Damdan düşenin reçetesi

 3 Temmuz sürecinin yarattığı bir girdap
Passo Lig Kartı ve sistemiyle birlikte iyice derinleşti.
Yanlış zamanlama
Kendini ifade edememe
Eksik yaptırım
İnsanların kafasında hep soru işareti bıraktı.
Üstüne
Maç günlerine ve maç saatlerine karışan yayıncı kuruluşun
Kavram karmaşası
Reklam endişesi
Derinleşen girdabı tusunamiye çevirdi.
……………
Bu tusunami
Özellikle son 1 senedir bütün tribünleri suyun altında bıraktı.
İnsanlar nefessiz kaldı adeta.
‘Maç’çı dediğimiz kesim kendini iyice çekti.
Tribünler arası rekabet bitti.
Müşteri olarak görülmek
Ve buna dayalı enayi yerine konmak insanları rahatsız etti.
Dışarıdan bakıldığında
Hep İngiltere ve Almanya’dan örnek gösterilmesi
Ülke insanının
Tarihini
Kültürünü
Ve geleneklerini
Anlayamama ve bilememe gibi bir eğilimin içinde gösteriyor yetkilileri.
……………..
Halbuki
Ne güzel gündüz maçlarımız vardı bizim.
Hem Kadıköy’de hem İnönü’de oynanan eş zamanlı tıka basa dolu tribünler yaşadık biz.
Hem İstanbul bugünkü kadar kalabalık değildi o zamanlar.
Peki ne oldu da bugünkü gibi
Kısır
Tatsız
Ve mutsuz bir cendereye sıkıştık.
……………..
Benim bakış açım tabi ki izafidir ama
Baktığım pencereden gördüklerimi size aktarmak istiyorum.
Gün oldu
Futbolcu kendini yere attı.
Tribünlere hakemi hedef gösterdi.
Böylelikle kendine oynarken
Skordan dolayı gerilmiş taraftara benzin döküyordu.
Olaylar çıkıyor,
Medya da flaş manşetlerle suçu
Tribünlerin günah hanesine yazıyordu.
Gün geldi
Hakemlerin çok yanlı ve eyyamlı zamanları oldu.
Hala da var…
Akdeniz ikliminin tipik özelliğini taşıyan ülkemiz insanlarında
Çabuk parlamalar
Geleneksel küfür yakıştırmaları
Ve hedef göstermeler meşhurdur.
Cezayı hemen oracıkta küfürle keser.
Çalındığına inanılan maçlardan ve şampiyonluklardan kaynaklanan
Algı yönetimleri
Tribünleri hep ters tarafa yönlendirdi.
Ve agresif kıldı.
Medya yine hedef oklarını tribünü işaret ederek kullanıyordu.
………………..
Yönetimler her zaman işi bilen adamlardan oluşmuyor.
Bireysel hatalar
Kendine pay çıkarmalar
Tribünleri bölmeler
Bazı çevrelere şirin gözükmeye çalışmalar…
Ve bunlardan dolayı çıkan, ‘hır’larda
‘Yine rant için birbirlerine girdiler
Yine bilet kavgası’ yaftalarıyla
Tribünleri hep karaladılar.
……………
Mikrofonu olmayan
Savunması sıfır
Tek sermayesi sesi olan tribünler
Bu coğrafyanın günah keçisiydi.
Hatalar yok muydu?
Tabi ki vardı.
Lakin
Elmayla armut ayrılmıyor
Ne var ne yok aynı sandığın içine konuyordu.
Sağdılar
Sağdılar
Sağdılar…
En sonunda kuruduk.
…………….
20 yaşındaki futbolcular milyon dolarlarla oynayıp
Taraftarın hisleriyle oynarken
50-60 yaşındaki adamlar armanın peşinden koşuyordu.
Hakemler ne kadar kötü maç yönetirse yönetsin
Ne kadar ‘hak’ çalınırsa çalınsın
Hep yanlarına kar kalıyordu.
Bana yöneticilik yaptığı dönem hariç
Maça gelen kaç yönetici gösterebilirsiniz.
İnanın bir elin parmaklarını geçmez.
Gösteremezsiniz.
Çünkü varlıkları o kulübe ait değildir.
Çoğu tuttuğu takıma görev yapmak için değil
Çevre ve reklam yapmak için gelmiştir.
………………..
Ya köşe başındaki yorumcular
Onların reyting kaygıları ve kavgaları
Neyse…
Ben bunları kimseyi suçlamak için yazmıyorum.
Amacım gözlemlediklerimi belki ışık olur diye ortaya koymak.
Lakin
Herkesin şapkasını önüne koyma vakti geldi diye düşünüyorum.
Buyurun!
Elinizle inşa ettiğiniz statlara bakın hele
Bomboş
Bir ara o kadar kalabalıktı ki bu tribünler
Bari merdivenler boş kalsın, iki nefes alalım diye
‘Merdiven boşluğu tabiri ve kanunu çıkarıldı’ iyi mi!
Şimdi de evlere merdiven dayayacaklar neredeyse,
Maça gelin diye.
Anlayın gayri…
………………..
Biraz daha uzatırsam spor müdüründen fırça yiyeceğim.
O yüzden lafın belini kırarsak
‘Taraftar meşale yaktı’ diye ceza alıyorsa
Hakem de düdüğüyle kulüpleri yaktığında ceza almalı.
Taraftar küfür edip, gemileri yaktığında kulüpler ceza alıyorsa
Ekrandaki yorumcular küfürden beter kelam edip, sağı solu yaktıklarında
Bağlı oldukları televizyonlar ceza almalı.
Ve!
Ve birileri çıkmalı
Bu güzel ülkemizin ışıklarını mutlaka yakmalı.

////////////////////////////

Oğuzhan’la uğraşmayın

Oğuzhan’ın oyundan çıktıktan sonra
Beşiktaş’ın gol yediğine vurgu yapan bazı çevreler var.
Bu da Oğuzhan’ın ofansının olmadığını gösteriyormuş.
Böyle buyuruyor bazı muhteremler.
Benim aklım erdiğinden beri böyledir.
Beşiktaş’ta iyiden yana sivrilmiş ne varsa törpülerler.
Kötü ne varsa da şişirirler.
Ki patladığında iyi ses çıksın
………….
Son dakikada yenilen goller tamamen
Yanlış kademeden
Adamını kaçırmadan
Özgüven eksikliğinden
Geri paslardaki beceriksizliklerden kaynaklanmaktadır.
………………
Son dakika
10 kişiyle oynuyorken
10 kişiyle karşı kaleye kornere gitmenin
Oğuzhan’ın oyundan çıkmasıyla ne alakası vardır.
Alaka ve sorumluluk tamamen teknik ekibindir.
Teknik patron
Elini beline koyup
Çizgiye kadar gelecek
İpini koparmış arena boğası gibi karşı kaleye koşan topçularından en az 5’ine
Orta sahayı geçeni yakarım diyecektir.
Demiyorsa
Oğuzhan’ı ‘kötü karenin’ içine ne karıştırıyorsun canım kardeşim.
…………….
Oğuzhan artık asmalarda üzümdür.
Olgunlaşmaya başlamıştır.
Ve Beşiktaş’ın önündeki 10 senedir.
Hele Kerim Frei’nin vites yükseltmesiyle
Artık o da kendine yakışanı yapacak
Vitese gerek duymadan
Kendiliğinden hızlanacaktır.

///////////////////////

KAFA YORDUKLARIM

Spikerler maç anlatımlarında
Demba’nın ayağına top geldiğinde
‘Dem-Baba’ diyorlar.  ‘Dembaba’ diyorlar.
Sanki adamın ismi ‘Dem’miş de ‘Baba’ diye de hitap ediyormuş gibi.
Halbuki ‘Ba’yı Demba’dan ayırmak zorundalar.
Bunu vurgulamalılar.
Nasıl böyle bir şey yapabildiklerine
Acayip kafa yoruyorum.
 

YORUM EKLE