Derdimiz kendi gücümüzü sınamak değil Ali Bey!

Harıl harıl stat aradığımız günlerdi
Çok değil 2 sene evvelden bahsediyorum
Tanıdık sima kaç tane stat varsa
“Kapısı çalındı”
‘İki topa vuracağız bize de müsaade var mı?’ diye.
Bırakın müsadeyi
“Kapımızı çaldılar (!)” diye bir karakola gitmedikleri kaldı iyi mi!
O dönemlerde G.Saray yöneticisi Adnan Öztürk ön plana çıkıyor
“Stat falan vermeyiz” diyordu.
Hatta ben de bir radyo programında
“Bu geçiş dönemini
Butik bir statta
Biz bize ve kol kola
Yoğunlaşarak
Yürüme adımı mesafesinde halletmeliyiz
Bizi istemeyeni biz hiç istemeyiz” demiştim.
Vakti geldiğinde detayları da bilahere konuşuruz.
………………………..
O zamanlar
Altını oyma (!)
Gümüşü eskitme (!)
Bakırı parlatma (!) gibi meslekleri bilmediğimizden
Hep beraber düşünmeyi
Camia olarak aynı anda hareket etmeyi benimsiyordum.
Üstüne
Arena’da oynanan Galatasaray-Beşiktaş maçında
Şeref tribününde Fikret Orman tek başına oturuyor
Yanında oturması gereken o dönemin başkanı Ünal Aysal ise
Locada oturmayı daha uygun görüyordu.
Hani bir yerde herkes safını belli etmişti.
Zaman ilerliyordu
Beşiktaş stat inşaatına başlamış
Bayağı bir yol kat etmişti.
Çeşitli faktörlerin bir araya gelmesinden kaynaklanan
Seyirci(!) azlığı
Ve buna dayalı stat geliri elde edememe
Beşiktaş yönetimini değişik arayışlara itiyordu.
İstanbul’da oynanması gereken Trabzon maçını
“Konya’da oynayalım mı?” diye sordular Trabzon yönetimine
Allah razı olsun hiç düşünmeden “Evet!” dedi Hacıosmanoğlu
Maç oynandı ve bitti
Sırada yine Beşiktaş’ın kendi sahasında oynaması gereken Galatasaray maçı vardı.
Onu da Konya’da oynamak istedi Beşiktaş yönetimi
Laf aramızda ben olsam
Her defasında dostluk elini geri çeken
Galatasaray yönetimine
Böyle bir teklifte asla bulunmazdım.
Galatasaray cephesinden cevap hiç gecikmedi
Şaşırtıcı da değildi üstelik
Ali Dürüst yaptığı açıklamada
“Maçı Konya’da değil, İstanbul’da oynayacağız” diyerek
Kullandığı cümlenin içine
Karar merciinin kendilerinin olduğunu da kamufle ediyordu.
Hal böyleyken
Yapılması gereken hususlar içinde
Tartışmayı tekrar gündeme getirmek
“Zahmet etmişsiniz Ali Bey! Siz nerede istiyorsanız orada oynayalım.”
Derdiniz kendi gücümüzü sınamak değil
Zor günde yan yana durabiliyor muyuz onu öğrenmekti.
“Öğrendik!” deyip
Hodri Meydan çekmek en hayırlıcasıdır.
Spor kamuoyuna hürmetle.

///////////////////////////////////////

Doğanın döngüsü ve Liverpool

Pazartesi günü Üsküdar’a geçmek için
Beşiktaş’a inmiştim
Saat 14:00 sularıydı.
Meydandaki büfelerin arasından iskeleye yürürken
Bağırtıların
Islıkların
Çığlıkların arasında kaldım.
Nargile fokurdatanlar marpuçlarıyla
Çay içenler elinde bardaklarla ayağa fırlamıştı.
‘Ne oluyor’ demeye kalmadı ki
Televizyonda bizim Sinyor İnfantino’nun suratını
Ekranın altında da
Beşiktaş-Liverpool’la eşleşti yazısını gördüm.
Sanki çantaya keklik girmişti de
Millet kutlama yapıyor diye iç geçirdiğimde
Denizin üstündeydim.
…………………………
“Günlerdir herkesin okuya okuya adeta çağırdığı”
Liverpool en sonunda gelmişti işte.
Bu da ‘Bir şeyi çok istersen olur’ tezini doğruladı gibi geliyor bana.
Aklıma sevgili Reha Ağabey (Muhtar) geldi.
Onun da bu evrendeki dönüşümle ilgili
Çok karalamışlığı vardır.
Lakin ben
Bu turu daha zayıf takımla oynayıp
Daha bir ele avuca geldikten sonra
Önüme gelenle restleşmekten yanaydım
Olmadı
Doğanın o muhteşem döngüsü kazandı
Aynı ruh çağırır gibi ‘Liverpool’ diye diye getirdiler iyi mi
Tereddütüm
Gövdesi çok kalın ve çok kuvvetli olacak genç bir fidenin
Zamansız kırılabilir olmasıdır.
Tereddütüm
Tüm camianın çok şey beklediği ve umut bağladığı harbi bir delikanlının
Hayal-i sukuta uğrayabilecek olmasıdır.
Korkum yoktur
Çünkü ecele faydası yoktur.
Beşiktaş için hassasiyetlerim ve heyecanlarım vardır.
İncinmesini istemediğim için tereddüt etmekteyim ki
Buna dayalı
Algıya umut pompalanmasından rahatsızım o kadar
Yoksa
Liverpool yenilmeyecek bir takım değildir.
Ama
‘İyi ki Liverpool çıktı’ diye de göbek atılacak bir takım da değildir.
O yüzden ben
‘Gaz’lamak yerine
El freniyle gidilmesinde fayda olduğunu düşünüyorum.
Hadi rast gele…

YORUM EKLE