E-Bilet...

 Gençlik ve Spor İl Müdürü Sayın Mehmet Baykan’a bundan üç, üç buçuk ay evvel makamında davetine gittiğimde,

E-Bilet’i de konuşmuştuk...
Tribün terörünü de...
Nasıl önlem alınması gerektiğini de dile getirdik...
Arada kaynayan ufak detayların nasıl büyük problemler çıkardığını da... 
Bildiklerimi paylaşmıştım.
Hatta eski Spor Bakanı Sayın Suat Kılıç’ın, 
Sahur davetinde de iştişarelerde bulunduk.
Kendisi E-Bilet’in çıkmasını ısrarla istiyordu.
Ben söz alıp, 
Altyapının eksiksiz hazırlanmasını...
Kulüp yöneticilerinin mutlaka sorumluluk alması gerektiğini...
İngiltere ve Almanya’dan baz alınarak,
Türkiye’de spor yasası çıkarılmamasını... 
Çünkü,
Ülkeler arasında kültürden, dine,
Tarihten, coğrafyaya kadar farklılıklar olduğunu... 
İnsan başına düşen milli hasiladan tutunda...
Eğlence anlayışına kadar çeşitlilikler yaşandığını... 
Bu nedenlerden dolayı,
Türk insanının bazı konulara ayak uydurmasının mümkün olamayacağına,
Kavlimce ve dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım.
Bu köşeden de anlatamaya devam edeceğimi belirtir;
Yeni Spor Bakanımız Akif Çağatay Kılıç’a yeni görevinde başarılar dilerim.

Geldik frizbiye

Bu koltuk kırma ve atma olayları... 
Çoğunlukla deplasman taraftarına ayrılan bölümde oluyor mu?
Oluyor.
Neden?
Çünkü çoğu defa oturma yerleri bir önceki maçta kırılmış ve öyle de bırakılmış.
Nedense!!!??
Elli kuruşluk en adi plastikten yapılmış koltuk, kırık halde tribünde bırakılırsa ne olur?
Frizbi!
Ne yapılması lazım?
Koltukların her biri 10’ar kiloluk demirden olup...
Büyük boy vidayla taşa vidalanması...
Bu kadar basit.
Dolayısıyla kırılamaz.
“Kırılamaz ama sökülebilir” diyorsanız...
Sökülebilir ama kaldırılamaz.
Kaldırılsa bile atılamaz.
Hakikaten çok basit.
Yeter ki isteyin.
Ve E-Bilet’e geçerken.
Lütfen bu konulardan geçmeyi ihmal etmeyin.

Frizbi ve koltuk

Tribündeki koltukların sahaya atıldığını,
İnsanların yaralandığını,
Televizyonların bunları karelerce ve kerelerse yayınladığını,
Sonra konuşmacıların ve yazıcıların,
“Tribün terörü hortladı” diye ortalığı,
Atılan koltuklardan beter yaptığını, 
Yüzlerce kere seyrettik ve dinledik.
Hiç çözüm önereni gördünüz mü?
Hayır!
Neden?
Çünkü çözümsüzlük belli bir kısmın işine geliyor.
Kaostan nemalananlar var.
Halbuki birçok kere reçeteyi, prospektösüyle beraber sunduk.
Bir daha sunalım...

YORUM EKLE