tigana. 
'Mali'li hoca mı olur?' dendi. Ağzındaki kürdan herkesebattı. Sözleşmesi fesh edildi. Tazminatını alarak gitti.
Schuster.
İspanyol görünümlü Alman. Futbolcuyken de pek sevilmezdi! Siz bilmezsiniz zamanında Alman Milli takımında oynamak için para bile istemişti(!)Çok suratsız dendi. Kavga dövüş gönderildi.
Guti Hernandes. 
Dünya futbolunun unutulmaz karakteri. Beşiktaş'a R.Madrid kaptanıyken geldi. Aynı zamanda Dünyanın en büyük Play-Boy'larından biri. 5 milyondan fazla bayan hayranı var. Reina'da  kadınlara sarkıyor dendi! Her adımında medyaya yem edildi. Sonra çekip gitti. Giderken 'Beşiktaş çok büyük kulüp ama amatörler tarafından yönetiliyor' dedi.
Ricardo Quaresma.
Beşiktaş tarihinin en sansasyonel transferi. Yeni yönetim gelir gelmez tepesine bindi. Alacağı ücrette önce indirim yapmayı kabul etmedi. Sonra tamam kabul, FEDA dedi. İş işten geçti. 
Ümraniyede malzemecilerin üzerine işedi(!)  Kadro dışı bırakıldı paket edilip gönderildi.
Şimdi Porto'da

Manuel Fernandes.
Bir ara fenomendi. 
Parayla istediler verilmedi. Sonra fena bozdu kendini.  Ligin ikinci yarısı aforoz edildi. Kadro dışı kaldı, tıkır tıkır parasını aldı. Bir ara 20 Milyon€ değer biçilmişti bedavaya Rusya'ya gitti.
Jeromine Jones.
Amerika asıllı Alman. Son dönemde Beşiktaş'a gelen tanınmış isimlerden bir diğeri. Siyah beyazlı formanın DK'da ki, iki temsilcisinden biriydi. Yarım sezon ve opsiyonlu transfer edildi. Belki bekleneni veremedi ama arayıp bir teşekkür edilebilirdi. "Beşiktaş'ı anlamıyorum hiç arayıp sormadılar beni. Artık arasalar da asla geri dönmem" dedi.

Son halka Hugo Almeida. 
Bileti kesildi. O dünya kupasındayken hakkında her şey söylendi. 'Nereye giderse gitsin işimiz olmaz artık onunla' dendi.
Bunlar yakın geçmiştendi...
Farzet hiç biri işe yaramazdı ve hepsi gitmeyi hak etti. Hatta bütün suç kendilerindeydi.
Feyyaz, İlhan, Nouma, Tümer, Sergen, Cordoba, Rıza hoca, Ertuğrul Hoca ve benzerleri...Onlrın gidişleri de bir tuhaf değil miydi?
Yukarıda ismi geçen her bir ismin kişilikleri karakterleri ya da Beşiktaşa katkıları tartışılabilir. Sevenleride vardır sevmeyenleride. 
Tek ortak yönleri onları Beşiktaş istedi ve getirdi. Onlar öyle ya da Beşiktaş'ın tarihi.Gelişlere bakın bir de gidişlere.'Güle güle git' demek bu kadar zor olmasa gerek.
Ya taraftar!
Nasıl birbirine girdi?

Yıkılmaz denen son kale nasıl yerlebir edildi.
Şimdi sorsan herkes kendine göre haklı.
Suçlu; sen, ben, o, şu, bu fark eder mi?
Sonuçta kim kaybetti?
Koskoca Beşiktaş. 
Yazık günah değil mi?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@