Daldan Dala Trivela

Beşiktaş’ın asıl problemi kurumsal dediğimde, tam da bundan bahsediyordum.

Hani sadece geyik masallarında anlatılan bir teori var ya? “Yönetim ne yapsın kardeşim” diye başlayan!

İşte tam burada düğümlenip kalıyoruz.

Takımın başına Real Madrid’de çalışmış hocayı getirdiler. Quaresma dedik aldılar, Guti dedik aldılar. Simao, Almeida, Fernandez. Hepsi tamam. E sonuç?

O zaman tek bir suçlu arar ve faturayı ona kesmeye çalışırsak yine her zamanki yanılgıya düşeriz.

Bu adamları getirdiğin kadar, nasıl ve ne şekilde getirdiğinde önemli.

Sadece alıp gelmek ile bu işlerin olmadığını daha önceleri fazlasıyla gördük.

Senin getirdiğin adam buraya hangi kafayla geldi.

Gelirken kendi adına hangi hedefleri belirledi?

Seni çok istiyoruz derken, acaba farklı tavizler mi verildi?

İki yıl önceki Galatasaray örneği  hala çok taze değil mi?

Takımın başına Barcelona’nın dünyaca ünlü hocası Rijkaart getirilirken Keweel, Baros, Dos Santos, Jo Alves,Elano’lu kadrosu ile tıpkı Beşiktaş gibi bir hava yaratmıştı.

Orada Rijkaart, burada Schuster vardı. Orada Keweel, burada Quaresma. Orada Dos Santos, burada Simao. Orada Jo Alves’di, burada Almeida. Orada Elano, burada Guti.

Şimdi tabloya yeniden dönersek oradakilerden dört tanesi gitti. İki tanesi bir var - bir yok.

Tabii yine orada bir de şey vardı, En büyük transfer Haldun Üstünel.

Ne tesadüftü ki burada da bir şey var, Beşiktaş’ın çocuğu Serdal Adalı.

Beşiktaş, hiç istemesek de sanki bu yolda emin adımlarla ilerliyor.

İşin kötü yanı, henüz Beşiktaş yolun başında, hala balon hava alıyor.

Ama bu hızla üflemeye devam edilirse, korkarım sonuç aynı olacak.

Futbolcuların kafası ile ayakları doğru orantılı çalışıyor.

Kafaları ne derse ayakları da onu yapıyor.

Beşiktaş Başkanı iki ay önce katıldığı bir programda Ferrari ile ilgili bir soruya aynen şu cevabı vermişti.

"Ferrari’yi takımda düşünmüyoruz, fakat maalesef sözleşmemiz devam ettiğinden gönderemiyoruz"

Başkan’ın maalesef gönderemiyoruz dediği adam Fenerbahçe maçında herkesi gönderdi işte.

Sadece o da değil, bir de Bobo mevzusu var. Bana göre Beşiktaşın alt yapısından yetişmiş bir oyuncu Bobo.

Tüm yabancılar arasında en düşük paraya oynuyor, buna rağmen istatistikler ortada Almeida, Bobo’yu aratıyor.

Fernandez olayı ise tam bir saçmalık. Uefa'da statü gereği oynayamıyor. Ligde de Schuster oynatmıyor.

O zaman neden kiralandı bu adam. Çok yetenekliymiş, gelecek vaad ediyor muş? Bana ne!

Çok yetenekli ise Valencia yedirir mi sanıyorsun adamı sana ?

Kendi alt yapısından oyuncu çıkaramayanlar, başka bir genç oyuncuyu Valencia’nın elinden kapacaklar?

Çok yetenekliymiş, sonuçta topa yükselmesini bilmeyen Necip’in yedeği.

Necip demişken, Altyapıda ki tüm hocalarına sevgiler göndermeden geçmeyeceğim.

Bir Allahın hocası bu çocuğa nasıl savunma yapılacağını öğretmedi mi?

Kendi kaleni savunurken rakibin arkasından, topa sersemce yükselmemesi gerektiğini, bir de üstüne kafa ile dürtülmeyeceğini?

Şunu unutmamalı tabii, Altyapı’da bazı minikler ayda en az  5 Bin TL kazanırken, bu çocukları yetiştiren hocalarına 2 Bin TL maaş alıyormuş o da Rötarlı.

Ve sonrada bu hocalara “Al bu çocukları Beşiktaş’a hazırla” deniyor.

Of be arkadaş neresinden tutsam elimde kalıyor bu günlerde Beşiktaş.

Amatör branşları, mali yapıyı, iletişim departmanını, gelecek planlarını yazmaya elim varmıyor bile.

Çok daraldım bugün yine.

Beşiktaş ile ilgili birşey görmek istemiyorum bir süre.

Sizde benim gibi tuhaf bir ruh halindeyseniz, iyi bir tavsiyem var.

Açın BJK TV’yi Madonna konseri izleyin.

 

Erdem Ulus

www.kartalbakisi.com

YORUM EKLE