Bu karşılaşmayı yorumlarken medyanın maç öncesi ve sonrası tutumunu ve verilerini gözden geçirdim. Beşiktaş'ı Fenerbahçe karşılaşmasının sonucunda  bayağı zedeleyen satırlar gördüm. Hatta Başkan Aziz Yıldırım'ın da bu atmosferde yaptığı basın toplantısı da önemliydi. Oradan "Kaşar" benzetmesi  karşılığı Bjk Tv den gelen "Bebek" ağlamaları beni hiç memnun etmedi. Çünkü çözüm bu değil! Elden giden gerçek çok belli. FUTBOL!..

  Üç takımımız da aslında kişisel hatalar veya kimine göre kadro  kurulması sonucu beraberliği zor kurtardı. Galatasaray Hamza' yı ipe çekmeye hazırlanırken Fenerbahçe Van Persie ile Pereira çatışması yaşıyor ve Beşiktaş ise Quaresma'yı kazanma moduna girip Oğuzhanı kenarda tutuyor! Bu kadro ta başından bu yana ısrarla önerdiğim ve asla onlarsız olmayacak çekirdek yapının ihmali sonucu kurban edilmemeli bu yıl. Önemsemeyenlerin hedefinde olsam da bu işte bir öngörüm var.  Profesyonel başarılara imzam olduğu için Teknik adam olarak önemli uyarılarda bulunuyorum. Sonradan "Haklı çıkmak" adına  yapmıyorum bu mücadeleyi...
 Bu ne yazık ki Sporting Lizbon karşısında bir kez daha netleşti. 
Biliç Oğuzhana vermediği 90 dakikaların inadı nedeniyle şampiyonluğu hediye etti gitti! Şimdilerde değeri anlaşılan Veli Kavlak, Atiba, Gökhan Töre ve Oğuzhan'sız  Beşiktaş asla olamaz öngörüm yavaş yavaş sahiplenilmeye başlandı ki dün gece tüm umutlarımızı Quaresma'ya  taşırken yine Oğuzhan'ı kulübede unuttuk ilk yarı .Rakibimiz genç 7 değişik futbolcu ile bize etkili ataklar yaptı ve goller kaçırdı veya Tolga kurtardı. İkinci yarı Oğuzhan ile orta alanda taktiksel ve oyun başarısı elimize geçti. Herkes kazanmak için topu iyi ve çabuk kullandı. Beck ilk kez etkili çıkışlar yaptı, G.Töre Oğuzhan ile rakibi gerçekten çok zorladı. Necip'in sonucu koruma taktiği yerine Sosa da yerini Cenk'e bırakarak gol pozisyonlarımız arttı. Gomez'e yapılan bal gibi penaltıydı ve ofsayt da yoktu. Atiba bu kez etkili değildi.

Quaresma birkaç isabetsiz orta ve uzaktan, çaprazdan attığı şut dışında oyuna beklediğim katkıda bulunamadı... Kerim belki laf olsun diye son dakika oyuna alındı ama bu oyunun genelini etkileyecek değişiklik olamazdı. Grupta belki kendimizi rahat düşünüyoruz, İşimizin gelecek adına zor olduğu gerçeğini unutmamalıyız.Benim kafam genelde futbol adına yapılan yorumlar ve ifadelere de takılıyor. Kimi yorumcular ve yazarlar kendilerini takım yöneticisi yerine koyarak futbola yakışmayan ifadeler ve kelimeler kullanıyorlar. Ortalığı germek nedense hoşlarına gidiyor olabilir!
Sonuçta Teknik adamları gönderip yerlerine isimler tavsiye etmeleri hiç hoş değil. Acemi gençlere ve futbolla pek ilgisi olmadığı belli arkadaşlara ekranlar teslim edilmiş. Bu sabah bir genç arkadaşın Sporting Lizbon takımının futbolcuları için "Dört nala koşuyorlar" diye tarifte bulunması doğrusu futbola yeni bir terim olarak mı girdi diye beni şaşırttı! Ayıp oluyor biraz. Futbolcular AT değil ve dört ayakları da yok!
Neyse Beşiktaş kazanabileceği ama belki de kaybedebileceği bir 90 dakika oynadı. Grupta işi kolay değil. Zor karşılaşmalar kendisini bekliyor diye düşünüyorum. Sadece gerçek bir uyarı olarak takımın baskılı ve daha formda olması gereken bazı futbolculara ihtiyacı var.. Bu da Şenol Güneş'e düşen görev... Kadro yeterli ve donanımlıdır. Sakatların iyileşmesi gücümüzü arttıracak ama bu takımın yönetmeni bana göre Oğuzhan. Golcüsünü beslemek ve oyunu süratlendirmek de G.Töre'nin işi diye düşünüyorum. Stadın dolmaması da yine önemli bir konu ve Beşiktaş yönetimi de bir an önce bu durumu çözmelidir...